Murat Önal (yeğen) evlendi. Düğüne giden yol Dikili den geçiyor.
İlk fotoğraftaki yeğenim Gül’ün kızları Cemre ve Ceren uzun yolculuğun bir etabındalar. Gül iki kızını alarak kendi arabası ile bilmediği yollardan gözünü karartıp geldi. Teyzesine ve kuzenine sürpriz olsun istemiş. Telefonda bir iki gün önce gelip bizimle birlikte olma isteğine çok mutlu olduk. Hatıralarında çocukluğunda geldiği günler iz bırakmış.
Günlük yaşamımız renklendi. Elimizi sıcak sudan soğuk suya sokturmaz oldu. Evdeki günlük yaşam Gül’den sorulur oldu. Komşularımızla bahçede yemekte buluştuk.
Kına günü kız evinde ve erkek evinde yemek vardı.
Evin önünde duvarların gölgelerine masalar konulmuş. Her ne kadar Gömeç’in mahallesi olsa da hala köy gelenekleri sürdürülüyor.
Köyü kuşatan inşaatlar ve inşaat şirketleri tabelaları Köyü bekleyen tehlikeyi anlamaya yetiyor. Büyük şehirlerdeki tarım ve hayvancılığın yok oluş serüvenini buralarda yaşayacak. Zeytinleri bekleyen büyük tehlike yaygınlaşan İnşaat hevesi.
İnşaat şirketleri ve zengin şirketler köyden kim oğlunu evlendiriliyor diye gözleri açık bekliyorlar. Bezmi eniştemde tarlanın birisine kıyarak yeğeni evlendirdi.
Düğün evinin önünde ki sokakta gölge bir masaya oturduk. Plastik, Tabldot kaplarımıza kavurma, patlıcan kızartması, yoğurtlu yaprak sarma, helvadan oluşan yemeklerimizi aldık. Bu gün hava çok sıcak. Gölgede bile oturmak zor. Köyün kadınları, komşuluk gereği kazanların başında yeni misafirlerin gelmesini beklerken sohbet ediyorlar. Uzun yıllar gelip gittiğim köy olduğu için damadın dayısı olduğumu biliyorlar. Hal hatır soruyoruz, yabancılık çekmiyoruz.
Yemek sonrası Yayla teyzemin oğlu ve kızı Yavuz ve Yurdagül, kuzenlerim arıyor.
Neredesin dayı diyor Yavuz. Kuzenim bana dayı diyor. Kaçak günlerimde 7 ay evlerinde kaldığımda Yavuz bebeklikten çocuk olmaya doğru gidiyor. Merak ediyor, soru soruyordu. Teyzem, çocuklarına bu sizin Duran dayınız demişti. O günden bu yana kuzenlerimin dayısı oldum.
Yavuza, düğün evindeyim diyorum. “Bekle bir saate geliyorum” diyor.
Az sonra Yavuz, Tuğçe, Yurdagül, Barış, Çağla ve Tarçın geliyor. Onlarda yemeklerini yiyorlar. Erkek evinden kına gecesine gidiş hazırlıkları başlarken ayak altında dolaşmayalım, biz artık gidelim.
Gül yeğenim ve Kızları bizimle geldi. Diğer kuzenlerimle kına sonrası buluşmak üzere vedalaştık. Geçerken Zülal abla ve Abdullah abiler için aldığımız yemekleri bırakıyoruz. Abdullah abi bacanağım, Gömeçli ve Bezmi eniştemin amca oğlu. Abdullah abiye amca der.
Kına sonrası Yurdagül kuzenim eşi Barış, kızı Çağla İstanbul’un yolunu tutuyorlar.
Bu kalabalık kutu gibi eve nasıl sığarız kaygısı taşımış olabilirler.
Yavuz, Tuğçe ve minik köpekleri Tarçın geldiler. Üç kişi biz, üç de Gül ve kızları var. Herkes bu kutucukta uyuyacak bir alan yarattı. Mışıl mışıl uyuduk. Erken kalkan Yavuz, tarçını gezdirirken. Marketi ve fırını eve taşımış. Kahvaltı masasına evdeki kahvaltılıklarıda çıkardığımızda, zengin bir masa oldu. Yesek mi, seyir mi baksak?
Neşe ile geçen zaman içinde sosyal medyada Gömeç’te keşkek dövüldüğünü gördük. Bu sıcakta hep beraber gitmeyelim dedik. Yavuz ile keşkek almaya Gömeç’e gittik. Vardığımızda keşkek tavası boşalmış, pilav aldık. Komşu kadın bir keşkek kabının saklandığı sırrını verdi. Keşkek müdürü kayıp, keşkek kazanını arıyoruz. Sonunda kaplarımızı dolduracak keşkek kabını bulduk. Abdullah abi bacanağım, Gömeçli ve Bezmi eniştemin amca oğlu. Abdullah abiye amca der. Keşkek çabucak bitmiş, zor bela yakaladım. Abdullah abiyi herkes tanır, ona götüreceğimi söylüyorum. “Buraya gelen yer” sözü bana biraz ağır gelse de içime atıyorum. Zülal abla beyin kanaması geçirdi, pıhtı attı, evden dışarı çıkmıyor gibi. Abdullah abi yanından ayrılamıyor, bunu herkes biliyor. Yine de zar zor akşam düğüne gelecek iki tane altın takacak desem, soğuk yüreklerde bir yumuşama olur mu bilemedim?
Düğüne kardeşim Makbule, kızı Selda ve oğlu Arda birlikte gelmişler. Selda, yoldan gelmiş uyumuş. Makbule bacıma kalk gidelim diyorum. “Selda uyuyor, sonra geliriz” diyor.
Dönekse’den emmi oğlum Ali Rıza gelmiş. Gel gidelim, akşam düğüne getiririm. Ali Rıza’yı da alarak yola çıktık.
Keşkek ve pilav dan yine Zülal abla ve Abdullah abiye bırakarak eve dönüyoruz.
Yemek sonrası düğüne gidiş hazırlığı başladı. Kalabalık olduğumuzdan uzun sürüyor. Gittiğimizde düğün başlamıştı. Zülal ablaların masasında yer bulduk.
Çok kalabalıktı.
Otopark çok büyük olmasına rağmen çabucak dolmuştu. Zar zor arabaya yer bulduk. Tek sıra kapatmışlar, arkalar boş ama geçmek için yol yok. Gürcistan Gümrüğü gibi, plansız kalabalık. Düğün esnasında bangır bangır bağıran müzik kesiliyor. Okuduğum plaka sahipleri araçlarının başına anonsu duyuluyor. Sonunda Jandarma gelmek zorunda kaldı.
Çılgınca oynayan gençler müzisyenin şarkılarının sözlerini umursuyorlar mı bilemedim? Kaynana öldüren şarkılar, ya da kendini beğenmiş, aşağılık kompleksini maskeleyen sözler. “Taş gibiyim, kaymak gibiyim, Ben hep burdayım” yanlış, eksik olabilir, aklımda böyle kalmış.
Anadolu köylerindeki derin kültür zenginliği yok olmuş. Roman müziği desen değil. Lümpen, bir dil, şarkılar. Toplumsal çürümenin müziğe, kültüre yaşama yansıması bu olsa gerek.
Gençlerde aşırı makyaj, güzel olacağız diye hortlak olmuşlar. Gülmeler sahte, ilişkiler sahte. Gösteriş merakı, farklı görünme çabası, kuru kalabalık.
Görevimizi yaptık, payımıza düşeni aldık. Güldük, oynadık. Sona yaklaşırken bizim arabalardan biri anons edilince kalkalım bari dedik.
Ali Rıza kardeşimin kalacak yeri olmadığını öğrendim. Ali Rıza’yı da alarak eve döndük.
İki arabaya sıkıştık. Gençler varken bana araba sürmek düşmedi. Yavuz bizden önce eve ulaştı, nede olsa İstanbul’da servisçi.
Yavuz, oğlunun aradığını, işler için gitmesi gerektiğini söyledi. Gece yarısı düştü yola. Sabah dörtte evine ulaştı.
Sabah kahvaltı sonrası Ali Rızanın gidiş biletinin saat on iki de Gömeçten olduğunu öğrendiğimde saat onu geçiyordu. Acaba saat kaçta buralardan geçiyor. Dikilide oto gar yok, oraya gitmek akılcı değil. Salihler altını ve Salihler yol kıyılarına baktık, yazıhane varmı. Firmanın telefonlarına ulaşılmıyor.
Altınova oto garına girdiğimizde bir otobüs kalkmak üzereydi. Firma görevlisine on iki Gömeç biletimiz olduğunu söyleyince, hemen otobüse el sallayarak durduruyor. Ali Rıza’nın otobüsünün bu olduğu anlaşılıyor. Hemen otobüse biniyor ve hareket ediyorlar.
Eve dönüyorum, günlük yaşam devam ediyor. Evde ki yaşama kolaylaştıran Gül, gidiyorum hazırlığı yapıyor. Meral, kal biraz daha diyor. Gül ile yıldızlarımız barışık çıktı. Yaşam dolu, çok pozitif, becerikli, güler yüzlü, tatlı dilli, ablamın iyi özelliklerini almış.
Bir düğün böyle geçti, Murat ve Duygu evlendi.
Sağlık, mutluluk birlikte güzel bir yaşam diliyorum. Her şey istedikleri gibi olsun.














