İzmir’de yaşayıp da kültürel konularla ilgilenenler Bekir Yurdakul’u tanırlar.
Çok mu iddialı bir cümle oldu, hiç sanmıyorum!
Bu cümleyi onun son kitabı Sahibine Ulaşmayacak Mektuplar1 için ettim. Sanıyorum Yurdakul’un özgeçmişini, edebiyatın geniş kesimlere yaygınlaşması için harcadığı çabaları bilmeden kitap hakkında bir şeyler yazmak mümkün olmayacak.
O halde başlayalım:
Ben onu 1990’ların ortasında tanımıştım.
Eğitimciliği yanında gazetelerde köşe yazarı, sanat sayfasını hazırlayan gazeteci kimliği vardı.
Bunun dışında sanat dergilerinde yazıları kadar o dergilerin çıkarılmasındaki çabalarla da bilinirdi.
Sözgelimi İzmir İzmir Kent Kültürü ve Sanat Dergisi’nin2 çıkışı onun da katkılarıyla olmuştu.
Sonrasında İzmir’de sanat yaşamına başlayan Ünlem3 dergisinin yayın kurulunda da onun ismini görmüştük.
Ya yayınevleri?
Çocuk yazınında çalışmalarını sürdüren Top Yayıncılık’ta editörlük ve danışmanlığını anımsıyorum. Daha yenilerde Sadık Uygun Yayınları ve en son da Âlâ Yayıncılık genel yayın yönetmenliği var.
Bu kurumsal çalışmaları yanına Yurdakul’un benim bildiğim kültürel etkinliklerini de ekleyebiliriz:
Sözgelimi Dumansızlar adıyla belli aralıklarla sürdürülen çalışma… Ve bu etkinlik İzmir’deki yazar, şair ve sanatçıların katılımıyla yıllarca (yirmi yıl) sürmüştü.
Hemen bundan sonra ya da buna paralel, Vefa İstasyonu etkinliği de unutulmaması gereken güzel çalışmalardan biriydi. Sanat alanındaki üretimlerine karşın kamunun yeterince tanımadığı insanlar bu etkinlikle konuk ediliyor, ağırlanıyor; onlara gösterilen saygı bir törenle en azından görünür kılınıyordu. Bunda da Yurdakul’un çabalarını unutamayız.

Dolayısıyla Bekir Yurdakul için ‘bir kültür yapıcısı’ sıfatını kullanmak hiç de abartılı olmaz.
Yurdakul, bütün bu çalışmaları yanında belediye olarak programa aldığımız kültürel çalışmalarda da gönüllü olarak yer alır; işin kotarılmasından sunumuna kadar her aşamaya katkı sunardı.
‘Kadrolu’ değildi ama danıştığımız insanların başında gelirdi.
***
Bütün bunları niye anlattım?
6. Bornova Kitap Günlerinde imzalatarak edindiğim Sahibine Ulaşmayacak Mektuplar-1 kitabı için.
Yurdakul, bu kitapla, başta Türk edebiyatının önemli isimleri olmak üzere İzmir’de kalem oynatan yazar, şair, sanat insanı otuz üç isme mektupla duygularını iletmiş, “onları anımsamak, onlara içtenlikle seslenmek” istemiş ve bunu da başarmış.
Kim bunlar?
Ben de çoğuyla bire bir tanışmıştım.
Gündüz Badak, Berin Taşan, Muzaffer İzgü, Onur Şenli, Sennur Sezer, Mukadder Özakman, Abdullah Neyzar Karahan, Özdemir Nutku, Haşim Kanar, Şükran Kurdakul, Özcan Yalım, Dinçer Sezgin, Turgut Erbek, Turgay Gönenç, Cavit Kürnek, Şükrü Tül gibi isimlerdi bunlar.

Bunların dışında olanları da elbette yapıtlarından tanıyorum. Yaşar Kemal, Orhan Duru, Sevgi Sosyal ve de sayamadığımız büyük isimler…
Öncelikle Yurdakul’u kutlamak gerekir; onca ismi, küçük anlardaki anımsamaları içinde bize bir biyografi yetkinliğinde verdiği için.
Yurdakul, anlattığı bütün sanatçılara aynı hitapla başlıyor; sözgelimi Özdemir Nutku anlatılacak ise, “Merhaba Özdemir Abi,” gibi.
Sonra onunla ilk karşılaştığı anlar, bir tiyatro oyununda onun söyledikleri… Onun yapıtlarındaki bir tümce, küçük bir anekdot, birlikte yaşanılan bir anı…
Sonra metin, kendi içinde ilerleyip başka konulara evriliyor…
Örneğin Özdemir Nutku’nun ölümünü eşi Hülya Hanım’dan öğrenmek ancak o anda İstanbul’da olup cenazede olamamak…
Okurlar böylece anlatıya konu olan sanatçıyı birçok açıdan tanıma olanağı ediniyor.
Akıp giden mektuplar aşağı yukarı bu mimari anlatı biçimiyle örülmüş.
***
Başka bir mektupta, diyelim anlatılanlardan biri Gündüz Badak olsun.
Bu kez İzmir İzmir’in ilk çıkışında olanlar mektuba konu oluyor. Serdar Uçar’ın, Yaşar Koçak’ın, Yıldız İlhan’ın, Yaşar Ürük’ün çabaları; Yurdakul’un Badak’la ilgili küçük anımsatmaları, Gündüz Badak’ın hep telaşlı hâli, çalışmalarını kent ve kültür ekseninde düşünmesi bile mektuba konu oluyor.
Paylaşılan otuz üç sanatçı anlatısında da öyle güzel ayrıntılar, görmediğimiz bilgiler var ki!
Örneğin benim de yıllarca çalıştığım kurumda fotoğraf dersleri veren Cavit Kürnek’in toplumsal mücadelenin göbeğinden geldiğini, geçmişte DİSK’in İzmir temsilciliğini yaptığını, iyi bir öykücü olan Kürnek’in hayat karşısındaki zarafetini ve inceliğini de gene bu mektuptan öğrendiğimi söylemeliyim.
Yurdakul’un onlarca sanat insanındaki küçük ayrıntıları dile getirmesi, bunu onların biyografilerinin başlangıcı kılma başarısında kuşkusuz ilişkilerinin olumlu katkısını aramak gerek.
Sanat insanlarıyla kurulan olumlu dostluklar bu başarıda pay sahibi.
Sonra da onun yazma ustalığı.
Yurdakul’un daha önce çıkan Ölmeden İyi İnsanlar,4 Unutulmayan Anlar5 ve Saklı Misket Çağları6 kitaplarında da bu geniş edebiyat ağının izleri görülüyor.
Ölmeden İyi İnsanlar’da onlarca sanat insanından iki yüz elli üç (253) anekdot, küçük anılar kitabın içeriğini oluşturmuş. Unutulmayan Anlar’da da benzer şekilde onlarca anekdota yer verilmiş.
Aynı biçimde Saklı Misket Çağları’nda yirmi yedi sanat insanı, çocukluklarına dair anılarını anlatarak kitabın oluşmasına katkı vermiş.
Buna ne denirse densin, bireyselliğin başat olduğu edebiyat ortamında sıcak insan ilişkileri ve dostluk duyguları iyi olan Yurdakul’un başarısıdır.
***
Bu mektuplar elbette sahiplerine ulaşamadı ama ne güzel ki biz o güzel sanat insanlarını yeniden hatırladık ve onların dünyasındaki sıcaklığa bir kez daha tanık olduk.
Bu yüzden kendi adıma Bekir Yurdakul’a teşekkür ederim.
…………………
1 Sahibine Ulaşmayacak Mektuplar-1, Y. Bekir Yurdakul, mektup, KeKeMe Yayınları, Eylül 2025, Ankara, 144s.
2 İzmir İzmir Kent Kültürü ve Sanat Dergisi, ilk sayısı (iki “sıfırıncı sayı”nın ardından) Ekim 1996’da çıkan, yayınını bugün de sürdüren İzmir’in en uzun soluklu dergisi.
3 Ünlem Sanat Dergisi, oldukça geniş bir danışma kurulunun çabalarıyla 2003-2007 yılları arasında yayımlandı.
4 Ölmeden İyi İnsanlar, Y. Bekir Yurdakul, anı, Yitik Ülke Yayınları, 2016, İstanbul, 256s.
5 Unutulmayan Anlar, Y. Bekir Yurdakul, anı, Klaros Yayınları, Mayıs 2022, Ankara, 223s.
6 Saklı Misket Çağları, Y. Bekir Yurdakul, anı, Sadık Uygun Yayınları, Nisan 2024, İzmir, 104s.














