sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa SAĞLIK

Askıda özgürlük ve mekan: Cezaevleri

Zeki Gül Ekleyen Zeki Gül
Kasım 1, 2025
in SAĞLIK, YAZARLAR
0
Askıda özgürlük ve mekan: Cezaevleri
0
Paylaş
3
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

“E, H, D, F, L, T, K, M, R, YG”… Bu bir dilbilgisi dersi değil; neredeyse alfabeyi dolduran cezaevi adlandırmaları. Dünyada benzeri yok. Bu çeşitlilik, cezalandırmanın tek bir “hakikat”ten değil, farklı iktidar biçimlerinden üretildiğini gösteriyor. Adeta, Michel Foucault’nun “disiplin toplumunun mekansal çoğalması” dediği şeyin kurumsal karşılığı: Her farklı davranış biçimi için ayrı bir duvar.

Türkiye’nin en büyük şehirlerinden birisi artık cezaevleridir; nüfusu 400 bine yaklaştı. Cezaevlerinin çoğalması, bir güvenlik politikası değil, bir yönetim paradigmasıdır. Türkiye’de iktidar artık kentleri değil, cezaevlerini yönetmektedir. Bu gerçeklik, özgürlüğün artık bir adres olmaktan çıkarıldığını gösterir.  

Cezaevi yalnızca “içerisi” değil; toplumun tamamını çevreleyen görünmez bir duvardır.

Bir zamanlar şehirlerin kalbi pazar meydanları, kahvehaneler ve parklarla atardı. Bugün, beton duvarların ardında bir nüfus yaşıyor; görünmeyen sokaklarda, gölgelerden başka nefes alınmıyor.  

Cezaevleri uydu kentler gibi şehir coğrafyasını dolduruyor. Artık mekan sadece fiziksel değil, toplumsal bir tanıklık alanıdır: cezaevleri yalnızca suçun değil, uyumsuzluğun, itaatsizliğin, direnmenin ve bazen sadece var olmanın mekanıdır Türkiye’de.

Kocaeli, Tekirdağ, Ankara, Diyarbakır, Elazığ gibi illerde binlerce kişilik cezaevi kompleksleri, birer uydu kent haline gelmiştir. Market, berber, atölye, hastane ve binlerce personel; içeride yaşayan nüfusla birlikte cezaevi artık toplumsallaşmıştır. “İstisna halinin” kalıcılaşmasıyla yurttaş, ne tamamen özgür ne tamamen mahpus bir “askıda özgürlük” haline gelmiştir. Tutukluluk artık bir adli statü değil, yaşam biçimi kılınmıştır.

Modern Türkiye’de güvenlik politikaları, gözetim, fişleme, yoksulluk ve medyatik denetim mekanizmalarıyla klasik cezaevinin duvarlarını aşmıştır. Artık güvencesiz işçi iş yerinde, kadın evinde, genç okulda veya sosyal medyada bir tür “mikro cezaevi” içinde yaşamaktadır. Foucault’nun Panoptikon kavramının Türkiye’ye özgü bir biçimidir: Cezaevi yalnızca içeride değil, her yerde var.

Cezaevi mimarisi bir “ahlak mekanı”na dönüşmüştür: duvarlar sadece suçluyu değil, muktedirlerin korkularını da içeride tutar. Türkiye’de cezaevi tiplerinin fazlalığı, yalnızca idari bir çeşitlilik değil; toplumun nasıl “normal” ve “tehlikeli” olarak bölündüğünün mekansal anatomisidir. F’den R’ye her harf bir duvar biçimindeki ideolojiyi temsil eder: Her beden için ayrı bir disiplin, her korku için ayrı bir duvar.

Hasılı: cezaevlerinde inovasyon var, bir başka büyük kapatılma mekanımız eğitimde ise durağanlık hakim. Bu, ülkenin kısa özeti gibidir. 

Bu kurumsal analiz, bireysel hak ihlallerinde somutlaşmaktadır nicedir.

İzmir 2 Nolu F Tipi Hapishanesinden aldığım bir mektup, Serkan Onur Yılmaz’ın Bolu F Tipi Hapishanesinde açlık orucunun 326. gününe ilişkin insani talepleri gözler önüne seriyor. 

Mahpushaneden okura mektup var  

Mektupta, öncesinde “Antalya kuyu tipi cezaevine sürgün edilen hasta ve yaşlı dört tutuklunun, diğer açlık grevindeki arkadaşlarıyla birlikte kuyu tipi olmayan hapishanelere sevk edilmesi için insani ve vicdani bir talep olarak açlık grevine (ölüm orucuna) başladığı” vurgulanıyor. Bu talepler kolayca karşılanabilir olmasına rağmen uygulanmamaktadır.

Ayrıca, “ölüm orucundaki” bir mahpusun hastane yatağında ayaklarından zincirlenerek zorla beslenmesi uygulaması, uzun yıllardır yaşatmayı değil direnci kırmayı amaçlayan bir işkence olarak tanımlanmaktadır. Mektup, bu gerçeği hatırlatıyor. 

Türkiye’de yüzlerce insan bu uygulama nedeniyle hayatını kaybetmiş veya sakatlanmıştır. “Bu nedenle, hekim örgütleri uluslararası Malta Deklarasyonu ile zorla müdahaleyi yasaklamıştır” denmekte mektupta. 

Böyle bir ahvalde İzmir 2 No’lu F Tipi Hapishanesinden Celal Önkoyun’a teşekkürler ediyorum içeriye ve insanlığa bir ayna tuttuğu için.

Serkan Onur Yılmaz’ın ölümün kıyısına yolculuğa mecbur bırakan oldukça insani bir talep var. Bireysel olmayan bir talep.

Hasta ve yaşlı arkadaşlarını kendi kaderlerine terk etmemek, insan kalabilmek neden yaşamla sınanıyor cezaevlerinde?

Unutmayalım ki Türkiye cezaevleri ile yüzleşmeden demokrasi, aş, iş ve barış hiç de kolay olmayacak. 

Sağlıcakla kalın.

Askıda özgürlük ve mekan: Cezaevleri – Zeki Gül – Evrensel

Post Views: 291
Önceki yazı

ULVİ PUĞ’DAN (CUMARTESİ’LİK)

Sonraki Gönderi

Mustafa Yıldız’dan…

Zeki Gül

Zeki Gül

Sonraki Gönderi
Mustafa Yıldız’dan…

Mustafa Yıldız'dan...

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.