Bir çağın hikayesi, bazen bedenin hücrelerinde, bazen devletlerin strateji masalarında yazılır.
Bugün bu hikaye iki nadirliğin kesişiminde yükseliyor: İnsan bedeninin sessiz dengesi ‘iz elementler’ ile gezegenin yeni stratejik gündemi ‘nadir elementler.’
Bedenlerde iz elementlerin azalması ile topraklarda nadir elementlerin sömürülmesi aynı tarih diliminde buluşuyor. Biyolojik bir kriz ile jeopolitik bir krizin iç içe geçtiği bir zaman diliminin tanıklarıyız.
Her ikisi de aynı paradigmayı yansıtır: Hızlı tüketim, sınırsız talan, ölçüsüz hakimiyet.
Eczane raflarında krom, çinko, selenyum gibi beden için iz element takviyeleri hızla artıyor.
Aynı anda, dünyada bir başka nadirlik hikayesi yazılıyor. Çin’in nadir toprak elementlerindeki hakimiyeti, Trump’ın Ukrayna gündemi, Erdoğan’ın görüşmeleri ve Çin’e dair söylemler, jeopolitikte yeni bir çatışma alanını işaret ediyor: ‘Nadir elementler.’
On beş-yirmi yıl öncesinde ne eczane vitrinleri iz element takviyeleri ile işgal edilmişti ne de ülke lider görüşmelerinde teknoloji için nadir elementler bir gündem maddesiydi: Ne oldu bize?
Hatırlamakta yarar var. Metabolik sendrom, diyabet ve obezitenin çığ gibi yayıldığı bir dünyada iz element denilen bu mineraller yalnızca sağlık takviyeleri değil, hayatın kimyasal pusulasıdır. Onların azalması, bedenin biyokimyasal hafızasının eksilmesidir. İnsan olarak damarlarımızda bu iz elementler azaldığında metabolik dengeyi, bağışıklığı ve yaşam gücünü yitiriyoruz.
Lantan, neodimyum, disprosyum… Onu aşkın nadir mineral artık sadece teknoloji değil, aynı zamanda strateji, güç ve bağımsızlık demek. Malum, onları elinde tutan, geleceğin enerji ve savunma mimarisini şekillendiriyor. Ve bu mücadele, hızla tüketen kapitalizmin yeni arena savaşı olmaya aday.
Peki, aynı zaman diliminde iki gerçeklik için neden iki farklı kelime kullanılıyor: İnsanda ‘iz element’ derken doğa için neden bu kez ‘nadir element’ diyoruz. Dildeki bu iki farklı adlandırma “iz” ve “nadir” aslında insan-doğa ilişkisinin felsefi asimetrisini de açığa çıkarır.
Doğa söz konusu olduğunda “nadir element” denir, çünkü ölçüt bulunurluktur. Bir elementin yer kabuğundaki oranı düşüktür; çıkarılması zordur, pahalıdır, stratejiktir. “Nadir” sözcüğü, kıtlık, değer ve iktidar çağrışımları taşır. Nadirlik, dışsal bir kıtlık algısıdır: Kaynak az, talep çoktur.
İnsan bedeni için “iz element” denir, çünkü ölçüt miktardır, ama bu kez anlam farklıdır. Bu elementler çok az bulunur, ama azlık burada hayati bir denge unsurudur. “İz” kelimesi, varlığın yeterince ama aşırı olmadan sürdüğü bir hali anlatır. Yani burada mesele kıtlık değil, ölçülülüktür.
Bir yanda doğada nadir olanı madde olarak sömürüyoruz. Öte yandan bedende iz olanı denge olarak kaybediyoruz. Yani doğadaki nadir elementleri çıkararak gezegeni boşaltırken, bedendeki iz elementleri tüketerek kendimizi zayıflatıyoruz. Biri dış dünyanın enerji dengesini, diğeri iç dünyamızın biyokimyasal hafızasını yitirmemize yol açıyor.
Bir zamanlar açlıktan korkan insan, şimdi fazlalığın içinde çöküyor. Hücreler, tıpkı gezegenin maden yatakları gibi, aşırılıkla tükenen küçük ekosistemlere dönüşüyor.
Bedenlerimizdeki metabolik kriz ile ekolojik kriz, aynı sistemin iki yüzüdür: birinde gezegenin enerjisi, diğerinde insanın enerjisi yanar.
İnsan bedeninde iz elementlerin belirgin biçimde azalmaya başlaması, 20. yüzyılın ortalarından itibaren yoğun sanayileşme ve modern tarımın yaygınlaşmasıyla başladı; bu süreçte toprakların mineral içeriği aşırı gübreleme, monokültür tarım ve toprak erozyonu nedeniyle fakirleşti: Hasılı ‘Ne yiyorsak oyuz.’
Dünya ve insan, birbirine bakan iki aynadır: Birinin damarlarında metal, diğerinin damarlarında mineral akar. Biri gücü, diğeri hayatı besler.
Ve her ikisi de bize aynı hakikati fısıldar: ”Nadir olanı korumak, yaşamın kendisini korumaktır.” Sağlıcakla kalın.
*Hafta sonu EDTTB’li hekim buluşmasında dünya değerlendirmesine dair ufuk açıcı konuşmasında, nadir elementler başlığı ile bu yazıya esin olan Sevgili Aydın Çubukçu’ya teşekkürlerimle.
Bedende ve dünyada nadirin talanı: İz ve nadir elementler – Zeki Gül – Evrensel














