Eğitimde ve gelişimde özellikle önemli olan bir şey vardır: olumlu geri bildirim. Bunu, görev henüz tamamlanırken çocuğunuz için eğlenceli hale getirerek, örneğin bir oyuncak toplama yarışması veya küçük bir süpürge dansı düzenleyerek yapabiliriz. Bu sadece çocuklar için eğlenceli olmakla kalmaz, aynı zamanda ebeveynin veya eğiticinin de görevlerini keyifle tamamlamasına yardımcı olur.
Tamamlanan görevleri övün ve beklentilerimizi çocuğun yeteneklerine göre ayarlamak gerekir. Bulaşık makinesinde tabak eğri duruyorsa, bunu gözlenmediğiniz bir anda düzeltmek gerekir. Hiçbir şey sürekli hatırlatmalardan ve bariz iyileştirmelerden daha kötü olamaz. Bu bir yandan özgüveni azaltırken diğer yandan da gerçek bir motivasyonun katilidir.
Küçük yarışmalar da yardımlaşmayı ve birlikte öğrenmeyi motive edebilir. Bireysel yarışma yerine grup yarışmaları tercih edilmelidir. “Hangi grup iyi şiiri okuyabilir? Bahçeyi hangi grup iyi düzenler?” Tamamlanan her görev için puan verilen bir küçük ödül düşünmekten yarar var. Kazanan derslikteyse bir kitap, bir müzik CD’si veya kaseti hediye edilir, Aile içinde yarışma olduysa kazanan akşam için tatlı ya da aile filmi seçme hakkına sahip olur. Ya da “temizlik paralarını” birlikte toplamak; eğer özenle yardım edersek, bu paralar ortak geziler ya da alışverişler için bir fona aktarabilir.
Görevlerin rutin hale gelmesi ve çocuğun bunların sorumluluğunu alması biraz zaman alır. Ancak bu çabaya değer. Çünkü bu, çocuğun daha sonraki yaşamında sorumlu davranışların temelini oluşturur ve her şeyden önce rahat bir etkileşim sağlar. Özellikle en küçük çocukların yeni şeyler denemek için kendi bireysel yolları vardır. Bu onların gelişimi için önemlidir ve bağımsızlıklarını teşvik eder. Yetişkinler de çoğu zaman çocuklarından bir şeyler öğrenebilir! Çocuğun bir fikri varsa, bunun ne ölçüde gerçekleştirilebileceğini onunla konuşmak gerekir. Çocuk bu konuda ciddiye alınırsa, özgüveni de büyük ölçüde artmış olur. Elbette bir çocuğun ne kadar bağımsız olacağı, yaşına, gelişim aşamasına ve dış koşullara bağlıdır.
Çocuklar ve gençler genellikle hayallerini görerek, dokunarak gerçekleştirmek isterler. Bu nedenle çocuğun zaten kendi başına yapabildiği şeyler konusunda cesaretlendirilmelidir. Tamamen ikna olunmasa bile yapmak istedikleri işleri elinden almamak gerekir. Farklı şeyleri erken yaşta uygulamak, bağımsızlığa ulaşmanın en iyi yoludur.
Bütün bu anlatılanlardan yola çıkarsak her ergin insan gibi çocuklar veya gençler de şu soruyu sorabilir:
“Sorumluluk almalı mıyım?” Bu sadece kendisine güvenden öte sorumluluk çok yönlü bir konudur. Örneğin iş hayatında sorumluluk. Özellikle anketlerde çalışanların çoğu daha fazla sorumluluk almak istediklerini belirtiyor. Bu, daha fazla esneklik ve seçim özgürlüğü ile el ele gider. Aynı zamanda kişisel egoyu da güçlendirir, çünkü sorumluluk taşıyanlara arkadaşları, yakınları, öğretmenleri ve eğer bir işyerinde stajyer veya çalışansalar o kurumun yetkilileri tarafından daha kolay saygı duyulur. Ancak, bir şeyler plana göre gitmezse, bu madalyonun diğer yüzüdür. “Bunun sorumlusu kim?” sorusu profesyonel bir bağlamda gündeme geldiğinde, çoğu çalışan olumsuz yanıt vermekten mutluluk duyacaktır. Bu nedenle sorumluluk almak, yalnızca ilgili faydalardan yararlanmak değil, aynı zamanda yanlış kararların sorumluluğunu da almak anlamına gelir.
Devam edecek…














