sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa ÖYKÜ

ÇİÇEKÇİ SAFFET

Duran Çoban Ekleyen Duran Çoban
Şubat 25, 2025
in ÖYKÜ, YAZARLAR
0
ÇİÇEKÇİ SAFFET
0
Paylaş
13
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Koza Dağcılık Derneği çeşitli etkinlikler yapıyor. Kültür gezilerini kaçırmam. Bu sene, pazar günleri doğa gezilerine sardım. Yazarlık atölyesi kurulduğunu öğrendiğimde çok sevindim. Geç de olsa, gruba katıldım.
Yaşam tarzım değişmeye başladı. Yazarlar, kitaplar bir adım öne çıktı. Yazma tekniklerini öğreniyoruz. Ders biterken haftanın ödevini hocamız tahtaya yazıyor.
Eve gelene kadar, aklıma onlarca fikir geliyor, gidiyor. Kapıdan girince bildik soru geliyor.

  • Bu hafta ödev var mı?, Konusu ne? Eşim gölge gibi düşüncelerimi okuyor.
  • Çiçekçi hikayesi yazacağım.
  • Var mı, aklından geçen bir şey?
  • Evet, askerdeki çiçekçiyi yazacağım.
  • O halde yine beni yazacaksın söylemi, beni tekrar düşünmeye zorluyor.
    Gidip elimi yüzümü yıkıyorum, yeni fikirlerle dönüyorum.
  • Hayır seni yazmayacağım. Bu sefer Victor’u yazacağım.
  • Çok güzel, daha ilginç olabilir.
    Kadının bilmediği yok. Ana karakter olmasa bile hikayede hep var.

Gece yatıyorum. Hikayeyi kuruyorum, bozuyorum. Uyumaya çalışıyorum, yakamı bıraksalar gözlerim kapanacak. Sabaha doğru, rüyamda yazmaya çalışıyorum. Kalem yok, defter yok. Sanki film çekiyorum. Ama hikayemde düşündüğüm kahramanların hiçbirisi yok. Film şeridi akıyor. Fotoğraflar renkli, yüzler silik. Kişilerden çok, şeridin düzgün sarılmasına seviniyorum. Olayları izleyen yönetmen gibiyim.
Kulağımın dibinde hoparlör son ses açık, bağırıyor. Tekrar ediyorum “Bu bir ölüm ilanıdır. Mahallemiz sakinlerinden Elazığlı Ali Aydın’ın annesi Menşure hanım hakkın rahmetine kavuşmuştur.”
İmamın sıtma görmemiş sesi kulaklarımda yankı yapıyor. Rüyam ve gerçekler birbirine karışıyor. Bu kadar bağırmak zorunda mısın,be adam!

O zamanlar, Bursa’nın Gazcılar caddesi çok hareketli. Sanayinin ve ticaretin kalbi sayılır. 1950 li yıllarda Bulgaristan göçmenleri kurmuş. Her taraf ormanlıkmış. Gazcılardan eski cezaevine keçi yolu varmış. (Şimdilerin Adliye Sarayı). Kent meydanı alanı otobüs garajı ve çöplükmüş.
Geniş yolları, mahalleye yerleşmeye gelenler, kendileri yapmış. Çevresini kendi aralarında bölüşüp evler yapmışlar. Genellikle iki, ya da üç katlı evler vardı. İç Taraflarında küçük de olsa bahçeleri olurdu. Evlerin caddeye bakan kısımları sonradan dükkan haline getirilmiş. Bazılarında tuvalet bile yoktu.
Fabrikalara hizmet sunan işletmeler caddenin iki yanında, evlerin girişindeki dükkanlarda, zamanla yerlerini aldılar. Günlük yaşamda herkese lazım olan fırın, bakkal, lokanta, fotoğrafçı, çiçekçi dükkanları vardı.
Caddenin ortalarında küçücük dükkanımda ticaret yapardım. Bir yanımda bakırcı, diğerinde elektrikçi komşularımı hatırlıyorum. Karşı sırada Eczane ve bankayı geçince bana en yakın çiçekçi vardı.
Çiçekçi dükkanı benim işyerimden daha küçüktü. Saffet’i komşu esnaf tanırdı. O da bizi tanırdı.
Gazcılar esnafı, dükkanı bırakıp bir yere giderse, kapısına sandalye koyardı. Gelen olursa içeri girmez, isterse sandalyede oturup beklerdi. Bu genel uygulamaya uymazdım. Gelip geçenlerin işine yarayacak bir malzemem yoktu. Dükkanımdaki malzemeleri, yolda bulsa kimse almazdı.
Çiçek dükkanına uğradığım olmuştur. Eve bir çiçek ile gitmek bazen iyi olabilir. Saffet her seferinde çiçeklerin dillerini anlatır. Günün önemine göre sunum yapardı.
Eş, dost, tanıdıkların nişan, düğün gibi etkinliklerine çiçek göndermek, bir telefon kadar kolaydı. Ay sonu tahsilata gelir, bir çay içimi sohbet ederdi.
Çiçek gönderdiğimiz her nişan, düğüne gitmiyorduk. Acaba bizim çiçek yerine ulaşıyor muydu?.
Bir hafta sonu çiçek gönderdiğim düğün salonun önünden geçiyorduk. Eşim bir uğrayıp kutlayalım. Nasıl olsa çiçek göndermişsin. Çiçeğimize bakarız, güzel mi?
İçeri girdik. Tanıdık bir yüz göremedik. Hepsi üç çiçek gelmiş. Bizim ki en büyük ve güzeli. Gelini, damadı kimseyi tanımıyoruz.
İyi ki gelmişiz. Çiçekçi yanlış getirmiş olmalı. Burası bizim davetli olduğumuz düğün değil. Neyse ki cep telefonları yeni çıkmış. Davetiyeyi buluyorum. Hay aksi, çiçekçi doğru yere getirmiş. Ama düğün gelecek hafta aynı yer aynı saatte. Düğün sahiplerini kutlayıp, durumu anlatıyoruz. Düğün sahiplerinin gelmişken oturun ısrarlarına teşekkür ederek ayrılıyoruz. Çiçeğimize göz ucuyla hoşçakal dedim.
Sonunda Ağustos ayı geldi. Dükkanı bırakıp, ailem ile tatile çıktım.
Köyceğiz, Sarıgerme köyünde bir pansiyona yerleştik.
Sarıgerme, sivrisinekleri ile ünlü, fakat harika bir yer. Bir zamanlar sıtmadan yok oluş hikayesini ören yerindeki levhalardan öğrendik.
Lokanta veya cafe ye oturduğunuzda siparişten önce masaya sinek kov geliyor. Garson kadın pide çeşitleri olduğunu anlatıyor. Eşim Cantık varmı diye sorunca, Bursa’lı mısınız diye soruyor. Yaşamının başlangıcının Muradiye olduğunu öğreniyoruz.
Deniz kıyısına araç geçişi yasak. Traktörün arkasına takılı olan garip taşıma aracına binmek, ya da yürümek zorundasınız. Küçük oğlumuz var. Araca binip denize ulaşıyoruz.
Ormanların ortasında temiz, pırıl pırıl bir deniz. Giriş tarafında çam ağaçlarının altında oturma bankları var. Boş masa bulmak imkansız görünüyor. Telaşımızı gören yaşlı amca masasına buyur ediyor. Bize yer açıyor. “Şu eşyalar da Victor’un, bana emanet etti. Yüzüyor, birazdan gelir.”
Amca hoş sohbet, kısa sürede kaynaşıyoruz. Küçük oğlumuz masaya neşe katıyor.
Astsubay emeklisi amca İstanbul kalabalığından kaçmış. Yakın bir köyde oturuyor. Bisikleti ile her gün buraya geliyor.
Az sonra orta yaşlarda, sportmen görünüşlü Victor geliyor. İngiltere’de yaşadığını, iki tane saatçi dükkanı olduğunu anlatıyor. Londra’ya gelince, onu kolayca kolayca bulacağımız meydanı ve saat kulesinin altındaki dükkanı tarif ediyor. Türkiye’de isminin Zafer olduğunu ,buraya yerleşince aynı anlama gelen Viktor ismini aldığını anlatıyor. Hiç yurtdışına çıkmamış biri olarak can kulağı ile dinliyorum. Yer yer İngilizce cümlelerle anlattıklarını pekiştiriyor. Bize kartını verdi mi?, hatırlamıyorum. Londra’ya gidersem, Viktor’u bu tarif ile, elimle koymuş gibi bulurum. İkisine de kartımı veriyorum.
Amca ile samimiyeti artırıyoruz. El sanatları çalışmalarını görmemiz için evine gidiyoruz. Amcanın sıcaklığı arasında Victor kaynıyor.
Her akşam sivrisinekler canımızdan bezdiriyor. Yarın gidelim kararı alıyoruz. Sabah olunca, hadi bugün de güzel denize girelim.
Çam gölgesinde otururken, kumlardan yansıyan güneş yakıyor. farkında olmuyoruz. Akşam oğlumuz güneş yanığı olmuş duramıyor. Yakınlarda hastane, sağlık ocağı yok. Otellerden birisine girip doktor yardımı istiyoruz. Otel doktoru iki kremi karıştırıp sürüyor. Acısı azalıyor, bir süre kremleri sürmemizi söylüyor. Bundan böyle tişörtsüz güneşe çıkmasın, tişörtsüz denize girmesin diyor.
Kısa ve güzel tatil bitti. İş, güç kaldığımız yerden koşmaya başladık.
Yeni hafta başladı. Dükkanın önünde komşularla çay içip tatil sohbeti yapıyoruz. Telefon çalıyor, müşteri arıyor, sabah sabah ne güzel.
Günaydın abi,
Hayırdır Saffet, sabah sabah?
Pazar günü siz tatil yapıyorsunuz, üstüne de telefonun kapalıydı. Çok aradık ulaşamadık.
Viktor diye birisi geldi. Elinde kartın vardı, zor durumda kalmış.
Hesabına para geldi mi, soracaktım. Ona yol parası verdim.
İngiltere’ye mi?
Yok abi İstanbul
Saffet, ucuz atlatmışız, geçmiş olsun. Görüşürüz, anlatırım.

Duran Çoban

15-11-20224

Osmangazi

                                                                                                          
                                                                                                           
Post Views: 188
Önceki yazı

DOKSAN ÜÇ YAŞINDAKİ KÖY ENSTİTÜLÜ DELİKANLI

Sonraki Gönderi

EDEBiYAT DÜNYASI YENi BiR DERGi KAZANDI

Duran Çoban

Duran Çoban

Sonraki Gönderi
EDEBiYAT DÜNYASI YENi BiR DERGi KAZANDI

EDEBiYAT DÜNYASI YENi BiR DERGi KAZANDI

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.