Kaygı, Felsefe ve Varoluş
İnsanların hayal gücünde her zaman bir miktar kaygı vardır. Felsefede kaygı, korkudan farklı olarak, genellikle insanın kendi varlığı, özgürlüğü ve yaşamın sonluluğu ile ilgili belirsiz bir duygu olarak tanımlanır.
Kaygı, insanı anlamsızlık ve hiçlik duygusuyla yüzleştirir. Aynı zamanda kişiyi kendi hayatı için sorumluluk almaya da zorlar. Bu nedenle kaygı, temel bir varoluşsal durum olarak kabul edilir.
Kaygı üzerine önemli felsefi görüşler şunlardır:
Søren Kierkegaard’a göre kaygı, “özgürlüğün baş dönmesi”dir. İnsan, seçim yapma özgürlüğüne sahip olduğu için kaygı duyar. Bu durum, insan olmanın temel özelliklerinden biridir.
Bu noktada şu soru ortaya çıkar: Bilinçaltındaki çatışmaları nasıl çözebiliriz?
Örneğin bir öğrenci, çok çalışmasına rağmen başarısız olacağı korkusunu taşıyorsa, bu durum onun performansını olumsuz etkileyebilir.
Marita Ikina’nın Görüşleri (16 Yaşında)
Gençlerle yapılan bir sohbet sırasında, okulda başarı ve başarısızlık kaygısı üzerine konuşulmuştur. Bu konuşmada 16 yaşındaki lise öğrencisi Marita Ikina şunları söylemiştir:
“Birçok insan okuldan, sınavlardan ve kötü not almaktan korkar. Ben bu korkuyu çok yoğun hissetmiyorum. Daha çok kafam karışık ve kaygılıyım. Bu durum okulun kendisinden çok, sonrasında ne olacağıyla ilgilidir.
Yine de okulda cesarete ihtiyacım var. Her gün okula gitmek için, ne yaptığımı tam olarak bilmesem bile cesaret gösteriyorum. Geleceğe dair net bir planım olmasa da devam etmek için cesarete ihtiyacım var.
Beni en çok endişelendiren şey, okuldan sonra ne yapacağımı bilememek. Herkes hedeflerinden bahsediyor, ama ben çoğu zaman emin olamıyorum. Bu beni korkutmaktan çok düşündürüyor ve kaygılandırıyor.
Belki de okulda sadece dersleri değil, bu belirsizlikle nasıl başa çıkacağımı da öğreniyorum. Nasıl devam edeceğimi ve geleceğe nasıl hazırlanacağımı öğreniyorum.”
Bu düşünceler, yazar Howard Phillips Lovecraft’ın şu sözlerini hatırlatır:
“En eski ve en güçlü duygu korkudur. Korkunun en eski ve en güçlü biçimi bilinmeyenden korkmaktır.”
Burada anlatılan duygu yalnızca kaygı değil, aynı zamanda derin bir korkudur.
Gerçekten de kaygı, insanlık tarihi kadar eskidir. Her zaman vardı ve her zaman var olacaktır. Kaygı, insanın duygu ve davranışlarında değişikliklere yol açar. İnsanların korktuğu birçok şey vardır, ancak bu korkular çoğu zaman geleceğe yönelik bir uyarı niteliği taşır.
Søren Kierkegaard, varoluşsal kaygıyı insan düşüncesinin ve özgür iradenin bir özelliği olarak değerlendirmiştir.
Bu bağlamda kaygı, başarısızlık korkusu ile başarma cesareti arasındaki çatışmayı temsil eder.
Qendresa Hajdini’nin Görüşleri (16 Yaşında)
Çocuklar ve gençlerle yapılan felsefe sohbetlerinde, okulda korku ve cesaret konusu sıkça gündeme gelmektedir. Bu sohbetlerden birinde, Bosnalı Arnavut kökenli 16 yaşındaki lise öğrencisi Qendresa Hajdini şu düşüncelerini paylaşmıştır:
“Sınıfta korkunun herkesi nasıl etkilediğini sık sık görüyorum. Bir arkadaşım sunum yapması gerektiğinde çok gergindi. Bazı öğrenciler güldü, bazıları ise kendini güvensiz hissetti. Bu durum sınıftaki atmosferi bozdu ve derslere odaklanmak zorlaştı.
Notlar yüzünden sürekli baskı hissediyorum. Her sınav ve her ödev beni gerginleştiriyor. Bazen yeterince iyi olamayacağımdan korkuyorum. Ancak şunu fark ettim: Cesaret bulaşıcıdır. Bir başka arkadaşım gergin olmasına rağmen sunumunu yaptı. Birden herkes onu dikkatle dinlemeye başladı.
Bu durum bana mükemmel olmak zorunda olmadığımızı gösterdi. Cesaret, korksanız bile denemektir. Belki bir dahaki sefere ben de bunu denemeliyim.
Bu sadece derslerle ilgili değil. Tatil stresi, arkadaşlık sorunları ve küçük tartışmalar da ruh hâlimizi etkileyebilir. Bazen her şey çok yorucu olur. Ancak korkunun ve baskının beni ele geçirmesine izin vermek yerine, sakin kalmanın ve işleri adım adım yapmanın ne kadar değerli olduğunu öğrendim.”
Bu örnekler, felsefi düşüncenin çocuklara ve gençlere ne kadar önemli katkılar sağladığını göstermektedir. Yaşanan deneyimler, özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde oluşan işlenmemiş korku ve kaygıların nedenlerini anlamamıza yardımcı olur. Aynı zamanda bilinçaltındaki çatışmaları çözme konusunda da yol gösterir.
Devam edecek…














