Barışın matematiği, kimyası, fiziği ve biyolojisi: Yeni bir müfredat mümkün
Hayata dokunan bir eğitim müfredatında, barış sadece bir arzu değil; aynı zamanda fiziksel, kimyasal, biyolojik ve matematiksel sistemlerin bize öğrettiği bir gerçeklik olarak ele alınabilir.
Böyle bir sistemde, öğretmen fizik der, öğrenci barışın dengelerini anlar.”
“Öğretmen kimya der, öğrenci insan bağlarını görür.”
“Öğretmen biyoloji der, öğrenci empatiyi ve iş birliğini hisseder.”
“Öğretmen matematik der, öğrenci adaleti ve düzeni çözer.”
Böylece resmi ders adı ile öğrencinin deneyimlediği anlam arasında köprü kurulmuş olur.
Peki, yeni ders yılı müfredatı barış iklimine hazır mı?
Nitelikli bir eğitim sistematiğinde, barış, sadece bir kavram veya arzu değil; derslerimizin öğrettiği, deneyimlediğimiz ve birlikte yaşadığımız dengenin, etkileşimin, ritmin ve adaletin somut halidir.
Hasılı:
-Fizik → barışın dengesi
-Kimya → barışın etkileşimi
-Biyoloji → barışın ritmi
-Matematik → barışın mantığıdır özünde.
Dersler sadece bilgi vermekle kalmamalı; barışın nasıl kurulacağını ve sürdürüleceğini deneyimlememize de rehberlik etmelidir.
Onca fen matematik dersi arasında haftada bir saat ‘barışın matematiği dersi’ neden olmasın!
Biz biliriz ki, barış bir sayı değildir; ama sayılar gibi evrenseldir.
- Toplama gibi: İnsanlar bir araya geldiğinde değer artar.
- Çıkarma gibi: Kin ve öfke çıkarıldığında hayat sadeleşir.
- Çarpma gibi: Sevgi paylaşıldığında çoğalır, bereketlenir.
- Bölme gibi: Ekmek paylaşıldığında herkes doyar.
Bir denklem gibi barış da denge ister: Her iki taraf da adaletle tartılırsa çözüm bulunur. Adalet eksilirse, denklemin dengesi bozulur,çatışma başlar.
Her ‘x’ bir bilinmeyendir matematikte. ‘x’, aslında birbirimizi anlamamız için bir fırsattır. Sorunun çözümü yalnızca işlemlerde değil, sabırda, mantıkta ve merhamettedir.
Barış, matematiğin bize fısıldadığı gerçektir: Paylaştıkça büyür, dengeyi korudukça sürer, ve herkesin hakkı gözetildikçe çözüme ulaşır.
Hepimizin bildiği ama yüzleşemediğimiz bir sır var. Üniversite yerleştirme sınavlarında yüzbinlerce gencimiz nice dersten sıfır çekiyor. Öyle ise bir şeyler değişmeli. İşe ‘barış’ diye bir ders ekleyerek başlamak neden olmasın? Üstelik seçmeli alt başlıkları olabilir, dileyen öğrenci o dersi alır:
- Barışın Fiziği,
- Barışın Kimyası,
- Barışın Biyolojisi
- Barışın Matematiği
Fizik bize evrenin dengelerini gösterir; aynı denge, sınıfta farklı fikirler ve farklı duygular bir araya geldiğinde barışın sessiz uyumunu yaratır.
Kimya, elementlerin birleşip yeni bileşikler kurmasını öğretir; tıpkı insanlar bir bakış, bir söz, bir gülümseme ile bağlarını dönüştürerek barışın güçlü moleküllerini inşa eder.
Biyoloji, canlıların birlikte yaşamayı ve ekosistemin ritmini anlamamızı sağlar; iş birliği ve empati, toplumun ve kalplerin yaşayan nabzı olur, barışın organik gerçekliğini gösterir.
Ve matematik, her eşitsizliği çözmeyi ve her düzeni hesaplamayı öğretir; adalet ve eşitlik, barışın mantığını ve formülünü oluşturan görünmez denklemlerdir.
Bu dört ders, farklı yollarla bize barışı öğretebilir, nihayetinde barışı yaşatır ve barışı kurmamızı sağlar.
Mevcut müfredatta barış sosyal bilimlerle ilintili derslere sıkışmış durumda. Oysa gerçeklik her bir dersin bir bütüne eklenerek barışa giden bir ufuk çizgisi ördüğüdür. Yeter ki müfredat işlevsel olsun.
Bir okulda öğrenci barışı öğrenir, bir sınıfta barış deneyimlenir, bir toplumda barış yaşanır; ve her birimiz, kendi küçük katkımızla evrenin büyük düzenine kendi barış damlamızı ekleriz. Çünkü barış, sadece bir kavram değil, bilgi, deneyim, adalet ve empatiyle dokunan yaşayan bir gerçekliktir.
Tıpkı doğa yasalarının sorgusuz çalışması gibi, insanlık da kendi yasalarını, bilgelik ve empatiyle kurmak zorundadır.
Hasılı, eğitim müfredatında barışı hem edebi bir duygu hem felsefi bir düşünce hem sosyolojik bir olgu hem de bilimsel bir gerçeklik olarak ele alabiliriz.
Şimdi ‘Barışın Matematiği’ dersi için bir örnek soru yaratalım:
“2+3=5”. Bu sorunun cevabını bilmek için okul yazarlık bile gerekmeyebilir.
- Toplama: “İki ile üç birleştiğinde beş olur. İnsanlar da birleştiğinde çoğalır. Barış, farklılıkların toplamıdır.
- Eşittir: “İşaret bize der ki: ne tarafta olursan ol, sonuç birdir. Barış, eşitliktir.”
- Sayının Anlamı: Beş, aslında ikiyle üçün hikayesidir. Barış, her hikayenin bir bütüne katkı sağlamasıdır.
- Sadelik: Denklem basittir ama anlatmak istediği derindir: Barış, matematiğin söylediği gibi, paylaştıkça büyür.
Matematik, görünürde soyut bir alandır; sayılar, işlemler, semboller. Fakat aslında matematik, ilişki, denge ve ölçü üzerine kurulu bir düşünme biçimidir. Barış da tam olarak aynı şeydir: İnsanlar arasında adil ilişkiler kurmak, farklılıkları dengede tutmak, hayatı ölçülü kılmak.
İşlemler, çocuklara sadece matematik değil, aynı zamanda yaşamanın ve barışmanın dili olarak da öğretilebilir.
Felsefede Aristoteles “ölçü”den, Konfüçyüs “uyum”dan, Kant “evrensel yasadan” söz eder. Matematik, bu kavramların en saf ifadesidir.
Aristoteles için erdem, aşırılık ile eksiklik arasındaki altın ortadır: İşte barış, bir denklemin doğru çözümü gibidir.
Konfüçyüs için toplumda barış, herkesin rolünü uyum içinde yerine getirmesidir: Bu da bir denklem sisteminde her bilinmeyenin doğru yerine oturmasına benzer.
Kant için ahlak, herkes için geçerli olabilecek evrensel yasadır: Tıpkı matematiğin evrenselliği gibi.
O hâlde denebilir ki: Matematik, barışın felsefi simgesidir. Çünkü hem matematik hem barış, bireysel olanı aşarak bütünsel olanı mümkün kılar.
Öyle ise soralım: Barışın matematiği, kimyası, fiziği ve biyolojisi; hasılı yeni bir müfredat için eğitim iş kolu sendikaları, cümle insan hakları kurumları, yeni kurulan TBBMM komisyon bileşenleri, demokratik kitle örgütleri ne yapmalı?
Bir başka yazıda ele almak üzere sağlıcakla kalın.
Barışın matematiği, kimyası, fiziği ve biyolojisi: Yeni bir müfredat mümkün – Zeki Gül – Evrensel














