
Salim Çetin’in 29 Eylül 2023 tarihli Yenigün Gazetesi’ndeki köşe yazısıdır.
Geçen hafta içinde bir grup edebiyatçı dostla Kültür Bakanlığınca Bornova’da açılan Edebiyat Müzesi’ne gittik.
Eski bir Levanten köşkü bakanlıkça restore edilmiş; Attilâ İlhan, Muzaffer İzgü, Necati Cumalı, Dinçer Sezgin, Nahit Ulvi gibi İzmirli edebiyatçıların kişisel eşyasıyla kitap ve fotoğraflarından oluşan köşeler oluşturulmuş.
Köşkün bahçesi de daha çok okul etkinlik alanı olarak kullanıma hazırlanmış.
Güzel bir girişim. Belli ki İzmir’deki bakanlık çalışanlarının bu işlerde katkısı çok.
Müze ve anıevleri, sanat insanlarını tanıttığı gibi, birer hafıza mekânı olarak bulundukları yerin tanınmasına da aracılık ediyor.
Geçmişle bağ kurulmasına aracı oluyor.
Dolayısıyla bu girişimlere hiçbirimizin olumsuz bakması söz konusu bile olamaz!
Ancak bu, iktidarın kültür-sanat ve eğitimle kurduğu bağın olumsuzluklarla dolu olması, bizi de negatif olmaya zorluyor.
***
Hatırlayın bir zamanlar Kars’ta, içine tükürülen Mehmet Aksoy’un heykelinin başına gelenleri.
Heykel sökülmüş, sanatçı ne hale getirilmişti!
Daha geçen ay içinde yasaklanan İstanbul’daki sergi, sergi için söylenenler…
Yasaklanan sahne ve müzik etkinliklerini de ekleyin bunlara…
Kitap konusu da ne yazık ki böyle!
Daha birkaç yıl önce, “Kitapla bombanın ne farkı var?” denmemiş miydi?
Eğitimde de karne kırık!
Pisa’da 39’uncu sıradayız.
Çocukların okuduktan şeyi anlama ve çözme düzeyi Almanya’da 75 birim, biz de ise 21’e denk geliyor.
Müfredatın içeriği, öğretmen sayısındaki açık, çocukların yeterli beslen(e)memesi, okullara imam atanması, karma eğitim için çıkarılan zorluklar da düşünülünce varın gerisini siz hesaplayın!
Oysa gelişmiş ülkeler bu tartıştıklarımızı yıllar önce bitirmiş.
Şimdi yapay zekâ tartışmalarının içindeler…
***
Neyse biz gene konumuza dönecek olursak, Bornova müzelerin sayısı açısından da şanslı.
Yaşamını Bornova’da sürdüren yazar dostumuz Altan Altın, buna “Bornova’nın hikâye biriktiren bir şehir” olmasını da ekliyor.
Dolayısıyla bu hikâyelerin büyük çoğunluğu da bu müze ve anıevlerinde saklı olmalı.
O halde listeyi verelim:
Kültür Bakanlığının daha yenilerde Edebiyat Müzesi’ni açtığını biliyoruz.
Nedim Sönmez’in unutulmaz emeğiyle ete kemiğe bürünen Ege Üniversitesi Kâğıt ve Kitap Sanatları Müzesi, Etnografya Müzesi, Tabiat Tarihi Müzesi… Bornova’da ve açılış tarihleri daha eski olanlardan.
Bu müzelerin birbirlerine uzaklıkları elli metre ya var ya yok!
Bunlara ek olarak Arkas’ın Denizcilik Bilimi Müzesi ve Bornova Belediyesinin Bornova Kent Arşivi ve Müzesi’ni de analım.

İstanbul, müze ve anıevleri bakımından daha zengin; Sait Faik, Orhan Kemal, Tevfik Fikret, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi edebiyat ustaları için açılmış müzeler ilk akla gelenler…
İzmir’deyse Urla’da, Necati Cumalı Anı ve Kültür Merkezi, Konak Belediyesi’nin Tarık Dursun K. adıyla açtığı anıevi şimdilik anabileceklerimiz (Tarık Dursun K. için açılan bu girişim, şimdilik yer değişikliği nedeniyle beklemede.).
Aslında hazır söz edebiyat müzelerinden açılmışken yıllarca Karşıyaka’da yaşamış, yapıtlarının çoğunu orada yazmış Attilâ İlhan, Samim Kocagöz, Salâh Birsel, Tarık Dursun K., Şükran Kurdakul’u biliyoruz. Daha gençler; Hüseyin Yurttaş, Hidayet Karakuş, Dinçer Sezgin, Veysel Çolak, Aydoğan Yavaşlı, Ahmet Günbaş, Oğuz Tümbaş gibi edebiyatın içinde olan yazarlar, şairler var.
Hepsi Karşıyakalı.
Dolayısıyla bu adları içinde barındıran bir müze-kütüphane açılması ne güzel olur!
Bu müze; okuma salonları, sinema ve tiyatro gösterimi yapılacak sahneleriyle bir kültür merkezi olmalı.
Karşıyaka’ya da bu yakışmaz mı?
KAYNAK: https://www.gazeteyenigun.com.tr/bornovada-edebiyat-muzesi?














