sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa ÇEVRE

MUĞLA ALEV ALEV

Sedat Kaya Ekleyen Sedat Kaya
Ekim 20, 2024
in ÇEVRE, GÜNCEL, KÜLTÜR VE SANAT, POLİTİKA, YAZARLAR, YEREL YÖNETİMLER
0
MUĞLA ALEV ALEV
0
Paylaş
0
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Dalaman Taşbaşı köyünde akşam saatlerinde başlayan yangın söndürme çalışmaları devam ediyor.

Yangına 49 arazöz15 su ikmal aracı 5 dozer ve 288 orman personeli kararan müdahale ediyor. Sabah gün doğumuyla birlikte 6 uçak ve 1 helikopter havadan söndürme çalışmalarına başladı. Bölgede şiddetli rüzgar var. Saatteki hızı 50-60 km ulaşıyor. Öğle saatlerine kadar rüzgar şiddetli esecek bilgisi meteoroloji verilerinde var.

Muğla Gökova körfez Turnalı mevkiinde çıkan orman yangını söndürme çalışmaları devam ediyor. 23 arazöz 6 su ikmal aracı 2 dozer ve 131 orman personeli karadan müdahale ediyor. 5 helikopter ve 1 uçak havadan müdahale ediyor. Yangın bölgesinde şiddetli rüzgar var.

Muğla Milas Dibekdere köyü yakınlarında saat 05.40 da orman yangını çıktı. Yangına 7 arazöz 2 su tankeri ve 45 personel karadan müdahale ediyor. 1 helikopter havadan müdahale ediliyor.

***

SANMA Kİ SEN

GELDİĞİN GİBİ GİDECEKSİN

Bir yelkenli düşünün.

Denizin en derin yerinde, bir adam var yelkenlinin içinde.

Adam keşfe her daim açık, Ege’ye aşık.

Fırtınaya kapılıyor çok kez, “alabora olacak”, “battı batacak” diyorsun “bana mısın” demiyor.

Bir türlü kıyıya yanaşmıyor.

Denizi öylesine seviyor ki, ondan ayrılamıyor.

“Merhaba” diyor herkese, “Merhaba çocuklar, merhaba dünya, merhaba.”

Selin Tekin böyle anlatıyor onu.

Gerçekten “merhaba” demeyi çok severdi.

Girdiği her insan topluluğuna, ağaçlara, çiceklere, havyanlara, doğaya gördüğü herşeye “merhaba” derdi.

“Merhaba, rahat edin. Benden size kötülük gelmez’ demektir. Sonra, aklımızı işimizden ayırmamalıyız. ‘Günaydın’ mı diyeceğiz, ‘İyi akşamlar’ mı diyeceğiz, ‘Allahaısmarladık’ mı diyeceğiz? Düşünmeye, aklımızı meşgul etmeye gerek yoktur. Bunların yerine söyleriz merhabayı, olur biter. Bir şey daha var. Merhaba sözcüğü, eski harflerle yazıldığı zaman yelkene benzer. Belki bunun da etkisi vardır merhabayı sevmemde..”

Yelken denizi çağrıştırıyordu.

Ve o denize aşıktı.

Ondan Halikarnas Balıkçısı koydu kendi ismine.

1945 yılıydı.

Yazar, sanat tarihcisi ve çevirmen Sabahattin Eyüboğlu’na bir mektup geldi.

Bodrum’dan gönderilmişti.

Gönderen Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir’di.

Şöyle diyordu mektupta.

“Bir kaç arkadaşını topla güneye gelin, güzelliğin ne olduğunu anlayın.”

Toplandılar.

Sabahattin Eyüboğlu, Bedri Rahmi, Erol Güney, Sabahattin Ali, Samim Kocagöz, Fuat Erol Keskinoğlu ve Necati Cumalı İzmir’de Cevat Şakir ile buluştular.

Yanlarına peynir, su, İstanköy peksimeti, tütün ve çokça rakı alarak ahtapot avcısı Paluko’nun teknesine bindiler.

Güneye indiler.

Yolculuğun kuralları vardı.

Gazete okunmayacak, radyo dinlenmeyecek, mecbur olmadıkça karaya çıkılmayacaktı.

Dünya ile ilişkilerini keseceklerdi.

Öyle de oldu.

Mavi cennette kayboldular.

Sonra bu geziler her yıl tekrarlandı.

Bedri Rahmi Eyüboğlu, ilk gezide başlayarak farklı yıllara ait on iki defter hazırladı.

Defterlerin adı “Mavi Yolculuk”tu.

O gün bugün Ege ve Akdeniz’de tekne ile çıkılan ve günlerce denizde kalınan gezilerin adına ‘mavi yolculuk’ deniliyor.

Bu yolculuklar bugün turizme milyarlar kazandırıyor.

Tek farkı var.

O günlerde cebi boş aklı dolular çıkardı bu turlara, şimdi cebi dolu aklı boşlar.

Mavi yolculukların fikir babası Cevat Şakir’di.

Sadece denize değil.

Doğaya da aşıktı.

Yine yıllar öncesiydi.

Cevat Şakir, Prosper Merime’nin Karmen’ini Türkçe’ye çevirirken İspanyol kızın tütün fabrikasına saçlarına mimoza demetleri takarak girdiğini okuyunca düşündü.

“Neden benim Bodrumlu esmer kızlarım da saçlarına mimoza demetleri takmasınlar!”

Gerçekten ne güzel olurdu?

Mimozalar Bodrum’u sarıya boyardı.

Ama Türkiye’de mimoza yoktu.

Cevat Şakir hemen harekete geçti.

Paris’ten tohum getirtti.

Her tarafa ekti.

Bir süre sonra Bodrum’da her yerde mimozalar yetişti.

Yıllar sonra bir gün sokaktan geçen düğün alayında Bodrumlu esmer kızların saçlarına mimozalar taktıklarını görünce haykırdı.

“Mimozayı onlar için yetiştirmiştim.”

Bugün Bodrum denilince akla mimoza, mimoza denilince akla Bodrum gelir.

Sadece mimoza değil elbette.

Palmiye, Greyfurt, begonvil, narenciye

50’ye yakın çicek, meyve, agaç.

Hepsi onun eseriydi.

Ve okaliptüs.

Yıl 1938’di.

O yıllar Ege’nin kuş uçmaz, kervan geçmez bir köyünde, bir muhtar halkla elele vererek önemli işlere imza atıyordu.

Muhtar aydın, çalışkan, çok sevilen, doğayı çok seven, çok bilge bir insandı.

Yörede nam salmıştı.

Köylüler muhtara besledikleri güvenle özverili çalışırdı.

Köylerine yol, köprü, okul gibi bir çok eser diktiler.

Ancak, bölge bataklıktı.

Tüm ova sivrisinek yuvasıydı.

Bu nedenle sıtma gibi salgın hastalıklar köylüyü canından bezdirmişti.

İnsanlar ölüyordu.

Muhtarın o güne kadar 7 kız çocuğu olmuş, 4’ü maalesef ölmüştü.

Son çocuğu erkek doğdu.

Muhtar erkek çoçuğun şerefine halkına söz verdi.

O bataklık kurutulacaktı.

Çünkü bataklık kurursa, sıtmanın da kökünü kurutacaklardı.

İnsanlar yaşayacaktı.

Dönemin valisi de çalışkan, görev bölgesini ve bölge halkını düşünen, üstelik muhtarı çok seven biriydi.

Muhtar ve köylüler valiye çıktılar.

Bataklığı ve onun neden olduğu hastalıkları anlattılar.

Vali, muhtarı ve köylüleri dinledi.

Bilim insanlarına danıştı.

Sonunda çare bulundu.

Bataklığı besleyen sularını kesmenin tek yolu okaliptüs ağacıydı.

Lakin ülkede bu ağaçtan yoktu.

O girdi devreye.

Avusturya’dan yüzlerce okaliptüs fidanı getirildi.

Köylüler kadın erkek hep birlikte işe koyuldu.

Fidanlar 3 kilometre boyunca tüm ovaya cetvelle çizilmiş gibi karşılıklı dikildi.

Ve ağaçlar büyüdükçe bataklık kurudu.

Sivrisineklerin ve hastalıkların da kökü kazındı.

Böylece muhtar, erkek çocuğunun şerefine halkına verdiği sözü tutmuş oldu.

Bugün Marmaris’e ya da Datça’ya karayoluyla gelenler, Sakar’dan Gökova’ya indiklerinde iki tarafı dev okaliptüslerle çevrili uzun ince bir yola hayran kalır.

Çok kişi bir mola verip, o seyri doyumsuz yolda fotoğraf çektirir.

Nostaljik ve otantik ortam herkesi büyüler.

İnsanlar o yeşil tünelden Akçapınar Köyüne gidip çay, kahve, ayran içer.

Bir çok dizi, film ve klip o yolda çekilmiştir.

İşte o yolun iki tarafındaki okaliptüsler 1938 yılında Gökova köylülerinin diktiği fidanlar.

Şimdi birer dev oldular.

Bazılarının boyu 20 metreyi geçti..

O muhtar Gökova köyü muhtarı Mehmet Gökovalı.

O dönemin valisi Recai Güreli.

O fidanların Avusturya’dan getirilmesi için devreye giren ünlü yazar da Cevat Şakir’di.

Muhtarın oğlu da, Halikarnas Balıkçısı’nın manevi evladı Prof. Dr. Şadan Gökovalı’ydı.

Arkeolojiye de meraklıydı.

Mitolojiye de.

Mitolojiyi şiire döken insandı.

Çağdaş Homeros’tu.

Yaşam ustasıydı.

Gazeteciydi.

Yazardı.

Şair, rehber, araştırmacıydı.

Anadoluculuk akımının hümanist kolunun baş temsilcisi ve fikir babasıydı.

Ona göre kültürümüzün kökenlerini Orta Asya’da aramak yanlıştı.

Batı kültürünü benimsemek de doğru değildi.

Çünkü Türk kültürü Anadolu’da yaşamış toplumların yarattığı kültür birikiminin süzülmüş bir senteziydi.

Anadolu, hem Yunan kültürünün hem Batı kültürünün kaynağıydı.

O yüzden de Cevat Şakir Kabaağaçlı Anadolu’nun sesiydi.

1973 yılının 13 Ekim’inde, İzmir’de dilinden düşürmediği o sözcüğü taşıyan Merhaba Apartmanı’nda 87 yaşında aramızdan ayrıldı.

Manevi evladı Şadan Gökovalı’ya verdiği vasiyeti üzerine Bodrum’a gömüldü.

Geriye sadece onlarca eser değil, o mimozaları, begonvilleri, çicek bahçelerini de bıraktı.

Anısına saygıyla.

***

KELEBEK FELSEFESİ

Felsefi Taoculuğun önderlerinden biriydi Chuang-Tzu.

M.Ö. 4.yüzyılda yaşamıştı.

Bir gün rüyasında bir kelebek olarak gördü kendisini.

Uyandığında şaşkındı.

Acaba rüyasında kendini bir kelebek olarak gören bir insan mıydı, yoksa düşünde kendini insan olarak gören bir kelebek miydi?

Kendi kendine söylendi.

“Bilebileceğimiz bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimizdir ve az bilgi tehlikeli bir şeydir.

Bütün her şeyin orijini doğadan gelir ve tekrar doğaya döner.”

Sonra aynaya baktı, aynadaki yüze sordu.

“Kelimeleri unutmuş birini nerede bulabilirim? Konuşmak istediğim kişi o.”

Post Views: 221
Önceki yazı

Hüseyin Yurttaş’la Anılar…

Sonraki Gönderi

ENERJİ TASARRUFU SAVI KÜLLİYEN YALAN !!!

Sedat Kaya

Sedat Kaya

Sonraki Gönderi
ENERJİ TASARRUFU SAVI KÜLLİYEN YALAN !!!

ENERJİ TASARRUFU SAVI KÜLLİYEN YALAN !!!

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.