Osmaniye Kadirli ilçesinde doğan Emine Schröder çocukluğunu ve ilk gençliğini burada geçirdi. Çukurova’nın pamuk tarlalarında geçen yılların ardından 1992’de Berlin’e yerleşti. Çeşitli işlerde çalıştıktan sonra sosyoloji eğitimi aldı. Göçmen çocukların eğitim ve öğretim eşitliği için mücadele etti. Şirince Baptist kilisesinde “Düş kapanı” adlı bir fotoğraf sergisi açtı. Yazarın, Kır Atın Teri kitabında çocukluktan gençliğe, gençlikten yetişkinliğe uzanan kendi hikayesine tanıklık ediyoruz.
Emine Schröder annesinin anısına vefa borcunu öder gibi sıcacık bir anı roman yazmış. Kitapta doğanın insanı hem yıpratan hem ödüllendiren yüzünü “Tuttuğum balığı kimsenin yemesine izin vermeyecektim,” öyküsünde açık seçik görüyoruz. Aynı zamanda fotoğraf sanatçısı olması bize bazı sahneleri canlandırır gibi bir izlenimle sunuyor. Annenin kişiliğinde ise hiçbir güçlüğe boyun eğmeyen özgür psişenin her anda kendini hatırlattığını, ne olursa olsun yazara ümitli bakış açısını işlediğini görüyoruz. Pamuk tarlalarında çekilen çilenin acımasızlığına rağmen çaresizliğin yaratıcılığa gebeliği ve elle tutulur yaşama sevinci içimizi ısıtıyor.
12 Eylül olaylarında Ziya’nın vurulması öyküsü toplumsal belleğimizin unutturduklarını yeniden hatırlatıyor. Çukurova’da pamuk tarlalarında çalışan “ırgatlar” zaman zaman yanlarında çocuklarını da yanlarında götürürler. Sermayenin çocuk işçi çalıştırmasının yüzyıllardan bu güne uzantısı olarak tekrar karşımıza çıkıyor. Çamçalı gelin oyununun Anadolu’nun hatta dünyanın pek çok yerinde farklı kutlama amaçları için oynandığını biliyoruz. Amerika’da Hallowen dedikleri, Trakya’da Bocuk gecesi, Çukurova’da Çamçalı gelin insanlığın ortak oyunları. Toroslardaki yörük kadın ritüellerini Gazap Üzümleri’nde geçen California’daki narenciye işçilerinin ritüelleriyle benzeştirir. Dünyanın farklı iki bölgesinde de her iki kadın da yaralanan çocuğunu veya böcek sokmasını çocuğu toprağa işeterek elde ettiği çamuru yaraya ya da ısırığa sürerek iyileştirir. Burada kişiselden evrensele uzanan benzerlik dikkatimizi çeker. Çocukluktan itibaren hep çalışarak geçmiş bir hayat. Her hikaye tek tek işlenmeye değer.
Anlatım dili yalın, akıcı, anlaşılır, tane tane. Cümleler su içer gibi akıyor. Yetmişli, seksenli yıllara hem bir selam, hem bir hatırlama için bir solukta bitecek bir kitap.
Filiz Asal
08.10.2025














