Varsa bir cennet ya da cehennem, hiç yabancılık çekmeyeceğim. Çünkü bu dünya, ikisini de aynı anda taşıyor içinde. İnsanlar hem zebani hem melek. Bir bakıyorsun sabah selam veren komşu, akşamın karanlığında sırtına taş bağlayan oluyor. Tanrıyı sordum kendime, içimde derin bir sessizlik. Belki de çok uzağa bakıyoruz. Hepimiz aynaya dönüp bakınca, Tanrı’yı görmüyor muyuz yüzümüzdeki çizgilerde, gözlerimizin kenarında biriken gölgelerde?
Sırtımda yükün tuzdan ağır. Öğrettiler bana: “Tuz taşıyan suya girmez.” Ama içim, inadına suya çağırıyor beni. Biliyorum, girsem yüküm daha da yanacak, daha da ağırlaşacak. Yine de insan bazen yanmayı göze alıyor, çünkü yanmadan hafiflemiyor hiçbir şey. Belki de kurallar, korunmak için değil, sınırlarını zorlamak için var. Suya adım attım. Tuz erimedi; ama tenime yapışan her kristal, geçmişin küçük imzası gibi parladı.
Sonra dizlerimin kanadığı sokaklara düştü yolum. Çocukluğumun izleri hâlâ taşların arasında. Tebeşirle çizilmiş yarım kalmış oyunlar, paslanmış bir kale direği, köşede unutulmuş bir bilye. Çocukken düşmek kolaydı, kalkmak daha kolay. Şimdi sokaklardan geçsem, bana masumiyetimi geri verirler mi? Bilmem. Sokaklar yaşlanmış, ben de öyle. Ama rüzgâr hâlâ aynı rüzgâr, kapı aralarından hâlâ aynı mahcup gülüş sızıyor. Belki çocukluk, geri verilecek bir şey değil; sadece adımlarına sinmiş bir koku, dizlerinde unutulmuş bir yara kabuğu.
Yürürken içimde konuşan bir ses:
“Cennet mi arıyorsun? Sokak aralarındaki kahkahada, komşunun sofrasında, bir çocuğun kirli avuçlarında gizli.
Cehennem mi diyorsun? Aynı yerde.”
Belki de mesele yabancılık çekmemek değil, ait olduğun yükle yaşamayı öğrenmek. Tuzla, yarayla, ayna kırıklarıyla…
Şimdi aynaya bakıyorum. Çatlaklar çoğalmış, görüntü bölünmüş. Ama her parçada aynı yüz var. Hem suçlu, hem masum. Hem çocuk, hem yorgun. Hem tanrıya benzeyen, hem tanrıyı arayan.
Ve anlıyorum:
Bütün yolculuk, aslında kendine düşmekmiş.
Yara kabuklarını, tuzlu yükünü, çocukluğun gölgelerini kucaklayıp aynaya yeniden bakmak.
O an — işte o an — cennet de, cehennem de susuyor.
Sadece sen kalıyorsun…
.
İ.akan














