Memleketi Diziler Kurtaracak (Siyaset Bir Bölüm Geriden Geliyor Çünkü)
Bir ülkeyi anlamak için eskiden gazeteler okunurdu. Şimdi kumandayı alıp prime time’a geçmen yeter. Haber bültenleri fragman görevini üstlenmiş, kendi havasında gidiyor. Sizler de en az benim kadar aradaki farkı görüyorsunuz.
Benim uzun zamandır içimde büyüttüğüm kanaat bu: Ülkenin gidişatını siyasetçilerden önce dizi yapımcıları okuyor. Evet, kulağa biraz “abartı soslu” geliyor olabilir ama hafızayı şöyle bir yoklayınca insan ister istemez “yok artık” ile “acaba?” arasında gidip geliyor. Ben şahsen bu noktadayım.
2000’leri hatırlayanlar bilir… Adı konulmamış bir şeyler oluyordu her gün. Herkes de biliyordu ama kimse korkusundan söyleyemiyordu. Sonra bir dizi başladı, öyle bir anlattı ki…
Biz yıllarca uyutulmuşuz da farkında değilmişiz noktasına geldik. Faili meçhuller, derin ilişkiler, kim kiminle, kimin eli kimin cebinde… Bizim mahalledeki bakkal bile bir süre sonra analiz yapar hâle geldi: “Abi bu işler göründüğü gibi değilmiş,” dedirtti yani.
Sağ olsun dizi, mahalle bakkalını dahi yarı zamanlı siyaset bilimci yaptı.
Sonra dönem değişti, dizi değişti. Hikâye yine tanıdık ama dekor yenilendi.
Bu sefer hepimiz daha kurumsal, daha organize, daha “networkvari” bir zihniyeti ile izledik.
İlk dizide ana karakterin kimliği İç Anadolu’dandı. İkincisi Karadenizliydi.
Ki diziden kısa bir süre sonra diziyi kendine yorumlayan biri çıkıp bir tripodla tüm devlet yöneticilerine kafa tuttu.
İtiraf edelim, yer yer hepimiz “adama hak da verdik” değil mi? Kurgusu gerçek miydi, yoksa gerçek mi kurgulaştırılmıştı? Yer yer hâlâ tartışılıyor.
Şu an gösterimde yeni bir dizi var ki siyasetçilerden iltifatlar, hediyeler gırla.
Bu olup bitenler aklınıza şu soruyu getirmiyor mu:
Diziler mi toplumu şekillendiriyor, toplum mu dizileri? Yani tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan diyesim var… Ama bu versiyon biraz farklı :
Dizi senaryosu mu hayatı yazdırıyor, yoksa hayat mı dizi senaryosunu?
Cevap büyük ihtimalle ikisinin ortasında bir yerde ama kabul edelim, senaristler bir tık siyasetçilerden önde gidiyor.
Siyaset cephesine gelirsek… Sadece koltuk mu desek, yoksa “bir sonraki bölümde neler olacak?” kıvamı mı? Ya da daha temkinli, daha kontrollü mü? En iyisi “sürpriz” diyelim.
Oysa diziler öyle mi? Tabii ki değil.
Sonuç olarak geldiğimiz nokta:
Bu ülkede gündemi kaçırmamak için haberleri izlemek yetmez, dizileri takip etmek şart olmuş. Hatta bazen diziyi izleyip haberi boş vermek daha mantıklı geliyor.
Hata diyorum yeni bir sistem kurulsa ne iyi olurdu:
Mesela meclis oturumları yerine sezon finalleri izlense.
Siyasi analiz yerine senaryo çözümlemeleri yapılsa. İnanıyorum, ülkemize bu kadar kör ve Fransız olmazdık.
Tabii bir de işin “toplumsal ayar” kısmı var. Bu dizilerin belki ileride ona da beraber bakarız ne dersiniz …
O da bir tren yolculuğu ile izlenime girmişti.
Aşk, sadakat, ihanet derken…
Bizleri trene çevirdi …














