Peki İktidar, tüm itirazlara ve sakıncalarına rağmen yaz saati uygulamasını niye değiştirmiyor.?
İşin aslı şu ;
Yaz saatini değiştirmeyerek saatlerimizi Suudi Arabistan’la (Mekke ile) senkronize ederek namazı eşzamanlı kılmış oluyormuşuz.
Peki, bu garabetin ne yararı var?
Hiçbir yararı yok!
Namaz vakitleri nasıl olsa yerel meridyene göredir.
Örneğin (saatler nasıl ayarlanırsa ayarlansın)
Ankara’da namaz Mekke’den yine 32 dakika sonra kılınmaya devam edecektir….
Yani ibadet saatleri bakımından değişen bir şey olmayacaktır.
Peki zararı ne? diye sorarsak, yanıt çok açık :
Arabistan’da güneş doğarken Türkiye’nin büyük bölümü henüz karanlıktadır.
Özellikle 33. Boylamın batısında kalanlar Trakya’da, İzmir’de, İstanbul’da, Bursa’da Eskişehir’de, Konya’da, Antalya’da hatta Ankara’da insanlar (Türkiye nüfusunun yaklaşık üçte ikisi) sabahın köründe, sabah ezanıyla birlikte uyanacaklar ve en azından 1-2 saat süreyle gün ışığı kullanılmadığı için, milyonlarca dolarlık enerji israf edilmiş olacak!
Hani Müslümanlıkta “külli müsrifîn haram” dı ?
eyyyyyy ampul kafalar
Horozlar bile gün ışıyınca öter.
GELDE ANLAT BİZİM ARAP HAYRANLARINA….
***
OLTADAKI YEMİN ADI
YINE YENIDEN
ÇÖZÜM SÜRECİ OLDU.
Niye biliyor musunuz ?
Taraflar samimi değil de ondan.
Amaçları problem çözmek değil de ondan.
Birinci çözüm süreci , gizli saklı yürütülen bir kepazelikti.
sonucu da aynı kepazelikle bitti ve önemli bir fırsat çöp oldu.
Şimdi de Devlet Bahçeli öncülüğünde yeni bir süreç başlatıldı.
Karşılıklı flört , DEM içindeki yetmez ama evet’çilerin
Bizde sana karşı boş değiliz tavırları ile devam ediyor.
Daha önce bizim PKK ile hiç bir organik bağımız yoktur diyenler
Şimdi diyorlar ki ;
Bu konuda son karar İmralı’dır.
Gidin bizi ondan isteyin.
Yani pazarlığı onunla yapın.
Apo 15 şubat 1999’da yani 25 yıl önce ABD tarafından bize teslim edildi.
İlk sözü de ” Hizmete hazırım ” oldu.
Onun kuşağı artık
ya mefta oldu, ya siyaseti bıraktı, ya da ABD ve diğer gizli servislere taşeron oldu.
Belki içlerinde çok az idealist te kalmış olabilir ama,
onlar da seslerini çıkardığı anda bertaraf edilir.
Yani bunları tanımayan, unutan, dikkate bile almayan,
istek ve talepleri ayrılıkçılık değil,
başta demokrasi, adalet ve fırsat eşitliği olan, ikinci ve üçüncü bir kuşak var artık.
Onlar için de APO’nun yapacağı bir çağrıya uyacak çok az insan var.
Bu kuşağın kulak kabarttığı lider, seversiniz veya nefret edersiniz o ayri bir konu ama
Selahattin Demirtaş.
Yani oyları ile seçip meclise yolladiklari kişi.
Tek bir cümle ile
” seni başkan yaptırmayacağız ”
diyerek sonucu değiştiren ve 8 yıldır hapiste tutulan kişi.
Yazının başında boşa kürek çekmek demiştim ya
Neden biliyor musunuz ?
Yine samimi değiller de ondan,
Yine amaçları problemi çözmek değil de ondan,
Yine gizli kapaklı ajandaları var,
Buna da yeni demokratik anayasa kılıfını takıp,
Rejimin ömrünü en azından bir dönem daha uzatmak istediklerini,
ortalama zekaya sahip herkes biliyor da ondan.
Ne eski yöntemlerle,
ne de artık raf ömrünü tamamlamış siyasi meftalarla,
Ne denize düşse yılana sarılmaya ve her şeyi kabul etmeye hazır, çaresiz kişi ve parti liderleri ile,
ne de iradesini tek bir kişiye teslim etmiş, yapılan anayasa değişiklikleri ile işlevsiz hale getirilmiş meclis ile
bu ülkenin hiç bir sorunu çözülmez.
TÜRKİYE’NİN ARTIK ACİL BİR ERKEN SEÇİME GİDEREK
Bu ucube sistemden kurtulup,
iğdiş edilmiş tüm kurumların onarılmasını da içeren
şeffaf, denetlenebilir, güçlendirilmiş parlamenter sistemden başka kurtuluşu yoktur !!

***
Bunlar kene gibi yapıştı mı bırakmaz.
Siz şimdi,
” kredi kartı limitini 100 bin liranın altına düşürdüm kurtuldum “
Diyorsunuz ya.
İstedikleri parayı toplayamazlarsa,
Limiti 50 bine düşürüp,
yine cebimize çökerler.
Demedi demeyin.
Çünkü dur diyecek,
Ne yasa var ,ne de ortalığı ayağa kaldıracak toplumsal bir muhalefet.
Hoş, zaten yasa olsa ne yazar ?
Takan mı var ?















