sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa GÜNCEL

Bağın kıyısındaki tane: SÜRYANİ BİR REKTÖRÜN HİKAYESİ

Zeki Gül Ekleyen Zeki Gül
Eylül 6, 2025
in GÜNCEL, KONUK YAZAR, POLİTİKA, SAĞLIK
0
Bağın kıyısındaki tane: SÜRYANİ BİR REKTÖRÜN HİKAYESİ
0
Paylaş
13
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Mezopotamya’nın en eski halklarından biri; taş duvarlara işlenmiş duaları, güneşle kavrulmuş bağları, Süryanice ilahileriyle bu toprakların kadim seslerinden. Fakat modern Türkiye’de onların hikâyesi, çoğu zaman görünmez kılındı: ne tam bir yok oluş ne de tam bir var oluş. Tam da “salkımın kıyısında duran”, diğerlerinden biraz farklı görünen bir tane gibi.

Bir Süryani akademisyenin rektörlüğe uzanan hayatı, bu görünmezliğin en çarpıcı örneği oldu: Prof. Dr. Emin Alıcı. Dinini vitrine çıkarmadı. Öğrencilerine “Süryani” olarak değil, “hoca” olarak göründü. Fakat ileride hep karşısına çıktı. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde rektör adaylığı açıklandığında tehdit edildi. Ve geçen haftalarda ölümü ardından bir gazete nefret söylemi ile yine, yeniden manşete taşıdı: “Hristiyan çıktı!”

Bu sadece bireysel bir trajedi değil, azınlıkların Türkiye’deki kolektif kaderidir: Nefret söylemi bazen dinci basından, bazen de seküler ulusalcı basından yükselir. Oysa bağın kimyası basittir: farklılık zenginliktir. 

Süryanilerin yüzyıllar boyu damıttığı şarap kültürü, tek bir üzümün değil, yüzlerce farklı üzümün birleşiminden doğar. Fakat mevcut siyasetin ve medyanın dili, bu çeşitliliği zenginlik değil, ısrarla “tehdit” diye damgalamakta.

Hakikatin bedeli ağır: Bir an hayal edin; 12 Eylül sabahında geleceğin rektörü olacak genç bir ortopedist; Emin Alıcı, Ege Tıp Fakültesi’nde 1402’lik Veli Lök hocasının gözlerinin içine bakıyor ve “hocam, yanınızdayım” diyor. Yıllar sonra rektör olduğunda, polis insan hakları sergisini daha ilk gününde kapatmaya geldiğinde, “burası üniversite, özgürlük mekanıdır” diye direniyor. Ardından faili meçhulleri, yakılan köyleri, beyaz Torosları dile getiriyor.

Ama öyle olmadı…

Evet tersi olsaydı, o zaman belki yalnızca “Hristiyan kimliğiyle” hedef alınmayacaktı bugün. Aynı zamanda devletin güvenlik aygıtı tarafından, ulusalcı basının köşe yazılarında, bazı siyasi partilerin kulislerinde hedef gösterilmeye devam edilecekti ölümünden sonra dahi. Ve o basının manşetinde bu kez “Süryani çıktı” denecekti belki de!

Çünkü bu topraklarda hakikati söyleyen, hangi kimlikten olursa olsun, bir gün mutlaka “öteki” ilan edilir. Hocamızın andığım iki ayrı zamanda, zıt kalıba sığma rızası, sanırım onun bir azınlık olarak hayatta kalma refleksi idi bireysel tarihselliğinde. Rektörlüğünde işten atılan işçiler bu rızaya sığma gayretinin bir başka tezahürüydü belki de…

Mesele Süryani olmak, Hristiyan olmak ya da başka bir azınlığa mensup olmak değildir yalnızca. Asıl mesele, hakikati söylemenin başlı başına bir azınlık işi olmasıdır.

Ve işte trajedi tam da burada: Eğer kendisi olabilseydi, direnseydi, itiraz etseydi, belki tarih onu daha cesur, daha onurlu hatırlardı. Ama aynı zamanda daha fazla yalnız, daha fazla tehdit altında da kalırdı.

Şimdi geriye dönüp bakınca şu soru kalıyor: Bu ülkede insanın kendi olabilmesi mümkün mü, yoksa hakikatin bedeli yalnızlık ve dışlanma mı!

Türkiye’de birbirine zıt gibi görünen ulusalcılar ile kökten dinciler arasında aslında derin bir ortak zemin var. İkisi de farklı ideolojik dilden konuşuyor gibi görünse de, farklılıklar karşısındaki refleksleri, devletle kurdukları ilişki ve hakikate bakışları çok benzer. Ortak özellikleri çok:

Homojenlik arayışı: Ulusalcılar için “tek millet, tek dil, tek bayrak.” Kökten dinciler için “tek din, tek ümmet, tek hakikat.”

-İkisi de toplumu tek tipleştirmek ister. •Devlet merkezcidirler. Ulusalcı, devleti “kurucu baba” olarak görür. Kökten dinciler, devleti “dinin koruyucusu” olarak konumlar. Nihayetinde devleti kutsallaştırma, bireyi ve farklı kimlikleri onun önünde feda ederler.

-Hakikate tahammülsüzdürler. Ulusalcı, Kürt meselesi ya da Ermeniler gibi başlıklarda “devletin resmi tezinden sapma”yı hainlik sayar. Kökten dinciler, dini yorum dışındaki hakikatleri küfür veya fitne görür. İkisinde de hakikat çoğul değil, “tek”tir ve resmi olanla sınırlıdır.

-Ulusalcılar, azınlıkları “dış güçlerin maşası” olarak görür. Kökten dinciler, “ümmetin dışında” sayar.

-Baskıcı toplumsal kontrol:ü severler: Ulusalcı, toplumun “milli değerler” çizgisinden çıkmasını engellemek ister. Kökten dinciler, toplumun “dini kurallar” dışına taşmasını yasaklar.  İkisi de bireysel özgürlükleri “toplumsal düzen” adına sınırlar.

-Hem ulusalcı hem kökten dinciler, siyaseti iç düşman yaratma üzerine kurar.   

Kısacası: Ulusalcı “laik kutsal” yaratır. Kökten dinci “dini kutsal” yaratır. Ama ikisi de kutsalın dışında kalanları öteki ilan eder, özgürlükleri sınırlar.

Oysa, bir bağ düşünün, içinde yüzlerce salkım. Çoğunluğun üzümü iri ve tatlı, azınlığınki daha küçük, daha farklı aromalı. Bağı bilmeyen, o küçük taneyi çürük sanıp atar. Oysa bilen bilir ki, asıl şarap, işte o farklı tadın kattığı derinlikte gizlidir.

Süryani bir rektörün hikâyesi, aslında şu gerçeği fısıldıyor: Türkiye’nin şarabı, ancak tüm üzümleriyle mümkündür.

Üniversiteden hocam, Emin Alıcı hocaya saygı ile.

Sağlıcakla kalın.

https://www.evrensel.net/yazi/97613/bagin-kiyisindaki-tane-suryani-bir-rektorun-hikayesi

Post Views: 256
Önceki yazı

Kalem: Yüzüme Haykırdı Yazarlığımdan Utandım

Sonraki Gönderi

MUTLAKA DOĞACAK BİLİYORUZ!

Zeki Gül

Zeki Gül

Sonraki Gönderi
MUTLAKA DOĞACAK BİLİYORUZ!

MUTLAKA DOĞACAK BİLİYORUZ!

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.