Savunmasız minik yavrunun gözlerinden akıyor yaşlar,
ve gücüm acısını dindiremediye yetmez ise
Kendisine yardım elimi uzatamazsam
Sesim ve nefesim acısını dindirmeye
yetmediği zamanlarda,
yüreğim kanar, dünyam yıkılır.
Bir çocuğun kalbi kırılırsa
savaş, yoksulluk ve adaletsizlik yoluyla
Yürekleriniz de bu derin acılardan rahatsızlık duyar mı acaba ?
Karşımda durduğun anda,
sessiz ama şikayetçi, acı gözlerle,
dünyam ağlar
gözlerim pınarları öfkelenir,
Endişeli bir anne yaklaşır, ağlayan çocuğa sevgiyle sarılır
İçimde zelzele olur, dert yüreğime yuva kurar
Kara bulutlar etrafımı sarar
Öfkeli dalgaların hezimetine yakalanırım aniden
gözyaşlarım çamurlu yağmur suyuna karışır.
Modern zamanlarda yaṣananlardan utanırım,
bir annenin ağır darbelere maruz kalan yüreğini gereğinden fazla hırpalamamak için,
Sessiz gözyaşlarım ardına saklanırım.
Düşüncelerin kasvetli mesajı
hor görüldüğü için ağlayan bir kadın.
Haber merkezleri, gazeteler, ekranlar,
ve şiddet,
tecavüze uğrayan, aşağılanan, işkence gören masum bir çocuk,
Satın alınmış bir mal olarak kabul edilir,
Benim yüreğimse yerinden çıkar
ve hayatımda hiç bir zaman insanüstü bir varlık ile karşılaşmamaya karar veririm
Kendimden ve yapabileceklerimden korkarım
Bu tarz bir acıyı kim dindirebilir?…
Minik yuvasına nasıl sığar yüreğim
Bu adaletsiz dünyadan, acıya sırtımı dönerek adaletli ve barışçıl bir dünya yaratmaya doğru dönmektir tek çarem.
ağlayan çocukların ve annelerin olmadığı bir dünya için mücadele ederim.
Sonra dev dalgalarla kötülük saçan dünyayı yıkamak isterim.
Temizler mi bu adaletsiz dünyayı seller.
çilenin reva görüldüğü, ağlayan işçinin yanında olacağım,
her daim,
ve her yerde binlerce, milyonlarcalar
fabrikaları, varoşları dolduruyorlar,
ve kendilerini aṣağıda tutmak için kolları sıvayan kışlaların baskısı muazzam,
hayat üretim iliṣkilerinin kölesi,
batıdaki zenginliğin, modernitenin kaynağı,
Doğu’daki kitlelerin büyük acıları üzerine inşa edilir
fırtınalar onları bilinmeyen mekanlara savurur
üretkenlikleri zenginlerin birikimleri ile ölçülür.
Sırtımda ağır bir yük gibi,
Sevgisiz, güneş ışığına yabancı kalan dünya,
ve fakir olduğunuzda, kitlelere haksızlık yapıldığında.
Ellerim, kollarım iki yanıma düṣer
Dudaklarım titrer,
nefesim daralır,
Zamana meydan okuyan alnın kırışıklıklarında saklanırım,
işçinin yorgun ellerinde,
ve emeğin kanatları altına düşünürüm,
dev ölüm- kalım kavgasının ortasında.
Geleceğin ufkunu karartan, bizi sefaletin kucağına atan adaletsizlik ve eşitsizlik,
Kan ağlayan savaş silahlarına canları pahasına karşı duranlar,
Kim bir kuş sürüsü halinde öfkeli fırtınaya meydan okur,
gururlu, samimi ve cesur olanlar,
Işığımı en kuytu karanlığa hapsederler.
bu dünya yıkılsın isterim,
Korkmadan yaşayabilir miyim
hayatı gözlerimle görüp kalbimle hissetmek,
ilk esintide savrulmadan, yıkılmadan.
Ömrümü insanlığın saadeti için adayacağım çalışkan kardeşlerinle,
yan yana durarak
Herkes benim hakkımda istediğini söyleyebilir ve düşünebilir,
ya da üstüme dileği kaftanı biçebiliir.
İstersen önüme dağları indir,
Ben üreten işçi olduğum için mutluyum,
Günümüz dünyasında barış, kardeşlik ve eşit haklar için mücadele eden.
Özgür M. Demirel
( Şiirin aslı Almanca dilinde yayımlanmıṣtır…)














