Sahada milli ruhla mücadele ediyoruz.
O yüzden formalarımız ithal. Kramponlarımız da öyle, top desen zaten yabancı.
Tekmelik?
Elbette dışarıdan.
Tozluk mu? O da yabancı.
Kaleci eldivenleri desen, yerli ve milli hassasiyetle seçilmiş bir ithalat ürünü.
Oynayan futbolcuların çoğu yabancı.
Hakem giysileri bile yabancı markalar tarafından üretiliyor.
Ama iş yabancı hakeme gelince… Olmaz!
Hakemlik bizim kırmızı çizgimiz!
Yabancılar her şeyi yapabilir ama maç yönetemez.
O kadar da değil! Milliyetçiyiz evelallah.

***
ORTAK MÜCADELE ÇAĞRISI
Son dönemde yargı kararları ve güvenlik güçlerinin uygulamalarıyla siyaset, medya ve sendikal harekete yönelik baskılar artarken, birçok sol parti ve demokratik kitle örgütü bir araya gelerek ortak bir açıklama yaptı. İktidarın muhalefeti baskı altına almak amacıyla hukuku bir sopa olarak kullandığı vurgulanan açıklamada, ekmek, barış ve özgürlük talebinin baskılarla susturulamayacağı ifade edildi.
Siyasi ve Sivil Toplum Temsilcilerine Operasyonlar
CHP kurultayından İstanbul Barosu’na, belediye başkanlarından gazetecilere, sanatçılardan sendikacılara kadar muhalif kimliği ile bilinen kişilere yönelik soruşturmalar ardı ardına gelmeye devam ediyor. Son olarak, “Kent Uzlaşısı” olarak bilinen 31 Mart Yerel Seçimleri sürecinde oluşan ittifakın ve 2011 yılında kurulan Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) kriminalize edilerek operasyonlara tabi tutulduğu belirtildi. Şafak vakti baskınlarıyla onlarca politikacı, gazeteci ve sanatçının gözaltına alındığı bildirildi.
Kayyım Uygulamalarına Tepki
Halk iradesini hiçe sayan kayyım atamalarının İktidar tarafından sürdürüldüğü ifade edilen açıklamada, Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atanmasının ve bu uygulamanın yargı aracılığıyla iktidarın gasp edilmesi anlamına geldiği vurgulandı. İktidarın, bir yandan “İmralı süreci” konusunda görüşme yaparken, diğer yandan DEM Partili belediyelere kayyım atamasının samimiyetsizlik olarak değerlendirildiği belirtildi.
Emek Çıkışı ve Sendikal Haklara Saldırılar
Açıklamada, emeğe yönelik baskıların da arttığına dikkat çekildi. Metal işçilerinin grevlerinin Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle yasaklandığı, Gaziantep’te tekstil işçilerinin eylemlerine polis müdahalesi yapıldığı ve kentte 15 günlük eylem yasağı getirildiği belirtildi. Sendikal hakların gasp edilmesine tepki gösteren BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in tutuklanmasının emek mücadelesini bölme çabasının bir parçası olduğu ifade edildi.
Muhalefete Çağrı: Birlikte Mücadele
Açıklamada, iktidarın otoriterleştiği ve muhalefeti susturma yönüelimlerinin arttığı belirtilerek, halkın demokratik haklarına ve emek mücadelesine sahip çıkmasının kritik bir eşik olduğu vurgulandı. Sol parti ve demokratik kitle örgütlerinin açıklamasında, “Ne yaparsa yapsın tek adam yönetimi çaresizliğinde boğulmaktan kurtulamayacak, tarihin akışını değiştiremeyecektir” ifadeleri yer aldı.
Muhalefet kanadından gelen bu açıklamanın, gelecek günlerde toplumsal hareketlilik ve siyasal atmosfer üzerinde nasıl bir etki yaratacağı merakla bekleniyor.

***
HANİ DİPLOMA YOKTU!
MS 1. yüzyılda Anadolu’nun toprak kokan köylerinden birinde, yoksulluk içinde büyüyen Gemellus adında bir çocuk vardı. Çamura bulanmış ayaklarıyla tarlalarda koşarken ne büyük bir savaşçı olacağını, ne de adı binlerce yıl sonra anılacağını bilemezdi.
Gençlik çağına eriştiğinde, ekmek aslanın ağzında değil, doğrudan lejyonların elindeydi. O da kılıcını kuşandı, Roma’nın Ege’deki askeri birliklerine katıldı. Kimi zaman kılıçlarla boğuştu, kimi zaman düşman okları ensesinde ıslık çaldı. Tam 25 yıl boyunca Roma İmparatorluğu’na hizmet etti. Onun için kan, ter ve gözyaşı döktü. Ve nihayetinde, savaş meydanlarından emekliye ayrıldığında, Roma ona bir ödül sundu: Bronz bir diploma!
Bu diploma, yalnızca bir parça metal değildi, aynı zamanda Roma vatandaşı olmanın ve birçok sosyal haktan faydalanmanın anahtarıydı. O dönemde diploma kazanmak için yıllarca mücadele etmek gerekiyordu. Çünkü diploma, bir şerefin, emeğin, çabanın simgesiydi. Öyle kolayca var edilmezdi, uydurulmazdı.
Aradan 2000 yıl geçti, Gemellus’un diploması Amerika’da ortaya çıktı! Türkiye, bu tarihi belgeyi vatanına geri getirmek için hemen harekete geçti. Büyük çabalar sonucunda, bugün Antalya Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.
Bir diploma, ne kadar eski olursa olsun, gün yüzüne çıkmanın bir yolunu bulur. Eğer gerçekten varsa, er ya da geç bir yerlerden ortaya çıkar.
Ya yoksa?
İşte onu arkeologlar bile bulamaz.
https://kayasedatt.blogspot.com/2025/02/iste-diploma.html

***
BİR TRAJİKOMEDİ;
YILIN BÜROKRATI
Tiyatro sahnesi, yıllardır emek veren sanatçılar için alın teriyle kazanılan bir alan, bir kutsal mekan. Ancak son perde değişikliğiyle birlikte, sahne arkasında hummalı bir dekor değişimi yaşandı. Eskiden yetenek, liyakat ve emekle sınanan sahne kapıları, artık tek bir sihirli sözcükle açılıyor: “Yürü ya kulum!”
Bir zamanlar Devlet Tiyatroları’na adım atmak için yetenek sınavına giren ancak başarılı olamayan Tamer Karadağlı, yıllar sonra sınavsız, sorgusuz, doğrudan en ön sıraya oturtuldu. Birinci perde, ironinin doruklarında açıldı. O zamanlar sınavı geçemeyen biri, şimdi perde arkasında tüm sahneyi yöneten kişi oldu. Gördüğünüz gibi, tiyatroda da “başrol” için illa yetenek gerekmiyor, bazen sahne dışındaki bağlantılar rol dağıtımında daha etkili olabiliyor.
Ve işte ikinci perde: Makam koltuğunun büyüsü sahne ışıklarını gölgede bırakırken, başrol de sahibini buldu! “Dracula: Bir Dehşet Komedisi” oyununda kendisini başrole layık gören müdürümüz, yılın bürokratı ödülünü de alarak kariyerindeki en büyük alkışı kazandı. Bu noktada biz seyirciler de tiyatro deyimiyle “tirat atmamak” için kendimizi zor tutuyoruz. Ancak belli ki bu, perde kapanmadan sona ermeyecek uzun soluklu bir gösteri.
Ve final perdesine yaklaşıyoruz… Sahne tozu yutmuş sanatçılar, yıllarını sahnede geçiren ustalar, eğitimle ve emekle büyüyen tiyatrocular, şimdi seyirci koltuklarında. Oyun içinde oyun, sahne içinde sahne… Ve biz izleyicilere düşen tek şey var: “Ziller çaldı, perde açıldı, bakalım ikinci perde nasıl devam edecek?”
Kapanış repliğimiz de belli: Tiyatronun büyüsü, liyakatle sahnede kalır. Geriye kalan her şey ise yalnızca bir orta oyunundan ibarettir…















