1
Değerli dostum Engin Şirin’le sohbet ederken bana: “Abi, benim kaldığım İzmir Konak semtindeki bir cadde Köy Enstitülü Mevlüt Kaplan adını taşıyor. Geçenlerde Mevlüt Öğretmenle, yitirdiği kızı Özlem adına açtıkları kütüphanedeki bir etkinlikte bir araya geldik. Beyni 27 yaşındaki bir genç gibi, 93 yaşındaki bir insan olduğuna inanmak zor. Ayrıca yüzlerce kitap yayınlamış, tanımak veya bir radyo programına almak ister misin?” dedi
Türkiyeli aydınlar Köy Enstitülerinin adı geçince saygıya durur. Hele de benim gibi Fakir Baykurt ve Can Yücel’in desteğiyle sanat ve edebiyat alanına girmişse…
Engin Şirin’le eğer Mevlüt kaplan Hoca kabul ederse, benim Kürecikte sürdürdüğüm Avrupa’da Sanat ve Edebiyat Programında bir saatlik sohbet yapabileceğimiz konusunda görüş birliğine vardık.
Mevlüt Kaplan Hoca kabul edince, ben de Kürecik TV izleyicileriyle birlikte, bu 93 Yaşındaki Köy Enstitülü delikanlıyla tanışma ve dinleme heyecanını yaşadım.
Çünkü, bugüne kadar sıkça konuşulan Köy Enstitüleri, Öğretmen Okulları ve öğretmenlerle, eğitim kurumları ile ilgili bütün konularda bizlere yeni bir perspektif kazandıracağını da düşündüm.
Mevlüt Kaplan baş öğretmen kimdir?
Mevlüt Kaplan Konya’nın Akşehir ilçesi Ökeş Köyün’de 1930 yılında doğmuş. Şimdi 93 yaşında.
İlkokuldan sonra Ereğli İvriz Köy Enstitüsü’nü bitirdi.
1955’te Gazi Eğitim Enstitüsü (Yüksek Öğretmen Okulu) Özel Eğitim Bölümünde mezun oldu. Almanya ve İngiltere’de çocuk edebiyatı üzerine öğrenim gördü. Bu çok ilginçtir. Çünkü çocuk edebiyatıyla Türkiye’de ilgilenen çok az insan vardır. Bir yılda Londra’da BBC Radyosu’nda çalıştı. Konya ve Akşehir’de öğretmenlik, Mersin ve Antalya’da ilk öğretim müfettişliği, İzmir’de eğitim uzmanlığı yaptı. 1958’de öğretmen Aytan Kaplan ile evlendi.
Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın (TÖS) kurucuları arasında yer aldı. Fakir Baykurt ve Mahmut Makal ile arkadaş oldular.
Bazı eserlerinden dolayı yargılandı. Çok sayıda edebiyat ödülü aldı. 1964 yılında, İzmir’de Özgür Eğitim Yayın Evi’ni kurdu ve yayınevini bugün oğlu Özgür Kaplan ile birlikte yönetiyor.
1997’den sonra Mevlüt Kaplan Edebiyat Ödülü düzenlendi. 1981’de emekliye ayrıldı. 1996-2000 yılları arasında Kültür Bakanlığı danışmanlığı yaptı.
Başta çocuk edebiyatı olmak üzere, yaşamın her alanını kapsayan 648’den fazla yayınlanan eseri var. Yani neredeyse, yaşıyla bağlantı kurduğunuzda; birinci yaştan itibaren hesaplarsak; her yıl 9 tane kitap yayınlamış oluyor. Bu inanılmaz bir güç, inanılmaz bir beyin, inanılmaz bir çaba.
Ama tabii ki bu başarının arkasında, derler ya “her başarılı erkeğin arkasında çok akıllı bir hanım var.” Mevlüt Kaplan’ın da arkasında eşi Öğretmen Ayten Kaplan’ın sabrı ve desteği var. Ne yazık ki çocuklarının anası Ayten Hanım’ı yitirdi. Mevlüt Kaplan onun adına oğlu Özgür Kaplan ile birlikte bir sanat evi kurdu.
Başta Türkiye Yazarlar Birliği olmak üzere çok sayıda eğitim, dil ve sanat kurumunun üyesi ve destekleyeni.
Mevlüt Kaplan Öğretmen ile yayın sohbetine geçmeden burada kısaca Engin Şirin’i de tanımamız gerekir.
Engin Şirin, İzmir’in Çaybaşı köyünde doğdu. Yüksekokul öncesi eğitimini İzmir’de tamamladı. Lisedeyken Demokratik Eğitim Hareketi’nde yer aldı ve İzmir Liseler Birliği kurucu üyesi ve başkanı oldu. Türkiye Liseliler Birliği Federasyonu yönetiminde yer aldıktan sonra Türkiye ile birlikte şanssızlığa uğradı. 12 Eylül Askeri Cunta tarafından bütün demokratik kurumlar gibi Liseliler Birliği dernek ve Federasyonu da kapatıldı ve yöneticileri sorgulandı.
Engin Şirin, İzmir Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi, Sosyoloji bölümünden mezun oldu. Siyasi danışmanlığının yanı sıra kurumsal ve sanayi danışmanlığı yaptı. Halen danışmanlık yapıyor. Ayrıca bir müddet Psikoloji ve Sosyal Danışma Merkezi’nde yöneticilikle yaptı. Kültür, sanat ve edebiyat alanında faaliyet gösteriyor.
Söz Bizde Gazetesi’nin sahibi ve genel yayın yönetmeni.
Mevlüt Kaplan’a TV sohbetimizde soruları Engin Şirin ile birlikte sorduk.
Sevgili Hocam, okuma yazması olmayan bir köyden çıkarak Köy Enstitüsü’ne nasıl girdiniz? Bu okulun size ve arkadaşlarınıza nasıl bir etkisi oldu?
“Önce beni, yani Mevlüt Kaplan’ı bu programa davet ettiğiniz için öncelikle teşekkür ediyorum. Yıl 1940’dı. Köyümüzün Muhtarlık binasının kenarında boş bir oda vardı.
Köyümüzün çocuklarını eğitmek için, öğretmen yerine Ferhat Er Eğitmen gönderilmişti. Bizi üç yıl eğitmen olarak okuttu.
Diploma verdi. Üçüncü sınıftan sonra köyümüzde zaten okul olmadığı için, çevre köylerde de beşi bitirecek okul yoktu. Onun için ben Reis Köyü’ne gittim.
Reis Köyü’nde bir yıl dördüncü sınıfı okudum. Beşinci sınıfa başladığımız yıl 1945’ti. Orada okul yeni yapılmaya başlamıştı.
Okulun yapılışını denetlemek üzere Akşehir’den baş öğretmen olan bir arkadaş gelmiş. Okulun temelini kazarlarken, muhtardan benim bizim köyden bu Reis Köyüne gelip gittiğimi öğrenmiş. Benimle görüşmek istemişti.
Gidip görüştüğüm zaman, ”Senin için bir mektup yazalım Konya’ya Ereğli İvriz Köy Enstitüsü’ne, eğitimini orada sürdürürsün” dedi. Sanıyorum, seni çağırırlar” dedi. Mektubu yazmış, göndermiş.
On beş gün sonra beni Konya’ya Ereğli İvriz Köy Enstitüsü’ne çağırdılar. Oraya gittiğim zaman müdürün olmadığını gördüm. İsmail Hakkı Tonguç’un, Konya Milli Eğitim Müdürü ile beraber Bozkır, Seydişehir, Beyşehir taraflarındaki okul yapımlarını denetleme üzere gittiklerini öğrendim.
Yerine bakan müdür yardımcısı, ”Sizi çağırmadık.” Dedi ve beni okula almak istemedi. Beni bizim köye geri göndermek istedi. Ben köyüme geri dönemezdim.
Çünkü param yoktu. Bizim köye giden yolu bile bilen bir insan değildim. Köy Enstitüsü’nün iki kilometre uzağında tarım alanı vardı.
Orada okul ekipleri ve öğrenci arkadaşlar hayvanlara bakıyorlardı. Ben onların arasına katıldım. On beş gün müdür gelinceye kadar orada saklı yaşadım.
Müdür geldikten sonra, beni İvriz Köy Enstitüsü’ne kaydetti. Böylece okumaya başladım. Dolayısıyla orası büyük bir aileydi.
Gelişmiş, güzel bir köye benziyordu. Çünkü insanlarıyla, hayvanlarıyla kaynaşmışlardı. Bizim köyümüzde de böyle bir yaşantı vardı.
O nedenle, Köy Enstitüsü’ndeki çalışmaları hiç yadırgamadım. Çevremize çok iyi alıştık. Arkadaşlarımızla iş birliği yaptık. Güzel çalışmalarımız oldu. Dolayısıyla Köy Enstitüsü’nü beş yıl okuduk, tamamladık ve öğretmen olduk.”
Ne iyi ki o yaşta okumakta ısrar etmişsiniz ve ne güzel ki öğretmen oldunuz.














