Hani derler ya; “Neresinden tutsan elinde kalıyor” diye, işte tam da öyle bir vaka daha. Hatta bu konuda daha önce birkaç kez yazmış, sıkıntıları anlatmıştım. Olumlu bir gelişme olmadı geçen yıllar süresince. Tersine, geçmişten daha da geriye gitti işler.
Neredeyse 30 yıldır kitap fuarlarına katılır, yazar, yayıncı, okur buluşmasına eşlik eder, katkıda bulunurduk. Üstelik yalnız İzmir de değil, Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerimizde kurulan fuarlara da katılırdık. Ekonomik anlamda masraflı bir iş olduğundan büyük katkı görmesek de gördüğümüz ilgi, sevgi bize yetiyor artıyordu bile. Son üç- beş yıldır İzmir Kitap Fuarına katılmıyoruz. Önce Kültürpark içindeki holler fuara kapatıldı, sonra Fuar hiç olmayacak yer olan Gaziemir’e gitti. Şimdi de iki yıldır ‘ Sokağa düştü’. Kültürpark içinde sokaklarda kurulan stantlarda yapılmaya çalışılıyor. Yasaya göre sokaklarda, açık alanlarda kitap satışı yasak üstelik. Beş milyona varan dev aktif nüfusuyla İzmir’e layık görülen devlet politikası bu olmamalı.
Yazarı, yayıncısı, kitapçısı Türkiye’nin değişik illerinden büyük masraf ve fedakarlık yaparak ilimize geliyor. Biz koca koca yazarları bazen yağmur, bazen güneş, bazen rüzgar altında, ekim ayazında ‘sokakta bekletiyoruz’. Ağırlamak diyemiyorum bu kötü ev sahipliğine. İzmir, ilçeleri ve komşu şehirlerden gelen kitap sevdalıları da yağmurlu, soğuk sabahları kitap ve imza kuyruğunda geçiriyor. Onlara da büyük haksızlık ediyoruz. Yüzlerce kafe, bar müşteri beklerken ne işiniz var kitapla, kültürle dercesine itiyoruz onları.
Büyük önderimiz Atatürk; “ Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür.” diyor. Belki bir gün ülkeyi, şehri yönetenler de bu gerçeği bir asır öncesinden görüp, değerlendiren dehanın açtığı yolu görürler. Ne dersiniz?














