Dün 12 Eylül öncesi dönemin efsane sendikacilarindan bir arkadaşımın cenazesine gittim.
Çok fazla ortak anımız vardı.
Uzun yıllardır hiç irtibatımız kesilmedi.
Ara ara bir araya geldikçe uzun uzun sohbetler eder, bazende telefonlasirdik.
O da ben de, yaşadığımız bir çok şeyi hep içimize atıp,
Özellikle bu dünyadan göçenlerin ardından kendi aramızda konustuklarimizi, kavga ve tarismalarimizi
hiç bir zaman ulu orta, ortalık yerde konuşmadık.
Anı adı altında yazılan, anlatilan bir çok şeyi gördüğümüzde;
” ulan bu adam orada değildi ki, Olayın aslı da böyle değildi ki “
diye çok kızar,
Bana,
“valla ben ajitatorum, çıkar kürsüye milleti ateşlerim ama yazamam.
Sen yazsana şunları” dediğinde de,
Hep,
Boş ver yaşanan yaşandı,
Pişman mıyız?
Değiliz.
O idol haline getirilenler bize diş gecirebildi mi?
Geciremedi.
Neredeyse tamamına yakını,
Yillar yillar sonra oturup konuştuğumuzda
Sen haklıydın, ama çok dik başlı idin, dilinin kemiği yoktu.
Dediler mi ?
Dediler.
Biz ne dedik.
Takılma bunlara, Yasandi bitti. Aramızda olanlar ,aramızda kalır.
Suskunluk yemini etmedik bunu da unutmadan yaşa, rahat ol dedik.
***
Dün cenazeye gelenler o dönemin insanları idi.
Herkesin saçları ağarmış ,beli bükülmüş, bir çoğu sağlık problemi yaşayan, şu andaki konumu ne olursa olsun
yol arkadaslarini son yolculuğunda bile yalnız birakmayan,
göğsünün sol yanındaki ateş hiç sönmeyen bir nesil.
İçlerinde hala, siyasi partilerde, derneklerde, STK’larda siyaset yapanlar da var.
Kulak misafiri olduğum sohbetlerde yine bildik şeyler konuşuluyor,
Hep bir çekişme, çekiştirme.
Bunlardan “Nasılsın, görünmüyorsun “diye yanınıza gelenler de şunu görüyormusun, görüşüyor musun? sorusundan hemen sonra
” O zaten ” der demez konunun nerelere geleceğini bildiğimden, elimi uzatıp görüşürüz deyip uzaklasmaktan başka çare kalmıyor.
Bu tip buluşmalarda kendiliğinden iki grup oluşuyor,
Suskunluğu seçip sessizce ve hüzünle yol arkadaşlarını ugurlayanlar,
Ve hala 40 yıl öncesinin yaralarını deşenler.
***
Ben tanıdığım, sevdiğim insanların tabuttan çıkarılıp, toprağa indirilmesine dayanamam çok kötü olurum.
Bu yüzden daha gerilerde dururum.
Dün de arkadaşımın ağabeyi ve bir kaç eski arkadaşım ile geride durdum.
Klasik konuşmalar yapıldı.
Marşlar söylendi.
Mezarlıkta kendi yakınını gömen başkalarının da olduğu,
Onların da acılarına, sessiz hickiriklarina saygı hiç düşünülmeden, ard arda söylendi.
Dediler ki;
Ölenler dögüşerek öldüler.
Güneşe gömüldüler.
Akın var güneşe akın
Güneşin zaptı yakın..
Oysa ki
Orada hep 40 yıl öncesinin insanları dışında,
Parmakla bile sayılacak genç nesil yoktu.
Yani akın falan yoktu.
***
Toprağa verdiğimiz arkadaşımın bana her seferinde söylediği bir sözü vardı.
Sen balık avlamayi çok seversin.
Ama biliyorsun değil mi?
Biz aynı tavanın balıklarıyız.
Ben de ona ;
Denizlerde kurudu,
Tavadaki balıklar da teker teker eksiliyor.
Yakında o tavada hiç balık kalmayacak.
Öyle de oluyor.
***
Toprak seni incitmesin,
Huzur içinde yat eski dostum.
Seni özleyeceğim
Artık bodruma geldiğimde yanına ugrayip çay içecek kimsem de kalmadı.
Tavadan bir balık daha eksildi.

.
Acil olarak
Göbekli Tepe ibadete açılsın.
Yoksa,
Maaşlarına düşük zam yapılan emekliler,
Messenger’dan
“zincir oluşturalım, sende 5 kişiye yolla”
mesajı atmaktan telef olacak.

.
YA SİNSİCE UYGULANAN BİR PROJENİN FARKINDA DEĞİLSİNİZ,
YA DA SAMİMİ DEĞİLSİNİZ !!!
***
Son zamanlarda giderek daha da artan,
çoğunluğunu da sırtında küçücük bir çanta ile
akın akın gelen genç erkeklerin oluşturduğu
milyonlarca sığınmacının yarattığı problemler ile ilgili
tepki ve kaygılarını yazan,çizen, anlatan kişilere,
– Sen ırkçısın, sen faşistsin.
– Bütün halklar kardeştir.
– Onlar ensar, onlar bizim din kardeşlerimiz
– Ne yapalım yani onları katil Esad’ın zulmüne mi terk etseydik ?
– Bir gün hepimiz sığınmacı olabiliriz.
– Onlar giderse işverenler çalıştıracak adam bulamaz…………..vs.vs.
Şeklinde,
cevaplar yazıp, yorum ve paylaşım yapan
Slogan devrimcileri, meyhane entelleri,
sağdan, soldan keskin sirkeler, dindarlar, kindarlar, hümanist filozoflar, televizyonlarin
kadrolu müptezelleri
Lafı daha fazla uzatmadan size sadece tek bir şey söyleyeceğim.
Aileniz, çocuklarınız ile şu plajda,
Gönül rahatlığı ile hiç çekinmeden denize girip güneşlenirseniz
sizin samimiyetinize inanacağım.

.
TİCARİ ZEKA MI, ŞEYTANLIK MI ?
***
Fırıncılar diyor ki,
maliyetler kurtarmıyor ekmek en az 8 TL olsun.
Pek muhterem yetkili diyor ki,
olmaz reyiz bizi oyar 7 TL olsun.
Fırıncı,
un, maya, elektrik, işçi ücreti, vs. ortada. 7 liranın kurtarmayacağını sizde biliyorsunuz.
Muhterem yetkili,
O zaman gramajı düşürelim ,ama fiyat 7 lira olsun.
Fırıncı diyor ki,
Yetmez ama Evet.
Böyle diye diye ekmekler neredeyse sandviç ekmeği kadar oldu.
Halkımız mutlu.
Reyiz masaya yumruğu vurdu.
Zalim fırıncının dediği olmadı.
***
Peki ne oldu?
Daha önce eve 2 ekmek alıp 10 TL öderken,
Her seferinde yapılan bu numara sayesinde, sofrasına 2 ekmek yetmemeye başladı.
Artık 3 ekmek alıyor.
Ama eskisi gibi 2 ekmek alıp 16 lira vereceğine,
şimdi 3 ekmek alıp 21 lira veriyor.
***
Hep söylerim.
Matematik bir bilimdir.
Gerisi büyüklere anlatılan masal.
Uyusun da buyüsün ninniii
Tıpış tıpış yürüsün ninni
Eeee eee eee ee uyu yavrum ninni

.
Dünyanın en zengin ve en çalışkan ülkesi olarak
Çalışmaktan, üretmekten o kadar bitap düştük ki,
Ulu şef,
kamu personelinin maaşını ben hazineden öderim.
Özel sektöre karışmam, onlarınkini de işverenleri ödesin,
Emeklilere, ve diğer ümmete de karışmam,
herkesi de ben düşünecek değilim diye buyurunca,
9 gün bayram tatilimizi yapıp bugün tekrar işbaşı yaptık.
***
Geleneksel sabah kahvemizi içip falımıza bakmadan olmaz.
Fincanın içi , aynen sosyal medya gibi
Bu kadar da olur mu ? diyen restoran adisyon ve fişleri ile dolu.
Elalemin derdi seni mi gerdi? deyip onları geçiyorum.
***
Dolar ve euro yükselmeye devam ediyor ama buna pek takılmayın.
Yerel seçimlere kadar,
iki ileri bir geri böyle devam edecek.
Bunlar alıştırma turları.
Hakem şimdilik maçı,
sadece orta sahada top çevirin,
sertliğe ve tam saha hücuma izin yok,
Yoksa anında kırmızı kartı görürsünüz
İkinci yarıda asıl oyun planınıza dönersiniz şeklinde yürütüyor.
***
İkinci yarı Mart 2024’te başlayacak.
Yılbaşına doğru yeraltından yine gaz, petrol, altın falan fışkırmaya başlayabilir.
Bir de yerel seçimi, ümmetin önüne iki sandık koyarak,
Türban ve LGBT referandumuna çevirebilirsek,
Zaten belediye başkanlığı için kime oy vereceğimizi falan unutup,
” Bacımın türbanına dokundurtmam,
Oğlumun erkek arkadaşı ile evlenmesine izin vermem ” kavgasına dönüştürüp
Sandığa koşarız.
***
Sonraaaaa…..
hakem nasılsa artık 4 yıl başka maç yok diyerek,
Maç düdüğünü çalarsa,
Ki başka çare yok o düdük mutlaka çalacak.
O zaman ne mi olacak ?
Fal diyor ki ;
İşte o zaman, şeyinin şeyine MART KARI YAĞACAK.
Bu yüzden ayağınızı yorganına göre uzatın.
Şeyiniz açıkta kalmasın.















