sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa SAĞLIK

Gıdanın Nöropolitiği: ÇAY, PATATES, SALÇA VE ŞEKERLE YÖNETİLEN SABIR

Zeki Gül Ekleyen Zeki Gül
Ocak 3, 2026
in SAĞLIK, YAZARLAR
0
Gıdanın Nöropolitiği: ÇAY, PATATES, SALÇA VE ŞEKERLE YÖNETİLEN SABIR
0
Paylaş
3
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Bir toplum susuzluğunu suyla değil, çayla bastırmayı öğrendiği gün; yalnız bedenini değil, hakikatle kurduğu ilişkiyi de ertelemeye başlar.

Çay, salça, patates, rafine şeker Anadolu’da son asrın evvelsiz gıdaları.

Son yüzyılda suyu çay üzerine ikameyle, patatesi hızla, salçayı bastırmayla ve şekeri teselliyle eşleyen yeme içme rejimi; yalnız bedenleri değil, düşünmenin ritmini, sabır eşiğini ve anlam kurma biçimlerimizi de dönüştürdü.

Türkiye gerçekten de “sonradan obezleşmiş” bir ülke. Bu obezite ne genetikti ne de bireysel tembellik meselesi. Asıl kırılma; rafine şekerin, yüksek glisemik yükün ve sürekli uyarıcı gıdaların aynı anda hayatımıza girmesiyle yaşandı. Hasılı sorun biyolojik değil tarihsel.

Çay, şeker, salça ve patates gibi görece yeni ürünler yalnızca sofraları değil; doymayı, beklemeyi, düşünmeyi ve birlikte kalmayı da dönüştürdü.

Anadolu mutfağında tarihsel olarak az malzeme, uzun pişme ve sabır vardı. Yemek yalnızca karın doyurmaz; zamanı yavaşlatır, dikkati toplar, ölçüyü öğretirdi. Oysa son yarım yüzyılda tat eşiği yükseldi. Salça, yemeğin özünü örten bir üst katman haline geldi; sebze kendi tadıyla değil, salçanın rengi ve asidiyle konuşmaya başladı. Bu mutfak pratiği farkında olmadan şunu telkin etti: Öz konuşmasın, üst katman baskın olsun.  

Böylece tat dünyasında başlayan bu bastırma, zihinsel alanda slogana, yüzeyselliğe ve tek tipleşmeye tercüme oldu.

Çayın suyun yerine geçmesi de benzer bir dönüşüm yarattı. Su doğrudanlıktır; ihtiyaçla temas kurar. Çay ise oyalar, erteler, uyarır. Susadığında su içmeyip çay içen beden, ihtiyacın hemen karşılanmamasını öğrenir. Toplumsal düzeyde bu, sorun çözmek yerine konuşmayı, dinlenmek yerine uyarılmayı, doymak yerine meşgul olmayı normalleştirir. “Bir çay daha içelim” cümlesi, yalnızca misafirperverliğin değil, karar ertelemenin de ritüeli haline gelir.

Şeker ise bu rejimin en güçlü düzenleyicisidir. Şekerle büyüyen bir kültürde üzüntü yenir, öfke bastırılır, ödül dışarıdan gelir. Zor duyguyla kalmak yerine hızlı rahatlatıcıya uzanmak öğrenilir. Bu durum yalnızca metabolik değil, nörobiyolojik bir alışkanlık mimarisi kurar: Sabırsızlık artar, dikkat süresi kısalır, tahammül eşiği düşer. 

Obezite burada bir sonuçtur; asıl mesele sürekli uyarılmış ama asla doymamış bir zihin halidir.

Patates–şeker–salça üçgeni bu yüzden yalnızca bir gıda meselesi değildir. Patates bedene “Hemen ol”u, şeker zihne “Dayanma, telafi et”i, salça algıya “derinleşme, boya”yı öğretir. Birlikte olduklarında hızlı haz, kısa tokluk ve sürekli eksiklik üretirler. Bu eksiklik, bireysel düzeyde atıştırmayla; toplumsal düzeyde ise hızlı tepkiler, sert tartışmalar ve yüzeysel uzlaşmalarla doldurulmaya çalışılır.

Oysa bu ürünler hayatımızdan azaldığında boşluk oluşmaz; eski denge geri gelir. Bulgur, bakliyat, yoğurt, zeytinyağlı sebzeler; daha az ama daha doyurucu öğünler…

En zor değişen şey damak değil, kimliktir. Çünkü asıl direnç “Çaysız sohbet olur mu”, “Salçasız yemek yemek değil” cümlelerinde gizlidir. Bu nedenle obezite, tıbbi olmaktan çok kültürel bir bağımlılık meselesidir.

Bu bir yasaklama ya da nostalji çağrısı değil. Bir fark etme çağrısıdır. Belki de Anadolu’nun asıl kaybı ne yediği değil; yavaşça doymayı, beklemeyi ve özle temas kurmayı unutmuş olmasıdır. Beden yeniden hatırladığında, zihin de hatırlayabilir. Çünkü bir toplum ne yediğini değil; nasıl yemeye, nasıl oyalanmaya ve nasıl düşünmeye alıştığını zihninde taşır.

Türkiye’de bu tablo soyut bir teori değil, gündelik hayatın asıl ritmidir. Hızlı uyarılan, çabuk teselli edilen ama nadiren doyan bu toplumsal hal; gıdanın nöropolitiği üzerinden güven eksikliğini, sertleşen dili ve barışa olan mesafeyi de besleyen o görünmez zemini kurmuştur. 

Çok konuşulan ama az dinlenen, sürekli tepki veren ama nadiren derinleşen kamusal alanımız; sadece politik tercihlerle değil, bedenlerimizin maruz kaldığı bu ‘uyarım rejimiyle’ de şekillenmiştir. Bu yüzden barış ‘tehlikeli bir duraklama’, uzlaşma ise ‘zaman kaybı’ gibi algılanır. Oysa asıl kaybımız; doymayı ve beklemeyi unutan bir toplumda, çatışmanın kural, sükunetin ise bir hata gibi görülmeye başlanmasıdır.

Sofrasındaki salçayla özü bastırmayı, şekerle öfkeyi uyutmayı, çayla hakikati ertelemeyi öğrenmiş bir toplum için barış; sadece siyasi bir uzlaşı değil, bir damak ve zihin ihtilalidir.

Yeni yıl, damağımızdaki o örtüyü kaldırıp özle temas kurduğumuz; şekerin sahte tesellisine değil, suyun ve sabrın sade iyileştiriciliğine sığındığımız, daha sükunetli bir barışın miladı olsun.

Sağlıcakla kalın.

Gıdanın Nöropolitiği: Çay, patates, salça ve şekerle yönetilen sabır – Zeki Gül – Evrensel

Post Views: 209
Önceki yazı

ULVİ PUĞ’DAN (“CUMARTESİLİK”)

Sonraki Gönderi

DEVLETİN “NOMOS”U, GAZETECİLİĞİN NAMUSU

Zeki Gül

Zeki Gül

Sonraki Gönderi
DEVLETİN “NOMOS”U, GAZETECİLİĞİN NAMUSU

DEVLETİN "NOMOS"U, GAZETECİLİĞİN NAMUSU

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.