2
Anneannem Kibare Anlaşan 1911 İstanköy doğumlu 15 yaşında evlenmiş annesinin ısrarları sonunda 1936 da Bodrum’a göçmüşler. 10 çocuk doğurmuş yedisini büyütebilmiş. 25 torun sahibiydi. En büyük torunu en küçük çocuğu olan kızından 1 yaş büyüktü. 1960 da Nuri dedemin vefatından sonra ailenin yaşam koordinasyonu, küçük bir değneği sallayarak müziğin ahengini sağlayabilen orkestra şefi misali ona kalmıştı. Anneannemin evi merkez üssü gibiydi. 7 çocuğundan 3ü Bodrum dışına gitti ancak emeklilik ve yaşlılıklarında geri anne yanına döndüler. Diğer dört çocuğu da civarından hiç ayrılamadılar. Ne çocukları ne de diğer yakınları hiçbir zaman saygıda kusur etmediler ya da edemediler, öğretiler mi öyleydi yoksa koşulsuz bağlılık mı vardı bilemem. Hele biz torunlar onu çok severdik. Hiçbir torununu, kızına da oğluna da gelinine de damadına da dövdürmezdi. Bizim anne babamızdan yediğimiz dayaklar anneannemin yakınımızda olmadığı zamanlara rastlardı.

Çok aktif sürekli kıpraşan bir kadındı. Her çocuğunun evine destursuz girer çıkar, kimin ne gibi bir yardıma ihtiyacı varsa yardım ederdi. Zamanın gelişmeleriyle bilhassa kızlarınca eleştiriye maruz kaldığı olurdu ve bu eleştirilere hak da verirdi ancak yine de dediği yapılırdı. Neredeyse 100 yaşında vefat etti.
Kızı annem Müşerref 1934 İstanköy doğumlu. 1933 İstanköy depreminden sonra bir süre çadırda yaşadıklarından doğumu çadırda olmuş. 3 yaşında Bodruma gelmiş, daha henüz 13 yaşında iken komşunun kuzusuna dut ağacından yaprak koparırken kırılan dalla birlikte ağaçtan düşerek sağ kolunu omuzla dirsek arasından kırmış. O zamanlar bu gibi işlere çıkıkçılar bakıyor. Bizim çocukluğumuzda bile öyleydi. Kolun kırıldı mı bir kilo alçı iki yumurta alıp çıkıkçıya giderdik. Çıkıkçı annemin kırılan kolunu sıkı sıkı sarıp alçıya almış ve bir süre sonra iyileşmeyen yaralar kangrene dönüşmüş. Apar topar Muğla’ya götürülen annemim kangren nedeniyle sağ kolu omuzunun 5 parmak altından kesilmek zorunda kalınmış. Yıl 1947.

Biz çocukları kolunu ilk fark edip sorduğumuzda kısaca anlatılır ve bir daha mevzusu olmazdı. Çünkü biz annemin bir kolunun yok olduğunun ceremesini çekmediğimiz gibi olmadığının farkına bile varmazdık. Yemek, bulaşık, çamaşır, dikiş, bahara girerken evi badana yapmak dahil aklınıza gelen tüm ev işlerini tek koluyla yapar ve çok nadir yardım isterdi. Üstelik teknoloji ve olanaklarından yoksun olunan bir devirde. Ne bir akrabası ne de bir komşusu ona bir kolu yok diye acınası bir bakış ya da tavır gösteremediler.
Kolunu kaybettikten sonra sol eline yazmayı öğretmiş, ilkokul mezunu olmasına rağmen tüm çocuklarının derslerine ve ödevlerine yardım ederdi. 5 çocuk büyüttü. Çocuklarının istikballerini sağlama yönlendirmesi sanki annemin görevi gibiydi. Benim Astsubay Okuluna girmem, kardeşim Türkan’ın memuriyeti hep annemin girişimleriyledir. Tüm kardeşleri, ondan büyük olanlar da dahil hatta tüm komşuları bile bayramlaşmaya ona gelirlerdi. Ailede sözü dinlenen saygıda kusur edilmeyen kadındı. Annemi biraz erken kaybettik hastalıkları onu erken yıktı ve 80’i göremedi.
Ve annemin en büyük kızı kız kardeşim Türkan; kardeşler arasında merkez üssü görevini görür. Derdi olan onunla dertleşir çözümünü ona sorar. Orta okulu bitirip Lise yaşamına Ankara’da devam etmeye çalıştı ancak hepimizin yakalandığı “BODRUM ÖZLEMİ” hastalığı nedeniyle çarçabuk geri döndü.

Henüz reşit yaşa gelmeden memuriyet imkanı doğunca da yaşı büyütülüp benimle ikiz yapılarak Bodrum İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde memuriyete başladı. Çok fazla irdeleyip anlatırsam enişteme haksızlık etmiş olmaktan korkarım. Ancak şunu hatırlatayım, bir zaman dengesiz bir müdürün zulmüne dayanamayıp klasörü müdürün başında paraladığı gerçektir. Onun da iki kızı var kadın erkil düzene devam.
3A (Anneannanne + Annanne + Anne) ve 3K (Kardeşim + Karım + Kızım) hepsi birbirinden merdane olunca zaten anaerkil düzenden başka seçenek kalmıyor.

Dünya Emekçi Kadınlar Gününü ailemdeki kadınlar üzerinden andım. Son jenerasyon hariç hiçbiri fabrikada emeğinin karşılığını almak üzere eyleme kalkışmamışlardı ancak ailesinin diri ve sağlıklı yaşamasını sağlayan ana direklerdi. Verdikleri emek hepimize düzgün istikbal sağlama açısından emsalsizdir ve takdire şayandır.
Güvenin, anaerkil bir düzende her zaman adalet, iş dağılımı ve hizmetler doğru işler.
Saygılarımla. Ali Dizdar














