Söz Bizde Gazetesi’nde yayınlanan iki makalenin ardından, Steinwache Müzesi hakkında yeterince detay vermediğimi fark ettim. Bu eksikliği gidermek için bir plan yaptım. Ancak Aralık ayının bu ilk gününde Dortmund’un güneşli bir hava sunabileceği hiç aklıma gelmemişti. Güneşin sıcaklığı eşliğinde, Hitler döneminin izlerini taşıyan meydanlarını, anıtlarını ve Steinwache Müzesi’ni yeniden görme fırsatını buldum.

Dortmund’un II. Dünya Savaşı’nın ağır yıkıntıları altından yeniden doğuşunun ne kadar zorlu olduğunu bir kez daha düşündüm. Kentin yeniden inşası sırasında toplumsal hafızanın canlı kalması için yapılanlar, ırkçılığın neler yapabileceğini ve insanlık dışı uygulamalarda sınır tanımadığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu düşüncelerle, Avrupa’nın gelişmiş ülkelerinde aşırı sağın nasıl toplumsal taban bulabildiğini sorguladım.

Yol boyunca sırasıyla Barış Meydanı’ndan (Friedensplatz), Hiroşima Meydanı’na ve Nagazaki’den getirilen, 1988 yılında Stadtgarten Parkı’na dikilen Barış Ağacı’na uğradım. Yolda karşıma çıkan ve tarihin izlerini canlı tutan Tökezleme Taşları’na (Stolpersteine) basarak ilerlerken, yılbaşı ruhunu yansıtan Noel pazarı ve devasa Noel ağacının etrafında insanların sıcak şaraplarını yudumladığını gördüm. Ancak ben, Nordmarkt semtine doğru devam ettim.

1932 yılında Nordmarkt halkının kadınlı erkekli Hitler faşizmine karşı yürüttüğü mücadeleyi simgeleyen anıtı fotoğraflarken, parkta kümelenmiş göçmen gençler etrafımı sardı. Çektiğim fotoğrafların kendileriyle ilgisinin olmadığını açıklamaya çalıştım. İkna olduktan sonra yanımdan ayrıldıklarında rahat bir nefes aldım. Bu kısa süreli korku ve tedirginlik içinde, Batı Almanya’nın “cehennemi” olarak adlandırılan Steinwache Müzesi’ne vardım.

Steinwache’nin İnşa ve İlk Dönem (1906-1933)
Steinwache, 1906 yılında hızla büyüyen sanayi kenti Dortmund’un işçi sınıfının yoğun olduğu Nordmarkt semtinde bir polis karakolu olarak inşa edildi. Amacı toplumsal düzeni sağlamak ve suçları önlemekti. Ancak bu bina, yalnızca asayiş görevleriyle sınırlı kalmadı.
Nazi Dönemi (1933-1945)

1933’te Hitler iktidara geldiğinde Steinwache, sıradan bir karakol olmaktan çıkıp Gestapo’nun kontrolünde bir siyasi baskı merkezi haline geldi. Yahudiler, komünistler, sosyalistler ve diğer rejim muhalifleri burada sorguya çekildi, işkence gördü ve binlerce kişi toplama kamplarına gönderildi. Yüzlerce kişi ise şehir dışında infaz edildi.
Savaş Sonrası ve Müze Olma Süreci
II. Dünya Savaşı’nın ardından Steinwache, uzun süre atıl kaldı. Ancak 1981 yılında, Nazi dönemi suçlarıyla yüzleşme sürecinin bir parçası olarak, “Dortmunder Mahn- und Gedenkstätte Steinwache” adıyla bir anma merkezi ve müze olarak yeniden açıldı. Bugün müzede, işkence gören insanların hikayeleri, fotoğraflar ve belgeler sergilenmektedir.
Irkçı Saldırılar ve Nordstadt
Dortmund, son yıllarda artan ırkçı saldırılarla sık sık gündeme geliyor. Göçmenlerin evleri ve iş yerleri hemen her gün saldırıya uğruyor. Bu saldırılar nedeniyle can kayıpları da yaşanıyor.
Altı yüz bin nüfusuyla Almanya’nın beşinci büyük kenti olan Dortmund, aynı zamanda 160’tan fazla dilin konuşulduğu çok kültürlü bir şehir. Ancak özellikle Nordstadt bölgesi, ekonomik ve sosyal ayrımcılığın yoğun yaşandığı bir yer haline gelmiş durumda. On binlerce göçmenin yaşadığı ve Alman halkının neredeyse hiç kalmadığı bu bölge.

Steinwache’den Ders Almak
Steinwache Müzesi, yalnızca Nazi dönemindeki insanlık suçlarını hatırlatan bir anı merkezi değil, aynı zamanda tarihten dersler çıkarılacak bir mekandır. Irkçılıkla mücadelenin önemini hatırlatan bu yer, geçmişle yüzleşmenin ve geleceğe dair sorumluluk almanın bir aracı olarak büyük bir değer taşıyor.Dortmund gibi çok kültürlü bir kentte, barış içinde bir arada yaşamanın mümkün olduğunu görmek, bu tür anı merkezlerinin toplumsal hafızamızdaki yerini daha da anlamlı kılıyor.
Asaf Demirhan
1.12.2024/ Dortmund














