Kitap Fuarı mı, Manav Tezgâhı mı, Kültür Şöleni mi?
Bu hafta iki akşam üst üste Torbalı’da düzenlenen güz kitap fuarına katıldım. Siz buna “kitap şenliği” de diyebilirsiniz. Benim için fark etmez, şenlik mi, panayır mı, pazar mı… sonuçta eğlence garanti!
Artık bu ülkede fuarların nasıl organize edildiğini bilmeyen yok. Hani şu meşhur söz vardır ya, “Bal tutan parmağını yalar.” İşte bu organizasyonlarda o parmak öyle bir yalanır ki, neredeyse kemiğe kadar!
Şimdi biraz perdeyi aralayalım. Biliyorum, bu satırları okuyunca bazıları bana kızacak. Belki sayfa üzerinden mobinge bile uğrayacağım. Ama napalım, biri de çıkıp “Kral çıplak!” demeli. İşte o şerefli (!) görev bu sefer bana düştü. (Söz, bir daha yapmam. Yaparsam ağzıma biber sürün, ama acı olanından!)
Efendim, organizatör çıkar, bir belediyeyle anlaşır, parasını alır, iş tamam. Buraya kadar her şey normal. Bundan sonrası? İşte orası tam bir semt pazarı tadında. Organizatör birkaç “tanınmış” yazarla anlaşır, onları getirir. İtirazım yok, ünlüler gelsin, hoş gelsin, safa gelsin. Zaten fotoğraf çektirmek için millet onların peşinde koşuyor.
Sonra işin içine bir iki piyon dahil edilir; yani edebiyat derneği, yazar sendikası falan. Gariban sendika veya dernek ne yapsın? “Fırsat bu fırsat,” diyerek üyelerine alan açmak için sayfalarında duyuru yapar:
“Falanca yerde, falanca tarihler arasında kitap günümüz var, katılmak isteyen yazsın adını.” diye mesaj atar üyelerine.
Ve işte tam da buradan sonrası şenlik değil, resmen panayır! Çünkü sahneye biz gariban, tanınmayan yazarlar çıkarız. Çoğu benim gibi mütevazı tipler. Ne yapsın bu garibanlar? Mecburen “Gel vatandaş geeeel!” moduna geçer. Kavunun iyisi burada, irisi burada, hatta ikizlere tek fiyatına! Başka da kendini tanıtma şansları yok. Kimi cılkını çıkarsa da gerçek bu.
O yüzden de bizim stantlar öyle bir hava estirir ki, edebiyat değil de sanırsın manav tezgâhı. Tek farkı, domates, biber yerine kitap var masada. Ama pazarlık gene baki:
“Üç kitabı alsam bir de imza bedava mı hocam?” sözü en makul olanı. Ama ne gezer…
Tabii her imzaya da on kare fotoğraf
Selfie’siz bırakılmayan imza törenleri ise işin cabası.
Kitabı okumasa da olur, ama Instagram’a koyulacak kare baki kalmalı!
Hatta bu sefer şuna da şahit oldum: Bir yazar ablamız, kitaplarının yanına el emeği göz nuru oyalarını da sergileyip satıyordu. Kitapla dantelin yan yana geldiği başka bir yer gördünüz mü? Sanmam! Neredeyse “Kitap alana bir tane oya bedava!” diye bağıracaktım. Yok böyle ucuz kampanya! dedi yazar arkadaşlardan biri. Kitap başka, el emeği oyalar başka… Kim bilir, belki ileriki kitap günlerinde böyle bir kampanya da başlatabilir ablamız, kim bilir! Siz gene de umutlu olmaya bakın.
Sonuç? Kültür şenliği dedikleri şey aslında tam bir pazar şenliği. Kitap var mı? Var. Ama pazar kültürü daha baskın.
Ne de olsa karnımızı doyuran pazar; yoksa aç kalırız.
Kitap ise olsa da olur, olmasa da…














