Bir gazetecinin yazdıklarını okuyorum. “Konak’ta kongre kazanmak Everest’e tırmanmaktan zor” diyor. Bence pek öyle değil, neden mi? Anlatayım dilim döndüğünce;
Her şeyden önce, öyle Mardin’li, Selanik’li falan diye memleketten yana, Alevi, Sünni diye etnik kökenden yana vurmazsın. Sevmeyebilirsin, hatta benim gibi Kongre de kaybedebilirsin çoğunluğu Mardin’li ekibe karşı kaybetmişken. Onurlu mücadeleni verirsin yenilsen de duruşunu bozmazsın, teslim olmazsın, bahane üretmezsin, mücadeleye devam edersin.
Yok klikmiş, yok lobiymiş varmış da bitmişmiş. Bizim gibi 78 kuşağından olanların hemen hiçbiri CHP Gençlik Kolları üyesi değildir. Hepimiz farklı fraksiyonlar, kliklerden gelip CHP şemsiyesi altında toplandık. İşte CHP ye enerjisini veren de bu farklılıklardır. CHP ye rengini veren de bu farklı coğrafyalardan şehirlerimizdir. Kimi zaman Selanik, Bosna, Konya, Manisa kimi zaman Mardin, Kars, Erzurum, Tunceli dir. CHP ye kimliğini veren, kimi zaman camilerimiz, kimi zaman cem evlerimizdir.
Konak kongresinde kimse kimseyi yenmedi. Yok etmedi üstelik.
Ben gazeteciden şunu beklerdim; Kongrede hiç yapılması düşünülen projelerden söz edilmedi niye demediniz, desene? Habire yeni İlçe Başkanı ve Belediye Başkanına methiye düzeceğine.
İlçe Başkanım sen de çıkıp niye demedin desene; üç yıldır boş duran eski ilçe binamızda her hafta ayrı bir konuda eğitim çalışması vereceğim. Türkiye’nin değerli bilim insanlarını davet edeceğim, her ay bir panel düzenleyeceğim diye.
Elinizi tutan mı oldu? Niye demediniz İzmir’in 13 organize sanayi bölgesi ile irtibat kurup, Konak ta işsizliği önleyeceğim diye.
Gençlik örgütleri bir kere olsun Teknoparklara gitmemiş, ben onlarla tüm Teknopark’ları gezeceğim. Teknolojinin getirdiklerini onlarla bir öğreneceğim diye neden demediniz?
Kentimde 180-200 metreye ulaşan bina istemiyorum, burası bir Akdeniz kentidir, kent kimliğine yakışır mimari istiyorum diye neden söylemediniz?
Neden bir kelime olsun Kentsel Dönüşüm için bir çare, bir öngörü, bir ilaç önerisinde bulunmadınız?
Şimdiye dek tüzüğe uygun zamanında bir danışma kurulu toplantısı olmadı, ‘ ben üç ayda bir danışma kurulu yapacağım, herkes konuşacak, eteğindekini dökecek demediniz de ‘birlikte yönetelim’ gibi bir klişe ile konuyu kapattınız.
Yerel Yönetiminiz Belediyemiz ile Yönetim olarak; eleştiri ve özeleştiri ile birlikte daha iyi olacağız demek çok mu zor da farklı sözcükler seçiyorsunuz? Desene bunları.
Kaba, saldırdan, yıkıcı üslubu hiç sevmedim. Kartpostal yazılarından görüp tanıdığınız devrimci liderler, gezi direnişçileri ve Önderimiz Atatürk’ün adı dışında alkışlanacak, onaylanacak hiçbirşey yoktu kongrede maalesef.
Bir de şu Everest’e tırmanmak Konak’ta kongre kazanmaktan zor demişsiniz ya. Hiç öyle değil, bakın;
Everest’e tırmanmak için önce fiziki uygunluğunuz olacak, en az altı ay antrenman süreci geçireceksiniz, iki ay yüksek irtifa uygunluk sürecini atlatacaksınız. Eğer vücudunuz burada iflas etmezse ikinci aşamaya geçeceksiniz. Orada da ‘dağ hastalığı’ denilen hastalık size izin verirse, bir sonraki aşamaya gelir 5600 metredeki ana kampa konuk olursunuz. Bitmedi, oraya bile yalnız gidemezsiniz. Yanınızda yüzlerce kilo ağırlığındaki ekipmanı taşıyan yerel halktan oluşan, zıpkın gibi atak, kuvvetli, yolu bilen Şerpa’lar denilen rehberler vardır. Bir de ağır yükleri taşıyan Yak sığırları ile bu zirve denemesine başlanabilir. Ana kamptan sonra birinci, ikinci, üçüncü kamplarda kalınır. Buralara bile ender sayıda insan ulaşır. 4. Kamp ölüm kampıdır, birçok insan bu kampa ulaşırken yada 4. Kamp ile zirve arasında hayatını kaybeder. Zirve hayal olarak kalır şanslı olanda. Şanssız olan zirve yolunda ya donar, ya oksijensizlikten, yada bir uçurumdan düşerek Everest’te kalır.
Bizim Karafatma dağı kolaydır, bir Genel Başkan yardımcısı, bir Belediye Başkanı, bir İlçe Başkan adayı el ele tutuşur, öyle ekipman taşımaya falan da gerek yoktur. Antrenman eksiği de delegelerin sırtına basarak atlatılır. Ama Everest Dünyanın zirvesidir, çıkan tüm dünyayı görür. Bizim Karafatma dağı zaten artık inşaatlara taş oldu, zirve falan da kalmadı. Çıksan ne çıkmasan ne olur. Özet budur.
Yazı vesilesi ile tüm il delegesi ve ilçe yöneticisi olarak seçilen yol arkadaşlarımı kutluyor, yürekten başarılar diliyorum.














