Kuşağımızın devrimcileri ”beyaz atlara” hızla binmeye başladı!
Ülkemiz tarihi, toplu katliamlar ve yok edilen devrimcilerin acılarıyla dolu. Hastalık vb nedenlerle yitirdiklerimizi de düşünürsek, her güne bir den fazla anma düşüyor.
Ben, yakın olduğum, işkencede veya infaz edilerek öldürülen devrimciler dışındaki insanları anmaktan vazgeçtim! Anan arkadaşları gördüğümde, elbette destekliyorum.
Devrimcileri, mücadelesini ve anılarını anlatarak anarsak, kanımca daha değerli bir şey yapmış oluruz. Diğer türlü yapılan anmalar bellekler de iz bırakmaz.
Arkadaş listem 296 kişiden oluşuyor.%80 ini reelden tanıdığım arkadaşlarımın oluşturduğu listemde, bugün hayatta olan arkadaşlarım azınlığa düştü. Ne rehber den telefonlarını ne de kendilerini sayfamdan silemiyorum.
Tanışmadığım arkadaşlarımı ”Ceylan gözlü” diye anmıyorum. Tanış olduğum arkadaşlarımı ise mutlaka bir anıyla, en azından bir kez anıyorum.
Duygu Tuna, sayfamda Dersim’li bir öğretmen arkadaşımdı.İstanbul’da yaşıyordu. Sadece doğum günü vb günlerde karşılıklı selamlaşıyor, hal hatır soruyorduk.
Paylaşımlarından ESP’li olduğunu biliyordum.
Duygu Tuna sekiz yıl önce, Suruç katliamında hayatını kaybetti..
Önceki 20 Temmuz’lar da masum değil!. Hafızam beni bazen çok yoruyor!..
.
Tövbe!
Ödemiş’in toprağı oldukça verimlidir. Ne ekerseniz ekin, iyi verim alırsınız.
“Ödemişin sarı patatesi” bu nedenle isim yapmıştır.
Bu ilçenin nüfusu ağırlıklı olarak, Yörük ve Çerkez’ler den oluşur.
İzmir cezaevlerine geri dönme çabam, oranın insanlarını tanıdıkça anlamını yitirdi.
Bir söz vardır “cezaevleri toplumun aynasıdır” derler.
Bu kesinlikle doğru yapılmış bir tespit dir. Onlar da “suçluydu”..
Plansız tarım üretimi nedeniyle, ektikleri patatesleri tarlada kalmış, bu nedenle de boyunlarına kadar borca batmışlardı.
Mülklerini elde tutmanın tek yolu vardı, onu hayata geçirdiler. Tarlalarına gizlice kenevir ektiler!.
“Buranın esrarı dünyada bir tanedir. Hepimiz borçlarımızı kenevir ekerek ödedik. Yargıtayın önüne gidip de bozulan dosyamız yok. Ödemiş yazısını gördüler mi dosyamızı incelemeden onarlar.” diyen, tertemiz insanlar tanıdım orada.
Bir cezaevi ki neredeyse tüm gardiyanları Menzil tarikatından.
Hem E tipi hem açık cezaevinin sergardiyanları, mahkumların gözünde dini lider vasfına bürünmüşlerdi.
İçlerinde uyuşturucu etkisinde suç işleyen, uyuşturucu alabilmek için suç işleyen. Gaspçı, hırsız, halk deyimiyle “it uğursuz” ne kadar insan varsa tövbe ettirilmiş.
Kapalı cezaevine sokulması -gardiyanların niteliği nedeniyle- imkansız olan uyuşturucuyu kullanamayan mahkumların, tövbeci olmasına kim şaşırır?.
Mahkum tövbe edip ıslah oluyor! Sergardiyanlar da muhtemelen vekaletle, mahkumları af ediyor, onlara el veriyorlardı!
15 temmuzdan önce cezaevleri cemaatler arasında paylaşılıyordu.
Ödemiş Menzilin, Alaşehir FETÖ’nündü. Sadece cezaevi personeli değil, ilçenin C.B.S ve diğer savcıları da aynı cemaatin elemanlarıydı.
İnanması zor biliyorum ama öyleydi. “Şimdi öyle değildir” demeyin. Neden şimdi öyle olmasın?
Menzil tarikatının mirasçıları, eski tövbeleri hükümsüz kılmış.
Eski tövbecileri gördüğüm için söylüyorum, iyi yapmışlar!..
Belki bunlar eski şıhdan daha ilericilerdir!☺














