Vay beeee…
Her firsatta ne kadar
” kodu mu oturtan ” kazak erkek olduklarını, övüne övüne anlatmayı bitiremeyenler bile,
8 Mart Dünya EMEKÇİ KADINLAR günü dolayısı le,
Dünden beri sosyal medya da kadınlara methiyeler düzüyor.
Romantizm öyle tavan yaptı ki,
Kendimi su katılmamış kıro hissetmeye başladım.
Aslında var ya çoğunu da iyi tanıyorum.
Bir tek ” Hepimiz Kadınız ” diye slogan atmadıkları kaldı.
Haydi gayret şu sloganı da atın eksik kalmasın.
Nasılsa bir kereden bir şey olmuyormuş.
NOT:
Lütfen ” Hepimiz Kadınız” diyenlere kutlama ayağına özelden yürümeyin. Arıza çıkar.

DİYORLAR Kİ ;
KILIÇDAROĞLU DİYENLER SOKAĞIN SESİNİ DUYMAMIŞ .. ….
***
Hangi sokağın?
O senin dediğine sokak değil GETTO denir.
şimdi uzun uzun aradaki fark nedir anlatmayacağım.
Basit bir örnek verip bırakacağım.
Sokakta 100 tane hane vardır.
Sen bu 100 haneden senin gibi düşünen,
senin gibi yaşayan 5- 6 hane ile bir arada olur, komşuluk yaparsın.
Dolayısı ile, geri kalan 90 haneyi ya tanımaz, veya sadece selamlaşırsın o kadar.
***
işte sen sadece senin gibi düşünen,
senin gibi yaşayan,
beklentileri, hayalleri,
dünyaya bakışı benzer olan kişiler dışında kimsenin ne dediğini, nasıl düşündüğünü bilmediğinden,
onu sokağın sesi sanırsın.
Aslında farkında bile değilsin ama senin duyduğun o ses,
o kocaman sokağın değil,
sadece senin yaşadığın GETTO’nun sesidir.
***
Mesela;
kocaman bir BERLİN vardır.
Birde yoğunlukla Türklerin yaşadığı Kreuzberg semti.
İlk defa Almanya’ya giden bir kişi sadece Kreuzberg’teki tanıdıkları ile vakit geçirirse , bütün Berlin’i öyle sanır.
Ama gerçek farklıdır?
Bakın aşağıda iki resim var.
İkisi de Berlin.
Bilmem anlatabildim mi ?


UZUN UZUN YAZMAYA ÜŞENDİM……

Cumhur ittifakı
Yetti artık orta sahada top çevirdiğiniz.
ADAYINI AÇIKLA
Olması gereken oldu.
Taşlar yerine oturdu.
HAYIRLI OLSUN.
Kolay olmayacak ama
Simdi kırgınlıkları geri plana atarak,
hem CB
Hem de parlamento çoğunluğunu,
Kimseyi otekilestirmeden,
en geniş güç birliği ve tabi ki elbirligi ile
Kırmadan,dökmeden kazanıp
Demokrasiyi yeniden inşa etme zamanı.

Söyleyecek çok şey var ama söylemiyorum.
Adam kıtlığına kıran mı girdi de,
ille iki belediye başkanı?
Bence bu,
düğüm üstüne, ikinci bir düğüm atarak,
CHP’nin önüne onu parlamentoda etkisizleştirecek bariyer koyma formülüdur.
Eğer bu formül,
başka alternatif önerilerine de kapıyı kapamadan,
samimiyetle yapıldı ise,
itirazım yok.
Mutlaka çok daha iyi başka formüllerde bulunabilir.
***
Şu sandık bir önce gelsin artık!!!
MASADAN KALKMANIN ADABI ….
****
Konu sadece siyaset değil.
Herhangi bir konuda birlikte iş yapmak için oturduğunuz bir masadan nasıl kalkacağınızı bilmezseniz,
hem kendinize ,hem de o masaya oturduğunuz kişilere zarar verirsiniz.
***
Masaya otururken kafanızda elde etmeye çalıştığınız bir şey tabi ki olacaktır.
Masadaki herkesin de kafasında bir şey vardır.
Eğer siz masadakileri yok sayıp,
sadece kendi istekleriniz konusunda ısrarcı olursanız,
kabul edilmeyeceğini de bilmeniz gerekir.
Diğerlerinin niye olmaz dediğini anlayabilmek için,
önce kendinize,
”Ben tek başıma olsam ısrarla talep ettiğim bu isteklerin ne kadarını elde etme imkanına sahibim” sorusunu sormanız lazım.
Çünkü diğerleri bu istekleri tek başınıza elde edemeyeceğinizi zaten biliyor.
***
Bu durumda yapılması gereken,
diğerlerinden tekrar düşünmek için süre istemektir.
Eğer size bu sürede verildi ise,
Diğerleri de sizin bu süre sonunda gelip, son kararınızı açıklamanızı bekler. ÇÜNKÜ BU MAKUL BİR İSTEKTİR.
***
Bu arada kendileri de düşünme fırsatı bulur.
Ama siz ,
anlaştığınız süre sonunda o masaya gelip,
gerekçeleriniz sakince anlatmak,
olmuyorsa konuyu kamuoyuna kimseye zarar vermeyecek şekilde nasıl açıklayacağınızı konuşarak ayrılmak yerine,
sizi sakince bekleyenleri yok sayıp,
hiç beklenmedik bir uslup ve zehir zemberek sözlerle,
üstelik masada bulunanlarının güvendiği adamlarını koparmayı amaçlayan çağrılarla,
kırıp dökerek ayrılırsanız,
yarın tek başınıza kalıp, yanlış yaptığınızı/ duygularınıza yenilip fevri davrandığınızı anladığınızda,
GERİ DÖNEMEZSİNİZ…
Araya giren hatırlı kişiler sizin geri dönmenizi sağlasa bile,
hem ayrılmanıza sebep olan taleplerden vazgeçmek zorunda kalır,
hem de zedelenen güveni tamir etmek için çok zorlanırsınız.
***
Olması gereken,
gerek siyaset , gerek ticaret , gerekse özel yaşamımızda,
ayrılmayı bile adabı ile yapmayı bilmektir.
Hem adabı bilmeyip,
hem de suçlamalara devam ederek,
uzun süre kader birliği yaptığımız kişilerden çok daha fazla kendimize zarar veririz.
ve bu çaresizlik bir süre sonra sizi ,
” Ben sana demedim mi onlarla değil, benimle ol ” diyen,
rakibin kucağına iter.
O kucağa oturmasan bile, ona hizmet etmiş,
onun değirmenine istemeden de olsa su taşımış olursun.
ADAB BU YÜZDEN ÇOK ÖNEMLİDİR !!!

Görünen o ki
Mesele, halktan çalınan 418 milyar dolar.














