Erdoğan TV de İstanbul’un fethinin 572. Yılını kutlama konuşması yapıyor.
Yurttaşa verecek vaadi olmayınca, İstanbul’un 572 yıl öncesini pazarlıyor.
Halkımız bildiğiniz gibi!
Sorgulayamayan insanlardan oluşan yurttaşlarımız “Ecdadımız geçmişte bu kadar akla ve güce sahiptiyse, bu halk neden yüzlerce yıldır yoksulluk ve acılarla boğuşuyor” Diye tabii düşünemez.
Tv ler içi yalan dolu tarihi dizi veya filmleri aralıksız yayınlıyor. İçeriği şovenizm ve İslam propagandası ile doldurulmuş bu yapımları, başlarına taktıkları tencere kapağından miğfer ile izleyen insanlar, gerçek de yaşamdaki tüm aşağılanmalara bilinçsizce tepki veriyorlar!.
Bir kaç saat için de olsa, Padişah ve çevresi gibi aynı etnik ve dinsel aidiyet duygusuna sahip oluyorlar.
Bu nedenledir ki “Ecdadımıza sahip çıkarken!” Aslında kendimizle övünme ihtiyacımızı gideriyoruz!.
Oysa bizlere gösterilen dizilere övünme amaçlı değil de, eleştirel gözle bakabilsek “Hay ben böyle ecdadın” Diyebiliriz.
Diziden bir örnek: Fatih, Bizans surlarını ablukaya almış. Tabii ki saray da entrikalar ve eşleri arasında iktidar savaşı da sürüyor. Fatih ilk eşi Bahar hatuna öyle kızıyor ki ona ders vermek için 8-9 yaşlarındaki oğulları Beyazıd’ı öldürmeye karar veriyor. İnfazcı olarak gönderdiği Vali Bey padişah fermanıyla çocuğu annesinin elinden zorla alıp, öldüreceği odaya götürüyor.
Çocuğun boynunu yavaşça kırmaya çalışırken, gelen ikinci fermanla çocuk öldürülmeden kurtuluyor. Ulemalar “Padişahım annesinin suçunu cezalandırmak için masum biri öldürülmemeli” Demese çocuk öldürülecek.
Çocuk bu çocuk!.
Merak ettim, Google dan Fatih ailesinden kimi öldürdü diye sordum.
Cevap: Bahar Hatun..
Ecdadımıza laf söyleyeni oyarım vallahi!..
***
Şeker Bayramı geçti. Ardından 23 Nisan. O geçti 19 Mayıs. Tamam bu tatil de bitti diyorum. Hoop Kurban Bayramı.
Bir de suçu deliye yüklüyorlar!..














