Yannis Ritsos’un “Ananın gördüğü düştür barış” dediği barış bu günlerde gündemde.
Hepimiz bu sözcüğü ağız dolusu telaffuz etmek istiyoruz.
Öyle ya bu sözcüğün başına az şey gelmedi; önünde barış olan akademisyenler tutuklandı, annelere neler yapılmadı ki…
Yetmedi pek çok insan bu sözcüğün yanında yöresinde olduğu için işinden oldu, hapislere düştü.
Şimdi başka bir iklimdeyiz.

***
1984’ten beri kaç ananın yüreğine ateş düştü.
Onlarca Kürt ve Türk genci hayattan koptu, gencecik yaşlarında bilmediği dağlarda silah tuttu, acemisi oldukları bir ‘sözde savaş’ın içinde oldu.
Bu yüzden kaç eve bayrak asıldı, kaç evde bu yas sessiz, kimseye gösterilmeden büyük bir acıyla yaşandı gitti.
Şimdi en azından bunlar olmayacak…
Barışa giden yolun kapısı şimdilik aralandı gibi ama biz şöyle bir eskilere uzansak…
***
Ülkemiz dönem dönem hain ve düşman yaratma becerisini hiç elinden bırakmamış.
Bu yüzden acılarla dolu bir tarihi kucağımızda bulacağımız kesin…
Hatırlayanlar olacaktır, bir zamanlar 141, 142 ve 163. maddeleri vardı Anayasa’mızın.
Nice insanı ‘içeride’ tutmaya buradan başlanırdı.
Her politik eylem için bunlar hazır kalıptı; “devleti ortadan kaldırmaya teşebbüs…” cümlesiyle başlar, kendinizi hapiste bulmanız için başka bir şeye de gerek kalmazdı. Düşünün Nâzım, bu maddelerden ötürü 13 (yazıyla on üç) yıl içerde tutulmuştu.
Sonra o maddeler kaldırıldı, görüldü ki bu ülke bu maddeler olmadan da düzenini sürdürüyormuş.

***
Oyun bitti mi?
Ne gezer, ‘devlet aklı’ ya da ‘derin devlet’ denen karanlık kuyu buna benzer pek çok madde ‘icat’ etti.
Bugün bile bunlar ayan beyan görülüyor.
Peki, bugün barışın yapılacağı örgüt PKK?
O da uzun bir yanlıştan bu noktaya geldi.
1984’te “halkların kendi kaderlerini tayin hakkı” etrafında siyaset onları dağlara çıkardı.
Şimdi dönem ve koşullar değişti, “makro milliyetçiliklere yer olmadığı, silahla sorunların çözülemeyeceği gerçeği” ortaya çıkınca eski argümanlar tedavülden kalktı.
Ya da kalkıyor.
***
Geç oldu ama ne iyi ki oldu.
Ve biz de büyük şair Ritsos’a katılıp onun dizelerini ağız dolusu haykırabiliriz şimdi.
“Bir tas sıcak süttür barış ve uyuyan bir çocuğun gözlerinin önüne tutulan kitaptır…”
Elbette tartışmalar olacak, ayrıntılarda anlaşmazlıklar çıkabilecektir.
Ancak as’lolan bu tarihten sonra barıştan dönmemektir. Biz ona bakacağız.
***
KEMERALTI ÇALIŞTAYI
14-21 Mayıs tarihleri arasında 3. Kemeraltı Çalıştayı vardı.
Etkinlik; 2024’te, yine böyle bir mayıs gününde yitirdiğimiz Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi’nin kurucu başkanı Ahmet Tuncay Karaçorlu anısına dostlarınca kotarılmış.
Kentteki pek çok eksikliğe, yanlışlığa itiraz eden kişiydi Karaçorlu.
Dostları 3.sünü planlayarak onun anısını yaşatmak istemiş. Çok da iyi olmuş.
Ben etkinliğin iki günlük kısmına katıldım ve doğrusu Kemeraltı’yla ilgili çok şey öğrendim.
Kemeraltı’nın tarihi mekânlarını; Prof. Akın Ersoy, Prof. Dr. Bozkurt Ersoy, Prof. Dr. Harun Ürer, Dr. Ertan Daş, Hasan Topal anlattı.
Hanlar, hazireler, planlar bir bir irdelendi.
Ertesi gün Nejat Yentürk Kemeraltı mutfağını, Esat Erçetingöz Şükran Oteli’ni, Eftal Sevinçli Kemeraltı gazetelerini, Dr. Nuri Erkin ticaret ve zanaatın dönüşümünü, Talat Ulusoy Kemeraltı’nda kaybolmayı, Hakan Taşkıran Kemeraltı’nda yanılsamaları, Özlem Şenyol çarşıya ulaşım ve erişebilirliği anlattılar.
Kemeraltı muayenehanelerini Dr. Ali Rıza Sanal ve Ender Uyguç’tan dinledik.
Bu etkinliğin yönlendiricisi Dr. Hasan Kulakoğlu’ydu. Kulakoğlu, Neslihan Perşembe’yle birlikte çalıştayın etkin planlayıcılarından biriydi de.
Tabii Kemeraltı olur da şiir olmaz mı?
Mazhar Alphan, Oğuz Tümbaş, H. Eğilmez Kaya, Tuğçe Yerdelen, Erkan Karakiraz, Semiha Taş Özenç, Ayşen Deniz kendi şiirlerinin yanına Karaçorlu’nun da bir şiirini kattılar.
Bekir Yurdakul ve Altay Ömer Erdoğan da aynı etkinliğin konuşmacıları olarak; Kemeraltı’dan ve Tuncay Karaçorlu’nun kent için yaptıklarından söz ettiler.
Etkinliği Ali Özpalanlar yönlendirdi.
Etkinlik 2. Beyler’de yeni restore edilmiş bir merkezde, Arya Kamalı Uluslararası Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Bu merkezi kutlamak gerekli.
Tabii onlarca insanın gönüllü çabasını; üniversitelerden ve sanat camiasından uzmanların, sanatçıların özverili katılımını unutmamak gerekli.
Hemen burada bir hakkı da teslim edelim o da Mete Hüsünbeyi dostumuz. O da bu kadim kent için çok şey yapanlardandır.
Çalıştayın sözcüsü Osman Gazi Oktay idi. Sendikadan ve öğretmenlik günlerinden anımsıyorum kendisini. Bütün bu çabalar insanın içini ısıtıyor.
Bir çift söz de belediyelerimize.
Kendi merkezleri hiçbir şey üretmeden öyle bekliyor.
Bütçe azlığına sığınıyorlar.
Oysa biliyoruz ki sorun sadece bütçede değil.
Beceri ve donanım da gerekiyor.
***
İZMİR EDEBİYAT-SİNEMA BULUŞMASI
Bu önemli buluşma 26-30 Mayıs günleri Karşıyaka Çatıbostanlı alanında olacak.
Hem edebiyat hem de film gösterimi yer alıyor etkinlikte.
Vecdi Sayar, bilindiği gibi, üstlendiği işi iyi yapanlardan biridir.
27 Mayıs Salı akşamı 20.00’de Karşıyakalı olan Tarık Dursun Kakınç da anlatılacak ve onun yapıtlarından uyarlanan bir de film gösterilecek.
Benim de olduğum söyleşide Ahmet Mekin, Özlem Fedai ve Lütfü Dağtaş yer alacak. Vaktiniz varsa termoslarınızı alın, izlemeye gelin. Çünkü alan buna müsait.
https://www.gazeteyenigun.com.tr/makale/25065115/salim-cetin/icimizi-isitan-isler














