dallarımız
ağaçlarımız
çiçek bahçelerimiz
kurutulur
köklerimize zehir dökülür
yangına körükle gidilir
çorak kalır topraklar
öksüz kalır çocuklar
kara bulutlar çevreler
ocaklarımızı
yüreklerimiz daralır
söz küser
sağır olur kulaklar
aralanması zor sis perdesi
kin kusanlar boğazlar halkları
suç sayılır sorgulamak savaşı
piyasa dönüyor ise
susulur hep bir ağızdan
beyinler tutulur
gözler döner
dil sürtüşür
söz küser, yas tutar
göz pınarlarımız dayanmaz
yüreklerimiz dağlanır
konuşamadıklarımızın altında boğulur
sustuklarımız
yutkunur iç çekmeler
nefessiz kalır ciğerlerimiz
gözlerimize perdeler iner
dilimize kör kilit vurulur
anahtarı suya atılır
düşünmek zindan olur
hayaller yasaklanır
savaşı sorgulayamaz
barıştan ve kardeşlikten
konuşamaz oluruz
ayaz ve koyu karanlıklara savrulur
hayallerimiz
kimsesizliklerde kaybolur yürekler ardı sıra
homurdanmalar, çığlıklar, göz yaşları
arasında boğulur halklar tek tek
cılız kalır artık
savaşa, silahlanmaya karşı direnen sesler
savaş karşıtlarının sesini
duymaz artık kulaklar
söyle ne olursun
kör, sağır, dilsiz kalabilir misin
yüreğim
sağır olmuştur kulaklarımız
niçin işitemeyiz
silahlar bizi değil
ancak başkalarını vurunca
bombalar bizim değil
başkalarının üzerine yağdığı zamanlarda
yağmur olabilir mi bomba
neden sadece o an kanar barış
etimizden
tırnağımızdan
parçaları kesip koparınca savaş
neden kanamaz yürek
niçin haykıramaz insan barışı
neden yükselmez çığlık
ötekinin ölümüne
söyle ne olursun
her zaman mı kanar barış
Özgür M. Demirel














