sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa GÜNCEL

ÇÜRÜK

Sedat Kaya Ekleyen Sedat Kaya
Şubat 2, 2025
in GÜNCEL, KÜLTÜR VE SANAT, POLİTİKA, Uncategorized, YAZARLAR, YEREL YÖNETİMLER
0
ÇÜRÜK
0
Paylaş
4
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Medya dünyasında bugünler, kişilik ve onurun terazide tartıldığı, vicdanın röntgeninin çekildiği günlerdir.

Her satır, her söz, her suskunluk, karakterin aynası olur.

Kim dimdik ayakta, kim içten içe çürümüş, zamanın acımasız eleğinde tek tek elenir.

Ve nihayet, çürüyenler tarihin çöplüğüne savrulurken, sağlam kalanlar onurlarıyla geleceğe yürür.

***

YETER

Dağlar, taşlar, dereler yoruldu…

Kuşlar, kuzular, sokak hayvanları yoruldu…

Kadınlar, çocuklar, emekçiler, emekliler yoruldu.

Kalem yoruldu, ekran yoruldu, söz yoruldu.

Ülke yoruldu, ülke.

Yeter.

Sömürdünüz, talan ettiniz, ezdiniz, susturdunuz.

Düşün bu halkın yakasından artık.

***

AMAN DİKKATLİ OL

Bugünlerde muhalif bir gazeteciyseniz, en çok duyduğunuz cümle şu:

“Aman dikkatli ol!”

Kısa, soğuk ve ürpertici bir uyarı. Ama aslında bundan çok daha fazlası… İyi niyetle de söylense, bu cümle, ceberrut bir iktidarın fısıltılarla dayattığı bir emir. Baskının, sindirilmenin, susturulmak istenen vicdanların bir yansıması.

Peki gazeteci nasıl dikkatli olacak?

Gözlerini kapatarak mı?

Kulaklarını tıkayarak mı?

Kalemini satarak mı?

Nasıl?

Bunları yaparsa “ben gazeteciyim” diye halkın içine nasıl çıkacak?

Bu yüzden “Aman dikkatli ol!” demek, “Üç maymunu oyna!” demektir.

Bu ülkede, görmeyen, duymayan, söylemeyen çok miktarda yandaş gazeteci var zaten.

Namuslu bir gazeteci için dikkat etmek, hakikatin yanında dimdik durmaktır. Onun dikkat edeceği tek şey, meslek ilkelerini ve kaleminin onurunu kirletmemektir.

O yüzden dikkatli olmak isteyen olsun ama bırakın gazeteciler işini yapsın.

Çünkü korkulacak tek şey aslında korkunun kendisidir.

Ve hakikat, korkunun karşısında her zaman galip gelecektir.

***

GÖKOVALI DESTANI

Evvel zaman içinde, rüzgarın bilge sözler fısıldadığı, güneşin tanrılarla dans ettiği topraklarda, bir ozan doğdu. Adı, Şadan’dı. Gökova’nın kadim rüzgarları onun kaderini daha beşiğinde fısıldamış, Anadolu’nun bilge gölgeleri başucunda nöbet tutmuştu.

Homeros’un destanlarını mırıldandığı, Herodot’un zamanı kayda geçirdiği, Thales’in yıldızlara göz diktiği bu topraklar, bir bilge daha yetiştirdi.

Şadan Gökovalı, güneşin altında gölgeye ihtiyaç duymayan Diyojen gibi hakikatin izinden gitti. Anaxagoras gibi gözlerini göğe dikti, yıldızların ve tarihin sırlarını çözmeye koyuldu.

Fakat onun destanı, mitlerin anlatmadığı bir savaşla başladı. O, kahramanların kılıç kuşanmadığı, ancak ölümle ve hastalıkla savaşan bir babanın oğluydu. Gökova, bir zamanlar tanrılar tarafından lanetlenmiş bir diyar gibi, bataklıklarla, sıtma ve ölümle boğuşuyordu. O çocukken, dört kardeşini bu lanete kurban verdi. Ancak babası, Prometheus’un ateşi insanlığa getirdiği gibi, Gökova’ya umudu getirmeye and içmişti.

Kaderin iplerini kendi elleriyle dokuyan bu adam, tanrıların bile kıskanacağı bir azimle valilere, bilginlere, ziraatçilere danıştı. Çaresi yok sanılan bu bataklık, okaliptus fidanlarının mucizevi dokunuşuyla kurutulacaktı. Ancak bu kutsal ağaçlar Anadolu’da yoktu. O vakit, Bodrum’un bilge denizcisi, Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir devreye girdi, yabancı diyarlardan fidanlar getirtti.

Ve köylüler, bir mitin doğuşuna tanıklık edercesine, günlerce, haftalarca el ele vererek bataklığı kuruttu. Bu, yalnızca bir coğrafyanın kurtuluşu değil, aynı zamanda Şadan Gökovalı’nin kaderinin şekillenişiydi. O topraklar, onu bilgelikle, doğayla, kültürle yoğurdu.

Edip Cansever’in dediği gibi, “İnsan yaşadığı yere benzer”di. Ve Şadan Gökovalı, toprağı gibi bereketli, suyu gibi berrak, dağı gibi vakur, yıldızları gibi bilge oldu.

O, sadece bir insan değil, zamanın içinde bir kitap, Homeros’tan Herodot’a, Dede Korkut’tan Yunus Emre’ye uzanan bir kütüphaneydi. Mitolojiyi şiire, destanı kelimelere dönüştüren bir büyücüydü.

Cevat Şakir ona şöyle demişti:

“Ölsem, ölüm beni yenemeyecek, çünkü Şadan var.”

Ve bu sözler, bir vasiyet gibi, tarihin sayfalarına kazındı. Gökovalı, yalnızca yaşamadı, yüzyıllara sığacak kadar yazdı, anlattı, öğretti. Akademisyen, ozan, yazar, tarihçi, mitolog, gazeteci… Kaç hayat yaşadı bilinmez, ancak kesin olan bir şey var ki, o bir masalın başkahramanıydı.

81 yıllık ömrüne 81 asır sığdırdı. Knidos’tan Efes’e, Bergama’dan Fethiye’ye, tanrılar ve bilginler yurdu Anadolu’nun her taşına dokundu. Ve son nefesine kadar aynı şeyi söyledi:

“Ben her şeyden önce öğrenmeyi sevdim.”

Tıpkı Prometheus’un ateşi insanlığa armağan etmesi gibi, o da bilgiyi halkına sundu. Ve ardından şu dizeleri bıraktı:

“Ben halkım, hey!

Feleğin sillesini çok yemişim.

Kalem vermemişler elime.

Diyeceklerimi türkülerle demişim.”

Ve işte böyle, Gökovalı’nın destanı, Anadolu’nun rüzgârlarıyla, kuşaklar boyunca anlatılacak bir efsaneye dönüştü.

Dört yıl önce bugün kaybettik.

Unutulmayacaklar listemde baş sıralardadır.

https://kayasedatt.blogspot.com/…/01/gokovali-destani.html

…

Post Views: 151
Önceki yazı

Yunusemre’de Kütüphane…

Sonraki Gönderi

Face yazıları…

Sedat Kaya

Sedat Kaya

Sonraki Gönderi
Face yazıları…

Face yazıları…

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.