Ocak ayında metrekareye 223,7 kilogram yağış düştü.
1938’den bu yana tutulan kayıtlara göre İzmir’de ocak ayı yağış ortalaması 134,8 kilogram.
Yani bu yıl ortalamanın yüzde 65 üzerinde bir yağış yaşandı.
Bu rakamlar laf değil, veri.
Ve bu veri bize şunu söylüyor. İzmir, son 88 yılın en yağışlı ocak aylarından birini geride bıraktı.
Günlerce süren sağanaklar kent yaşamını zorladı. Sokaklar, alt geçitler, dereler risk altındaydı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri, 1.600 personel ve 500 araçla, gece gündüz sahadaydı. Amaç belliydi: Yağmur sele dönüşmesin, evlere, canlara zarar vermesin.
Tam da bu sırada…
Sosyal medyada “yağmur suyunda balık tutan adam” fotoğrafı dolaşıma sokuldu. Alaycı, küçümseyici, akıl dışı bir mizah denemesi.
Sonra gerçek ortaya çıktı:
Fotoğraf düzmeceydi.
Olayın kendisi de belediyenin kameralarına yakalanmıştı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay AKP Konak İlçe Başkanı Mehmet Sait Beşdaş’ın yağmur sonrası sokağa inip bu kurguyu kayda aldığı görüntüleri paylaştı.
Ve çok net konuştu:
“Binlerce emekçi adına sizi Allah’a havale ediyorum.”
Bu cümle, bir siyasi polemik değil; Gece boyunca rögar başında çalışan, su basan evlere giren, çamurun içinde nöbet tutan binlerce emekçinin feryadıydı.
Felaket anlarında siyaset yapılmaz.
Felaketlerden prim devşirilmeye çalışılmaz.
Yağmurun sele dönüşmemesi için emek verenler varken, Düzmece fotoğraflarla algı üretmeye kalkmak…
Bu, akıl değil.
Bu, vicdan hiç değil.
Felaketten siyasi kazanç çıkarmaya çalışan akıl, basit beyinlerin işidir.
Ve tarih boyunca hep aynı şekilde sonuçlanmıştır:
Ters teper.
İzmir bu filmi çok gördü.
Ve artık bu ucuz numaralara karnı tok.














