Eczane açmak için eczacı olmak gerekiyor; en azından yasa böyle söylüyor. Ama gerçek başka: Paran çoksa, bir eczacının diplomasını kiralayıp kendi eczaneni açabiliyorsun bu ülkede. Raflarda ilaç, tabelada unvan var ama reçetenin arkasında o eczacı yok.
İşsiz eczacı sayısını hiç söylemeyelim; çünkü bu hikaye ironiyi kaldırmayacak kadar tanıdık.
Ve mesele yalnızca eczanelerle sınırlı değil. İşçi sağlığı ve iş güvenliği işletmelerinden özel hastane tıbbi laboratuvarlarına, radyoloji ünitelerinden çeşitli uzmanlık merkezlerine kadar aynı yöntem dolaşımda. Özellikle yoksullaşan, ileri yaş emekli hekim ve eczacılar, hiç bulunmadıkları kurumlara diplomalarını kiralıyor. Tabelalarda adları var, odalarda yoklar.
Bu öyle bir durum ki, herkes biliyor ama kimse konuşmuyor. Bir tür açık sır… Sır ama sır değil. Yasal çerçeve, etik yemin, meslek onuru; hepsi tabeladaki isimle birlikte asılı duruyor. Fakat asıl eksik olan, o tabelanın ardında bulunması gereken gerçek insan ve gerçek sorumluluk.
Bu yüzden mesele sadece “kağıt kiralama” değil, toplumsal güvenin sessizce satılması. Ve bu satışın alıcılarıyla satıcıları, aynı pazar yerinde buluşuyor: Bir tarafta unvanını nakde çevirenler, diğer tarafta yetkinliği kağıttan ibaret olanlar. İkisini de ayakta tutan şey, hepimizin bildiği ama dillendirmediği o sır.
Bazı sırlar fısıldanmaz, tabelalara yazılır; herkes görür ama kimse duymamış gibi yapar.
Diplomanın halleri, insanın halleri gibidir: umutla başlar, sorumlulukla devam eder, bazen hafifler, bazen ağırlaşır, bazen de maskeye dönüşür. Ama en sonunda, onun değeri kağıtta değil, o kağıdın temsil ettiği yolculuktadır. Nicedir bu yolculuğa satılık diplomalar, gelir amaçlı kiralık diplomalar gölge düşürüyor.
“Sahte diploma skandalı” ülke gündemini büyük ölçüde meşgul ediyor. Ama ya öncesi ya kiralık diplomalar ya Sağlık Bakanlığı gözetiminde satılık/kiralık hekim kadroları?
Skandal, sadece belge sahteciliğiyle sınırlı kalmayıp devlet sistemlerine sızılabilen bir çürüme ve yozlaşma sorununu gösteriyor. Güven probleminin büyüdüğü bu ortamda, gençlerin umudu ve toplumun kamusal kurumlara olan inancı ciddi şekilde örselenmiş durumda.
Birinin emeği başkasının tabelasında, diğerinin yalanı kendi duvarında asılı; ikisi de hakikate borçludur oysa: Unvanı kiralamak da çalmak da bilgiyi değil, güveni yıkar değil mi?
Diploma, aynı anda “hem bir belge hem bir anlam hem de bir iktidar aracıdır”. Bir yandan bireyin emeğinin ve öğrenmesinin toplumsal onayı, diğer yandan bu onayın verildiği sistemi meşrulaştıran bir mühürdür. Ama işin ironisi, diplomanın ağırlığı sadece sende değil senin üzerinden kurulan bütün sistemdedir:
•Gerçek diploma: On yıl uğraş, bin kitap oku, sonra “hayırlı olsun” deyip sana bir kağıt versinler. Sonrası dipsiz bir işsizlik…
•Kiralık diploma: Hiç uğraşma, kağıdını başkasına ver, o senin unvanınla para kazansın.
•Sahte diploma: Kağıt fabrikasından çıksın, ama toplumun gözünde aynı kapıdan girsin(!)
“Diploma kiralama” olayı Türkiye’de hem sağlık alanında hem de bazı teknik mesleklerde yıllardır süregelen, ancak çoğu zaman sessizce yürüyen bir sorun. Bu kişiler fiilen çalışmaz; diploma yalnızca tabelada, ruhsatta veya resmi kayıtlarda görünür.
Karşı taraf ise o belge sayesinde mevzuata uygun görünür, işletebilir veya hizmet verebilir. Özellikle küçük şehirlerde veya özel kliniklerde, gerçek doktor yerine “kiralık diploma” ile faaliyet yürütüldüğü vakalar ortaya çıkıyor. Bu hem hasta güvenliğini hem de mesleki etiği ihlal ediyor.
Peki neden yıllardır sürüyor?
•Denetim eksikliği: Özellikle taşra bölgelerinde önemli bir neden
•Ekonomik çıkar: Emekli veya aktif çalışmak istemeyen uzmanlar için “pasif gelir” imkanı
•Personel açığı: Yeterli sayıda uzman bulunmayan bölgelerde “meşrulaştırılmış” bir çözüm gibi görülmesi
•Yaptırım zafiyeti :Yasal olarak suç olsa da tespit edilene kadar uzun yıllar devam edebiliyor
Hasılı, bu tür vakalar, diplomanın bilgi değil statü anahtarı olarak görüldüğü toplumlarda filizleniyor. Denetim açıkları, caydırıcı cezaların yetersizliği ve “önemli olan hedeftir” kültürü ise bu çarpıklığı besliyor.
Hal böyle olunca gençler umutsuz ve düş yorgunu: Onlara yeni bir ülke ve dünya borcumuz ise baki…
Sağlıcakla kalın.
Kiralığı var, satılığı var, en çok da işe yaramayanı: Diplomanın halleri – Zeki Gül – Evrensel














