Açlık, sefalet, sınırsız ahlâk yoksunluğu…
Yağma, her türden hırsızlık, utanma duygusunun doruğunda ki toplumsal arsızlık…
Hayvana, doğaya duyarsızlık, vicdansızlıkla örülü kahrolası o derin düşmanlık…
Kontrolsüz öfke…
Bilgiden yoksunluk, kansere dönüşmüş toplumsal cehalet….
Yaz yaz bitmez…
Say say tükenmez!
Bunca her yeri dağılmış bir memleketin muhalefeti…
Halâ derli toplu değil, umut verici değil!
Niye bir türlü güven tesis edemiyorlar?
Çünkü…
Geçmişten bugüne gelen yaşanmışlıklar yüzünden!
Bagaj dolu…
Kaputu açacak cesaret yok!
Çünkü…
Her defasında yeni ve yeniden yaşatılan hayal kırıklıkları var!
O hanıma, ayrıldığı Partiye Oy verenler kızıyor…
O Partiyi yönetenler şaşkın ve öfkeli…
Tam 2 dönem Vekillik…
4 dönem Belediye Başkanlığı…
Hepsi de Genel Merkez ataması yoluyla olmuş…
Baykal…
Kılıçdaroğlu…
Özel…
Fikret Kızılok’un şarkısında ki gibi, “…hep Süleyman hep Süleyman!”
Genel Başkan değişmiş..
MYK, PM değişmiş…
Özlem Çerçioğlu değişmek ne kelime devamlı tırmanışta!
Bakın gerçek şu;
İhale işlerinde adı geçenlerden biri ifşa olmasa…
Kocanın Şirketi, onca takviyeye(!)rağmen zorda olmasa…
Her şey güllük gülistanlık olacaktı değil mi?
Bu Başkan ne yapıyor?
Nasıl yapıyor? Seçmen, Parti Örgütü ilişkisi ne durumda?
Kim sordu, raporlaştırdı?
Mesela…
80 öncesinin CHP’nde
Var olan “Parti Müfettişliği” sistemi şimdi niye yok?
Adnan Keskin…
Mehmet Sevigen…
Savcı Sayan…
Deniz Baykal’ın gözdeleri idi…
Eren Erdem…
Aytun Çıray…
Barış Yarkadaş…
Berhan Şimşek…
Gürsel Tekin…
Kemal Kılıçdaroğlu’nun Prensleri idi…
Şimdi ise…
Özgür Özel’in yanında olan değişmezler var…
Veli Ağbaba…
Deniz Yücel…
Gökhan Günaydın…
Ali Mahir…
Murat Emir….
Murat Bakan…
Partiye katkıları, halkla olan bağları?
Vs.vs.vs.
İsim çok…
4 dönem, 5 dönem 6 dönem süren VEKİLLİK…
İhanet, karşı saflara geçme, Parti kapatılsın diye alçakça uğraşlar…
Ne ararsan var..
Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olan bir Parti için̈de…
” Kemalizm ceberut bir düşüncedir…” diye başlayıp, Cumhuriyet Devrimleri’ne avucunu şişire şişire hakaret eden bir kişi..
1.sîradan Milletvekili mi yapılır?
Yoksa anında kapı önüne mi konur?
Soru mu bu…
Elbette Vekil yapılır, ilkesizlik söz konusu ise!
Yukarıda ismi geçenler içinde..
Bir tek…
Onurlu, omurgalı ve ilkeli duruşu yok!
Her biri ya kanıtlanmış, ya da her an kanıtlanmaya hazır Brütüs halinde!
Peki bu şahısların referansları kimler olmuş?
İktidar Anayasayı askıya aldı da…
Tüzük Ana Muhalefet Partisi’nde nerede?
İlke?
Ön seçim?
Mal varlıklıları?
Aday belirleme kriterleri?
Neymiş, önceki Genel Başkan ilan etmiş adaylığını Çerçioğlu’nun?
İyi de…
O doğru işler yapıyordu ise, niye karşısında aday oldunuz?
Ne dedi Çerçioğlu?
“… Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde…”
Büyülü sözcüktür, Himaye!
Antalya Muratpaşa…
Ankara Çankaya…
İzmir Büyükşehir, Bornova, Karaburun Güzelbahçe, Karşıyaka, Karabağlar vs.
Kimin, kimlerin himayesinde?
Tezcan Candan Karakuş…
Ankara Mimarlar Odası Başkanı olarak…
Ankara’nın yağmalanmaması için ölümüne bir mücadele vermiş iken..
Kamu görevinden bizzat iktidar başının talimatı ile atılmış iken…
Kanıtlanmış başarısı tüm Ankara halkının gözleri önünde iken…
Çankaya Belediye Başkanlığı için…
Onun yerine tercih ettiğiniz çocuğun hangi vasfı ondan üstündü?
Nasuh Mahruki?
Yıllardır “aday belirleme” tercihiniz niye “içi dolu bond çantaları”
olmuştur?
Bilmiyor musunuz sahi?
“Bond” ile gelenin “bond” ile gittiği gerçeğini!
Namuslu, dürüst insanların önünü kesip, onları niye küstürüyorsunuz?
Bu dönem bile…
Onca nitelikli, liyakat sahibi insan dururken…
Gençlere fırsat veriyoruz maskesi altında…
Daha rahat yönetmek…
Kontrol altında daha kolay tutmak ve istenilenin yapılması adına…
Belediye Başkan Adayı yapmadınız mı o gençleri?
Bir çoğu…
İktidar baskısı altında, ” yüzüne fener tutulmuş tavşan” şaşkınĺı içerisinde…
Bir çoğu 1 sayfalık konuşma metnini bile kaleme alamayacak düzeyde bir Türkçe özürlüsü…
Kim, kimler bunlara neden,
Yandaş kanallarda isimler tahtalara yazılıyor…
Sanırsınız, Organize Şube’nin suç panosu…
Muğla…
Bodrum..
Balıkesir…
Yazdıkça yazıyorlar…
Ne kadarı iftira ne kadarı gerçek hiç araştırma zahmetine katlanıyor musunuz?
Herhangi bir B, C, D planı?
İlke yok…
Yol yöntem kirli…
Devamlı aynı yoldan gidiş…
Sürekli aynı çukura düşüş!
Deniz bitti, kara göründü…
Hatta görünmek ne kelime, karaya oturdu bile CUMHURİYET GEMİSÎ…
Halâ “Mahalle Delegeliği” kavgaları…
Hala rengarenk listeler…
Halâ aymazlık, yoldaş görülenlere kin dolu bakışlar…
Bizans yıkılırken…
Ruhban sınıfında tartışılan “meleklerin cinsiyeti” aymazlığı…
Tüzük meselesine kafa yoran yok…
İktidara karşı mevzi nasıl oluşturulur..
Yetersiz mevziiler nasıl tahkim edilir, düşünen, zaman tüketen yok?
Parti Meclisi en üst yönetim organıdır…
Seçim otobüsünün arkasından koşturup, “…Ekrem ağabey, her şey çok güzel olacak” diyen bir çocuğun en yüksek karar organında ne işi var diyen yok!
Bu çocuk, hangi bilgi ve birikimi ile düşüncesini ifade edecek diye?
Soran yok!
Sorgulayan yok!
Biat…
Tebaa…
Siyasi tarikat ve müritlik tam gaz…
Ta ki duvara toslayana dek!
Ayıplı bir Özlem Çerçioğlu şaşırmışlığı!
İlk defa oluyormuş hayretliliği…
Sonra…
Sonrası AKP gibi…
Durmak yok, yola devam….
Gelsin çantalar…
Otursun vasıfsızlar…
Sizler mi?
Tıpış tıpış, istikamette zaten gidilecek yer belli!…














