Gündemle alakalı görüş oluştururken elden geldiğince çeşitli haberlere ulaşmak gerektiği bilinen bir olgudur.
Sadece habere ulaşmak da görüş oluşturmak için çoğu kez yeterli olmayabilir. Bakış açısı farklı, birbiriyle ilgili yazıları okuyup sentezlemek de bakış açımızı zenginleştirir ve olayları doğru yorumlamaya neden olabilir.
Üç gün önce böyle iki haber okudum Halk TV de.
A.Öcalan, Mehmet Öcalan’a “Rojavada silah bırakılmaz, Şara bir ara İşid’de yöneticilik yaptı. Yarın ne yapacağı belli değil” Diyor.
Aynı gün başka bir haber Mazlum Abdi, Abd nin Ankara Büyük Elçisi ve aynı zamanda Suriye özel temsilcisi Barrack’a verdiği cevap “Biz burada İşid’i yendikten sonra siz geldiniz. Siz buradayken biz gelmedik. Biz kimseden bir şey talep etmedik, istediğiniz zaman gidebilirsiniz. Siz bizi korkak mı zannediyorsunuz?”
Barrack’ın sözlerini günlerce konuşanlar, Mazlum Abdi nin bu sözlerini duymadı, görmedi mi?!
İsrail Htş ye saldırıyor Bakanımız H. Fidan Kürtleri uyarıyor!. Şaka gibi..
Erdoğan söylemiyle Dem partiyi muhalefetten ayırıyor, Dem “Biz böyle bir ittifak da değiliz” Diyor, ulusalcıların umurunda değil. Çünkü Kürtlerin o ittifakta olmasını istiyorlar.
Akp nin basındaki sözcüsü gibi davranan Abdülkadir Selvi, Erdoğan’ın ittifak Söylemini yalanlayan Tülay Hatimoğulları’nı adeta tehdit ediyor. Dem Parti buna tepki göstererek eş başkanına sahip çıkıyor.
Ulusalcılar hala Dem Parti düşmanlığından vazgeçmiyor, aslında vazgeçemiyorlar.
Onlar için “en iyi Kürt ölü Kürt’tür”
Bu durumu değiştirmek ne yazık ki kolay değil.
Yurttaşını ötekileştirenler den “vatansever” olmaz.
Enternasyonalistleri ulusalcılar dan ayıran da bu duygudur..
***
Ne oldu la fakir arkadaşlarım?!.
Vırt zırt günleri üç gün öncesinden kutlamaya başlıyordunuz.
Bugün dünya kebap günüymüş.
Kutlayın da görelim!
***
“BESE HOZAT…”
Ateşli silahları
“Ateşe atma Ritüeli”ni
izledik Dünya ile..
Yönlendiren
bir Lider Kadın gördük…
Buruk…
Ortadoğu Coğrafyası’nda
Silah da tutan
Kalem de tutan
Kelam da söyleyen
Edeb-Erkan da bilen
DERSİMLİ
Laik, arı, duru
Lider bir Kadın
BESE HOZAT…
***
Bir gün sonra:
Cumhurbaşkanı Erdoğan dedi ki,
“Üç Parti birlikte yürüyeceğiz:
AKP-MHP-DEM…”
Dedi ki,
“TÜRK-KÜRT-ARAP İttifakı…”
Anladık ki,
Türk-Kürt-Arap
Sünni-İslam Sentezi…
Anladık ki,
Arap: HTŞ
Arap lider: COLLANİ
Ancak:
Ortadoğu’nun en güçlü
Kadın Lideri
BESE HOZAT
bu kurgunuza uymuyor…
Onsuz da olmuyor…
DEM de öyle…
KADIN Liderlerin Partisi…
Gülten Kışanak,
Sebahat Tuncel,
Tülay Hatipoğulları,
Leyla Zana,
Figen Yüksekdağ,
Meral Danış Beştaş,
Ayla Akat Ata
Gülistan Kılıç Koçyiğit
Ayşegül Doğan gibi
daha nice nice
Laik Lider Kadınlar…
Kurgunuza uymuyor…
En azından ben uymadığını umuyorum.
Suriye’de İŞİD’e diz çöktüren Direnişçi Kürt Kadınlar…
Kurgunuza hiç uymuyor…
Bir arada olmaz ki,
“Ümmet ile Laik Kadın”
***
Sayın Bahçeli
yine yeni bir Ezber bozsun:
“BESE HOZAT”ı Meclis’te kurulacak Komisyona davet etsin…
Gelsin, anlatsın
Dağa niye çıktığını…
Anlatsın ki,
görülsün nedenin
derinde olduğu;
Dersim’38 kıyımına
kadar gittiğini;
İki kardeşinin nasıl öldürüldüğü de…
Anlatsın ki,
dağdan cenazeleri gelenlerin de;
dağda cenazeleri kalanların da
bu Ülkenin çocukları olduğu anlaşılsın…
Barış Yüzleşmedir…
Umut iyidir…
Umut tacirliği
tehlikelidir…
Umut ile…
Necati Şahin
13.07.2025
***
Dört tavuk, bir kartal yuvasına gidip bir yumurta çalarlar.
Yumurtayı kümese getirdiklerinde, diğer tavuklar gördükleri bu yumurtanın çok büyük bir tavuğa ait olduğunu düşünürler.
Zaman geçer, yumurtayı getirenler de unuturlar, onlar da bu yumurtanın büyük bir tavuğa ait olduğuna inanırlar.
Günün birinde kuluçkaya yatan bir tavuğun altındaki o yumurta kırılır.
İçinden simsiyah kanatlı, ilginç gagalı tuhaf bir tavuk çıkar…
Herkes şaşkın, mutludur; böylesini ilk defa görmüşlerdir.
Anne tavuk, yavrusuna dersler vermeye başlar:
“Bak yavrum, yerden bulduğun böceği şöyle ye!
Arpayı buğdayı böyle ye!.”
Anne tavuk her geçen gün yeni şeyler öğretir yavrusuna; tehlikelere karşı nasıl davranılacağını da..
Büyük yumurtadan çıkan ilginç gagalı yavru tavuk, annesinin her söylediğini yapmakta, büyüdükçe de güzelleşmektedir. Oldukça uzun kanatları vardır.
Diğer tavuklar onun kanatlarına kıskançlıkla bakmaktadır.
Bir gün anne tavuk yavrusuna havadan gelen tehlikelere karşı kendini nasıl savunacağını anlatırken yavrunun gözü, gökyüzünde çoook yukarılarda süzülerek ihtişamla uçan başka bir canlıya ilişir.
“Anne bu ne?”
diye sorar.
Anne tavuk;
“Ha o mu?
O kartal yavrum, kuşların padişahı.”
“Ne de güzel uçuyor!..”
deyip iç geçirir yavru tavuk…
“Evet yavrum.
Ama sen sakın ona özenme!
Asla onun gibi olamazsın.
Senden önce baban, deden, amcan hepsi ona özendi ama hiç biri onun gibi uçamadı.
Sen bir tavuksun ve bir tavuk gibi yaşamalısın.”
O günden sonra küçük tavuk, ömrü boyunca arka bahçede kartalın ihtişamlı geçişini izleyip iç çeker ve her defasında, “Keşke ben de bir kartal olup uçabilseydim.” diye hayıflanır.
Ve bir gün siyah uzun kanatlı büyük tavuk, ihtişamlı kartalı izlerken ölüp gider.
Onu bir tavuk gibi defnederler.
Oysa ölen bir kartaldır.
Etienne de La Boétie “Gönüllü Kulluk” kitabında der ki:
“Eğer iki kuşak köleleştirilirse, bundan sonra gelen kuşak özgürlüğü hiç tanımadığı, görüp bilmediği için pişmanlık duymadan hizmet eder ve ondan öncekilerin zorla yaptıklarını seve seve yerine getirir.”
Yanlışı alkışlıyorsan fikrin yoktur.
Eğri ile doğruyu ayıramıyorsan aklın yoktur.
Yalana sahip çıkıyorsan ahlakın yoktur.
Akıl,ve ahlakını,kiraya verdiysen,sen zaten yaşamıyorsun.














