Salim Çetin’in 28 Temmuz 2023 tarihli Yenigün Gazetesi’ndeki köşe yazısıdır.
Mayıs ayının son günleriydi. Hatay semtinden arkadaşlarım Cengiz Özdemir ve Ziya Çimer beni elli yıl önce mezun oldukları okulun, Mithat Paşa Sanat Lisesi’nin “pilav günü”ne davet ettiler. Hatay semtinin Nokta’sından yürüyerek pilav gününe vardık. Zaten o yıllarda da okula hep yürüyerek gidip gelirlermiş. Okul, 1876 tarihinde; Aydın valisiyken Mithat Paşa tarafından yaptırılmış. Mithat Paşa aynı okulu Tuna Vilayetleri görevi sırasında Balkanlara da “Islahevi” adıyla açtırmış. Çocuklar iş ve meslek sahibi olsunlar diye. Aynı şey İzmir’de hayata geçmiş ve bu okul bugün bile meslek okulu olarak işlevini yerine getiriyor. Okul, 1997’de bir yangın geçirmiş sonra restore edilmiş.

***
PİLAV GÜNÜ
Pilav günü için neredeyse üç yüz kişi vardı. Hepsi de yaşlı başlı, iş sahibi oldukları belli olan insanlar… Cengiz Bey, buradan mezun olanlardan çoğunun İzmir sanayisinde yeri ve payı olan insanlar olduklarını söyledi çünkü buradaki eğitim bir iş insanına gerekli olan pek çok beceriyi bünyesinde taşıyor: Okulun atölyelerini gezdiğimizde; torna, inşaat, elektrik, tesisat, bilişim, motor, iklimlendirme, harita öğretimine yarayacak sistemlerin olduğunu gördük.
***
OKULU KURAN PAŞA
Bu okuldan söz açılmışken okulu kuran ve hayatı fırtınalı bir denize benzeyen Mithat Paşa’dan söz etmeden olmaz. Mithat Paşa; Osmanlı Sarayı’nın çeşitli kademelerinde çalışmış, birkaç dil bilen, bir ara sadrazamlığa kadar yükselmiş sonra Vidin’e, Niş’e, Bağdat’a ve Aydın’a vali olmuş Osmanlının ilerici paşalarından biri. Ayrıca o dönemin aydınları gibi yenilikçi, Osmanlının kurtulmasını isteyen ama bunun da padişahlıkla olmayacağına inanan namlı bir muhalif. Mithat Paşa’nın idareciliği sıradan değil; valilik yaptığı illere en iyi hizmetleri götürmüş; okullar, köprüler, yollar açmış yaptırmış. Osmanlı devlet idaresine de katkıları olmuş, bugünkü Ziraat Bankası’nın temelleri sayılacak işler onun, vergi konusunda yeni projeler geliştirmiş.
Eğitim ve öğretim de onun ilgi alanlarından bir olmuş. Tuna Vilayetleri görevi sırasında gençlerin ıslahı için “Islahhane” adı altında açtırdığı meslek okulu bunlardan biri.
***
Şimdi bizim, pilav günü için burada olduğumuz okul da 1867’de Paşa’nın Aydın Valiliğine denk gelmiş. Okul o yıllarda “İzmir Islahhanesi” adıyla açılmış. Görüldüğü gibi bu paşa devrimci, aynı zamanda yaratıcı ve yenilikçi. Kaderi de hep bunlar yüzünden ters gitmiş.
***
OSMANLININ TERS GİDEN YILLARI…
1876 ve onu takip eden yıllar Osmanlının kederli yıllarıdır. Sırbıstan, Ege adaları, Bosna-Hersek, Romanya ve Bulgaristan bağımsızlıkları için o yıllarda Osmanlı’ya baş kaldıran yerlerdir. Dönem, imparatorlukların dağılma dönemidir zaten. Osmanlı, dolayısıyla padişahlar, bu dönemdeki değişimlere öncülükte geri kalmaktadır.
Bu da Mithat Paşa, Ziya Paşa, Namık Kemal, Şinasi gibi o günlerin önde gelen aydınları için çekilmez bir durumdur. O halde değişim gereklidir ve bunun padişahla olamayacağı açıktır.
***
İşte bu anafor içinde Sultan Abdülaziz’e karşı gösteriler yapılır ve padişah tahtan indirilir. Ertesi gün de tutulduğu konakta ölü bulunur. Tam da o sırada Mithat Paşa, Yeni Osmanlılar Cemiyeti başkanıdır.
Hikâye uzun ama kısaca Abdülaziz’den sonra 5 Murat tahta çıkar. Akıl sağlığı yerinde olmadığından yerine 1876’da Abdülhamit gelir. Görüldüğü gibi değişim zihniyet ve sistemde aranmayıp padişahların şahıslarında ve onların uygulamalarında aranmış. Bu yüzden bir padişah yetersiz olunca yerine bir diğeri tahta çıkarılmış ancak sonuç her seferinde hüsran…
***
Büyük umutlarla padişah olması sağlanan Abdülhamit de bu zincirin halkalarından biridir. O da otuz üç yıllık iktidarında bir başarı sağlayamamıştır. Abdülhamit, hazırlanmasında Mithat Paşa’nın da yer aldığı Kanun-i Esasi’yi kabul ederek tahta çıkar.
Sonra, şartları kendi lehine çevirip ilk istasyonda trenden iner ve anayasa rafa kalkar.
Çünkü tahta çıktığının ertesi yılı 1876 Osmanlı-Rus savaşı patlamıştır.
Abdulhamit’e müthiş bir bahane doğmuştur.
***
Kanun-i Esasi yürürlükten kalkar, Meclis kapatılır. Padişah, verdiği sözleri hatırlamaz bile. Ne dersiniz? Olanlar bu günlere benziyor mu? Sonrası Mithat Paşa için karabasandır âdeta; Abdülaziz’in ölümünden sorumlu tutularak hakkında dava açılır. İdama mahkûm edilir. Taif’te boğdurularak öldürülmesi sağlanır. Osmanlı’ya onca hizmet etmiş, yararlı projelerde imzası olmuş; yenilikten, haktan ve hukuktan yana devrimci bir Paşa ne yazık ki beceriksiz, iş bilmeyen yöneticilerin yarattığı iklimde boğulup gitmiş.
***
Benzerliğe bakın ki aynı şey onlarca yıl sonra bu günlerde de oluyor. Boşuna dememişler; tarih tekerrürden ibarettir diye! Denizler, Mahirler, Uğur Mumcular, iyilikten ve güzellikten yana olan daha onlarca bilim insanı, gazeteci, akademisyen yaşadıkları ülke daha iyi olsun diye can vermedi mi?

Mithat Paşa gibi…
Evet bir pilav günü böyleydi…
KAYNAK: https://www.gazeteyenigun.com.tr/mithatpasa-sanat-okulu-bir-pilav-gunu-ve-kocaman-bir-portre?














