CASUS MU SUS MU?
Amerika, Türkiye’ye yerleştirdiği bir casustan önemli bir bilgiyi iz bırakmadan, yüz yüze alabilmesi için bir ajanı, casusun yaşadığı kasabaya göndermiş.
Onu tanıyabilmen için onu görünce ‘Yarın hava yağmurlu olacak, inşallah gelincikler ıslanmaz!’ diyeceksin, o da sana ‘Evet, hava piknik için uygun değil!’ diye cevap verecek. Birbirinizi öyle tanıyacaksınız. Dikkatli olun!” diye de sıkı sıkı tembihlemişler.
Ajan, adı verilen Karadeniz’deki kasabaya gidip otobüsten inince kendisini bir evin önünde bulmuş ve bahçe kapısında duran adama, “Selâm, ben Temel adında birini arıyorum. Tanıyor musunuz?” diye sormuş.
“ Bu kasabanun adu Temel” demiş adam ve devam etmiş “ Bak şu pastacinun adı Temel, “ Firincinun adı Temel. Benum adım da Temel!”
Konuştuğu kişinin adının da Temel olduğunu duyan ajan etrafa şöyle bir bakıp Temel’in kulağına şifreyi söylemiş; “‘Yarın hava yağmurlu olacak, inşallah gelincikler ıslanmaz!’
“Haa!” demiş Temel “ Siz bizum Casus Temel’u arayisinuz! O bir arka sokakta bakkalluk yapayi!”
Rahmetli Aytunç Altındal “ Türkiye’de Ve Dünyada Casuslar” kitabında İstanbul’la ilgili şu ifadelere yer vermiş:
“İstanbul günümüzde de CIA’nın en yoğun olarak faaliyet gösterdiği, en gizli ajanlık ve casusluk faaliyetlerini yönettiği bir kenttir. Avrupa’da en çok CIA ve FBI ajanı İstanbul ve Türkiye’dedir. Yaklaşık 300-400 kişilik bir kadroya sahip olduğu, bunun Türkiye içinden devşirilmiş muhbir, ajitatör ve ajan provokatörlerle birlikte en az 4 bin kişiye ulaştığı tahmin edilmektedir.”
Yani, fıkradaki ajanın gittiği kasabada, Temel’den geçilmediği gibi, İstanbul’da da casuslar cirit atıyor.
Ama Sayın Ekrem İmamoğlu’nu o casuslardan biri diye sorgulamak kadar saçma bir şey olamaz! Diplomasız yaptınız, rüşvetçi yaptınız, örgüt lideri yaptınız, bir casusluk mu kaldı?
Sayın Ekrem İmamoğlu’na “ CaSUS!” demek, aba altundan sopa göstererek tüm muhalefete “ SUS!” demektir.
Dursun, yolda tanımadığı bir adamla birlikte gördüğü arkadaşı Temel’e;” Merhaba uşağum!” demiş ve sormuş“ Bu arkadaş da kimdur?”
“ Kayyum Biraderum!” demiş Temel.
“ Ula kayyum birader denur mi?” demiş gülerek Temel “ Onun adu kayınbiraderdur!”
“ Yok yok!” demiş Temel “ Bu beyefendu Kayınbiraderum değil Kayyum Biraderimdur.
Benum Fadume, iktidaru eleştirdiğum ve kocaluk görevimu yapmadiğum içun mahkemeden kayyum istemuş. Hakim de bana evlenurken düğün dernek yaptinuz mi, diye sordu. Ben de ikisinu de yaptuk, dedum.
Demez olaydum!
Hakim, Dernek de yaptiğinizu kabul etiğinuze göre Dernekler Kanunu gereğince size kayyum atayrum, dedu.
İşte bu heruf de Kayyum Biraderimuz!”
( Bir Ulvi Puğ fıkrasıdır)
Siz de çok abarttınız Ulvi Bey, demeyin. Bakın, aynı Casusluk Soruşturmasından Tele 1 televizyonuna da kayyum atandı.
Amaç muhalefeti susturmaksa, yarın evlerimize de Kayyum Biraderler atanırsa hiç şaşırmayın.
Ama onlar ne kadar SUSturmaya çalışsalar da bizim sloganımız belli;
“ SUSma ! SUStukça sıra sana gelecek!”
Yüreğinizden sevgi, içinizden ümit, yaşamınızdan mücadele ve tabii yüzünüzden tebessüm eksik olmasın!
Herkese İyi Hafta Sonları!
Ulvi Puğ














