Sorumluluk konusu kaç yaşında olursanız olun yaşamın her alanında her insan için önemlidir. Ben her gün uyanınca, “Bugün hangi işleri yapmalıyım? Sorumluluklarımı nasıl başarıyla yerine getirmem gerekir?” diye kendime sorarım. Çocuk ve gençlerle çalışırken bu sorumluluk sözcüğünün anlamını ve duygusunun katılımcıların anlaması, önemini kavraması gerekir.
Sorumluluk sahibi olmak ne anlama gelir?
Sorumluluk duygusu, hayatın her alanında kilit rol oynayan bir tutumdur, bir kavramdır. Bir şeyden ya da birinden sorumlu olabilirsiniz. Kendi eylemlerinizin veya eylemsizliklerinizin sonuçlarından diğer insanlara, yetkililere ve hatta kendinize karşı sorumlu olmalısınız. Sorumluluk duygusu hem kişisel hem de profesyonel yaşamda önemli bir fark yaratabilecek en önemli niteliklerden biridir. Öğrencilik ve çalışma hayatında bu erdem, sadece görevlerin yerine getirilmesinin çok ötesine geçen çeşitli davranış ve tutumlarda kendini gösterir. Sorumluluk sahibi çalışanlar yalnızca güvenilir ve dakik çalışanlar değil, aynı zamanda kalite, inisiyatif ve etik davranışlar açısından da rol modelleridir. Olumlu bir çalışma ortamına ve bir ailenin iş yerinin, okulun uzun vadeli başarısına önemli bir katkıda bulunurlar.
O zaman bu durumda şu soruyu sormamız gerekir: Sorumluluk çocuklar için neden önemlidir?
Çocuklar ve gençler, özelikle kreş ve ilkokul yıllarında öğretmenlerine özenir ve onları örnek alırlar. Bütün toplumların genelinde kreşten yüksekokullardaki eğiticileri, sanat ve kültür insanlarını örnek alırlar. Eğitimciler, sanat ve kültür insanları, dostça birlikte yaşama, birbirine saygı ve sevgiyle yaklaşmayı öğrenmedikçe bu anlamda toplumsal bir sorumluluk taşımadıkları sürece çocuk ve gençler arasında dostça birbirinden öğrenerek büyümeleri ve olgunlaşmaları mümkün değildir. Bu durum, toplumun farklı kültür ve sosyal tabakaları arasında uyum ve birlikte yaşama isteğini zedeler. İç çatışmaların kaos ortamını hazırlamış olur. Böylece farklı sosyal kesimlerin ait oldukları toplumda kaosta, iç çatışmalardan kurtulması mümkün değildir. Kısacası, eğitimcilerin, sanat ve kültür insanlarının sorumsuzluğu, özellikle farklı sosyal tabakalardan ve kültürlerden gelen toplum kesimlerinin birlikte uyum içinde yaşama alanlarına da zarar verir. Bunlardan en çok olumsuz etkilenenler de çocuk ve gençlerdir. Toplumun kaosa sürüklenmesine ve aralarında çatışmaların yaygınlaşmasının ortamını hazırlamış olurlar. Bu nedenle eğitimcilerin, sanat ve kültür insanlarının bireysel çıkarların yerine toplumsal bir sorumlulukları vardır. Bunlar, yetişkin insanlardan daha çok çocuk ve gençlerin kendilerinden etkilendiğini unutmamaları gerekir.
Sadece Türkiye’de değil dünyanın genelinde savaşların yaygınlaştığı bu yıllarda, bu anlamda durum nasıldır?
Bunu da her ebeveyn, eğitimci, sanat ve kültür insanı kendisini sorgularsa belki bu sorunun yanıtı da bir sorumluluk anlamı taşır…
Neden? Çünkü çocuklar ve gençler yaşanan olaylarda yetişkinlerden daha duyarlıdırlar. Bu nedenle sorumluluk çocuklarda sadece bağımsızlığa değil, aynı zamanda özgüvene de yol açar. Her önemli nitelik gibi sorumluluk da öğrenilmelidir. Çocuklar için sorumluluk sadece görevleri bilinçli bir şekilde yapmak değil, aynı zamanda bağımsız bir şekilde yapmaktır. Yaptıkları işe kendi düşünce, duygu ve zevklerini ekleyebilmeleri gerekir.
Kendimize şu soruyu sorabiliriz:
Çocuk bakımı ve çocuk gelişimi konusundaki sorumluluk felsefeniz nedir?
Her çocuğun bireysel yapısı ve gelişiminin yanı sıra kişiliğine, öğrenme tarzına, ilgi alanlarına, kültürüne, mantığına ve aile geçmişine saygı, günlük etkileşimlerin yapısının ve müfredatın yönünün merkezinde yer alır. Benim söylediğim müfredat bakanlığın derslik defterindekinden farklıdır. Benim düşüncem, çocuk veya gencin doğrudan çalışmanın içinde yer alarak merkezi oluşturmasıdır.
Bu konuyu önceki yazılarımızda işlemeye çalışmıştık.
Devam edecek…














