Salim Çetin
Bornova Belediyesi Eylül ayı içinde yıllardır gerçekleştirdiği Kitap Günleri etkinliğinin hazırlığı içinde.
Bu yıl galiba yedincisi olacak.
Çoğuna katıldığımı anımsıyorum.
Hatta 2025’ de Yenigün Gazetesi’ ndeki köşemde bir de yazı yazmışlığım var.
Aslında Bornova’ nın merkezinde yer alan Büyükpark tam da bu tür etkinlikler için biçilmiş kaftan.
Yazarlar, binlerce kitap, yayınevleri, kitabın kokusu… parkın güzelliği içinde başka bir anlama bürünüyor sanki.
Belediye de böylece asli görevi olan beldesinde yaşayan yurttaşların kültür ve sanata erişmesine aracılık etme görevini de yerine getirmiş oluyor.
Bu güzellik yanında bu tür etkinliklerin karmaşık ve zor olduğunu biliyorum.
Oradaki arkadaşların heyecanını ve çabasını anlıyorum.
Uzun yıllar İzmir Öykü Günleri ve Dünya Şiir Günleri etkinliklerini kotarmış biri olarak bunu söylüyorum.
Biz de çok eleştiri aldık.
Üstelik etkinlik öncesi Edebiyatçılar Derneği, Pen ve Tys temsilcileri ile İzmir’ de önde gelen yazarlardan bir komite kurmamıza karşın bu eleştirilerden kurtulamazdık.
Kimleri seçeceğiniz bir kez başlı başına sorun olurdu.
İzmir dışından çağırdıklarınızla burada olanlar arasında bir denge kurulması ayrı bir sorundu.
Ki bu denge her zaman kurulamıyor.
Bir kez sanatın kendi iç işleyişi İstanbul’ u öne çıkarıyor.
Çünkü orası merkez olmanın avantajıyla malul.
Kitabın dergilerde, gazete kitap eklerinde dolaşıma girip hakkında tanıtım yazısı çıkması orada daha kolay.
Bu kolaylık İzmir’ de ya da adına taşra dediğimiz yerlerde ne yazık ki daha zor.
Dolayısıyla programa davet etmedeki kıstasların arka planda nasıl zorluk taşıdığı görülüyor.
Her neyse biz gene Bornova Kitap Günleri’ ne dönecek olursak.
Bu yıl ise Kitap Günleri benim için başka bir boyuta evrilmiş durumda.
Türkiye Yazarlar Sendikası İzmir Temsilcisiyiz ya, sağ olsun üye yazar dostlar durmadan arayıp soruyorlar, program ne oldu diye?
Böyle olunca dışardan bakmanın kolaylığı yok artık.
Malum TYS sonuçta yazarların içinde olduğu bir örgütlenme.
Bu yüzden kültürün, sanatın ve kitabın olduğu yerde TYS’ nin olmasından daha doğal ne olabilir.
Bu yüzden Temmuz’un daha ortalarına gelmemişken yazar dostlar arayıp soruyor, program ne oldu, TYS var mı?
Ben de haliyle Bornova Belediyesi’ nden arkadaşları arayıp, meramımızı anlatıyorum. Bir edebiyat örgütü olarak TYS adına bir stant verilirse etkinlik yaparak Kitap günlerine farklı bir zenginlik katacağımızı söylüyorum. Bir ara parantez.
Biz İzmir Öykü Günleri’ ni kotarırken Edebiyatçılar Derneği, Pen ve TYS ‘ den temsilciler ile bir iki önde gelen yazarın içinde olduğu bir kurul oluşturuyorduk.
Dolayısıyla aklımdan geçen bu modelin burada da olabileceği yönünde.
Ancak TYS’ nin diğer derneklerle farkını anlatamadığımız yerde bunun onlar için ne kadar ütopik olacağını da bilmiyor değilim.
Kültür Müdürlüğü’ nden Özlem Hanım muhatap.
Onun için TYS’ ye stant verilmesi durumunda bütün derneklerin talepte bulunacağı, bu nedenle bunun olmayacağı yönünde oluyor.
Belli ki Özlem Hanım TYS ‘ yi edebiyat örgütü olarak görmüyor.
Belki haklı, çünkü bugüne kadar bu yönde bir talep gitmemiş olabilir.
Dolayısıyla bu TYS’nin kurul içinde yer alması konusu başka bir bahara kalmış durumda.
Hazır söz açılmışken bir başka durumu da anlatayım.
Kitap günleri aynı zamanda yazarların kitaplarını imzalayarak bedelini aldıkları da bir yer.
Bu yüzden ticari bir yanı da var. Böyle olunca satılan her kitabın fişinin kesilmesi maliye açısından bir zorunluluk.
Tabii bu nasıl çözülüyor, bilmiyorum ama bu bir sorun.
Şimdi ‘Peki, sonuç ne oldu?’ dediğinizi duyuyor gibiyim.
Sonuç, değişimi getirmek atom bombasından daha zor demişti ya bir bilim adamı.
Bornova’ da da bir düzen kurulmuş yürüyor.
O yüzden değişimi başlatmak zor görünüyor.
İlk başta ben biraz celallendim, kızdım, bağırdım kendi kendime.
Her seferinde çözülür hesabıyla gazeteci yazar arkadaşım Tülay Cengiz’ le onlarca kez görüştüm, o her seferinde ‘şununla görüş, o halleder’ dedi ama görüştükçe işler sarpa sardı desem yeridir. Basın danışmanı ile görüştüm, o beni Özlem Hanım’ a yönlendirdi.
Yetmedi, belediyeden İlyas Aydınalp arkadaşımızı aradım işlerin düzeleceğini söyledi ama sonra aradığımda ulaşamadım.
Ulaşamadığımı kişilerden biri de Konak Kent Konseyi’’ nde başarılı işler yapan şimdi başkan yardımcısı Cem Arıkan oldu.
Aradım, not bıraktım ne dönen oldu, ne de arayan.
Sağ olsun İbrahim Aktaş dostumuz en azından telefonunun kapatmayan müdürlerden biriydi.
O bana olan biteni anlattı ve ben ilk başa dönmüş biri olarak Özlem Hanım’ a, yani Urla’ dan kalkıp oraya gideceğim.
Artık bir iki etkinliği ve yazar arkadaşlarımızın imza günlerin programa alınmasını ona anlatacağım.
Olur mu, doğrusu bilmiyorum.
Şimdilik hikâye bu değerli dostlar.













