Ege’nin serin sularında cesaret ve dayanıklılık buluştu… Datça’da 20. Kış Yüzme Maratonu, soğuğa meydan okuyan sporcuların kulaçlarıyla başladı.

…
NEREDESİNİZ SAYIN
AYDIN AYAYDIN?
Tarih 13 Mart 2024’tü.
Yerel seçimler öncesi.
Akbelen Ormanı çevresindeki 190 parsel için çıkarılan acele kamulaştırma kararının geri çekilmesi kamuoyunda umut yaratmıştı.
O günlerde, AKP Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Aydın Ayaydın, bu kararın geri alınmasında bizzat devreye girdiğini söylemiş; yeşile, köylünün toprağına ve tarıma olan bağlılığını vurgulamıştı.
“Konular doğru aktarılırsa Cumhurbaşkanımız dinler ve en isabetli kararı verir. Sağolsun bizi dinledi, kararnameyi geri çekti” demişti.
Aradan yaklaşık iki yıl geçti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan bu kez Milas ve Yatağan’da 679 parsel için acele kamulaştırma kararnamesi imzalandı.
Köylüler ayağa kalktı.
Toprak için, zeytinlikler için, yaşam alanları için ses yükseldi.
CHP milletvekilleri, belediye başkanları, il ve ilçe örgütleri Akbelen’de halkla dayanışma gösterdi.
Ama bu kez bir ses eksikti.
İki yıl önce “Cumhurbaşkanına konular doğru anlatılırsa çözüm bulunur. Anlattık, sağolsun bizi dinledi” diyen Aydın Ayaydın’dan tek bir açıklama gelmedi.
Ne bir itiraz, ne bir arabuluculuk çağrısı, ne de köylünün yanında olduğuna dair bir cümle…
Sormak artık bir hak değil, bir zorunluluk.
Neredesiniz Sayın Ayaydın?
Muğla’nın köylerine ateş düştü.
Madem cumhurbaşkanı sizi dinliyor, bu ateşi söndürmek, en azından denemek sizin elinizdeydi.
Neden bu kez konuları “doğru aktarmayı” tercih etmediniz?
Halka hizmet sadece seçim dönemlerinde mi hatırlanır?
Toprak, zeytin, köylü; takvim yaprakları değişince önemini mi yitirir?
Sessizlik bazen bir kelimeden daha çok şey söyler.
Ama kamunun, toprağın ve köylünün söz konusu olduğu yerde sessizlik; tarafsızlık değil, tercihtir.
Bugün Muğla’da tercih edilen şey susmaksa, yarın bu suskunluğun yankısı toprağın altında değil, vicdanlarda büyüyecektir.
…
AKP Muğla Büyükşehir Belediye başkan adayı Aydın Ayaydın’ın yeğeni uyuşturucu iddiasıyla gözaltına alındı. Aydın Ayaydın “Şaşkınım” dedi.

…
DİSK ve Devrimci Emekliler Sendikası Bodrum şubesi üyeleri, emekliler ve asgari ücretliler için “Gelirde adalet, yaşamda onur” talebiyle 24 saatlik oturma eylemi başlattı. Eylem, Bodrum Belediye Meydanı’nda yapılan ilk açıklamanın ardından DİSK Bodrum binasında sürdürülecek.

…
ROSA 155 YAŞINDA
Rosa Luxemburg, her bastırılan grevde, her susturulan gazetede, her “şimdi sırası değil” denilen itirazda yeniden doğdu.
O, tarihin kaybedenler hanesine değil; vicdanın kazananlar defterine yazıldı.
Bugün 155 yaşında.

…
BİR BARİKATIN İKİ YÜZÜ
Devlet ayakta durur, yurttaş oturur.
Ama bu bir teslimiyet değil. Bu, yer çekimine karşı ahlaki bir tercihtir.
Ayakta olanlar düzeni temsil eder. Düz çizgiler, hizalar, emir-komuta.
Oturanlar ise hayatı. Dağınık, yaralı, konuşkan ve dirençli.
Felsefe şunu öğretir: İktidar dik durmayı sever; özgürlük ise çoğu zaman eğilir, çömelir, yere yakın olur. Çünkü toprakla temas eden bilir ki, hiçbir güç sonsuza dek ayakta kalmaz.
Burada bir an durur zaman.
Kalkanlar paslanacaktır. Üniformalar değişecektir. Emirler unutulacaktır.
Ama yere oturanların hafızası kalacaktır.
Direnmek bazen yürümek değil, çekilmemektir.
Bazen kazanmak değil, yenilmemektir.
Bazen de sadece şunu demektir.
“Beni buradan kaldıramazsın, çünkü ben burayı vicdanımla tutuyorum.”
Ve tarih, her zaman olduğu gibi, sessizce not alır.

…
HAKİKATİN SAYFASI KAPATILAMAZ
Datça’nın Sesi susturulmak istendi.
Yoğun ve organize şikâyetler gerekçe gösterilerek Facebook sayfamız geçici olarak kapatıldı.
Anlaşılan o ki birilerinin dümen suyuna set çektik.
Anlaşılan o ki gerçek, bir kez daha rahatsız etti.
Ama bilinsin.
Susacağımızı sananlar yanılıyor.
Biz sesi kısılanlardan değil,
sesi çoğaltanlardanız.
Gürültüden değil, hakikatten yanayız.
Hakikatin peşinden yürümekten vazgeçmeyiz; rüzgâr tersine de esse, yolumuzdan dönmeyiz.
Facebook yönetimiyle görüşmelerimiz sürüyor.
Bu yanlışın kısa sürede düzeleceğine inanıyoruz.
Ve bir kez daha, yüksek sesle söylüyoruz.
Yılmayız. Yıldıramazlar.

…
UMUDU ERKEN AÇANLARA İTHAFEN
Şubat’ta rüzgar, Ege’den bir haberci gibi iner yamaçlara;
taşın, toprağın ve denizin hafızasını anlatır.
İşte tam o günlerde badem ağaçları,
henüz kışın hükmü sürerken,
baharı erkenden ilan eden cesur tanrılar gibi çiçeklenir.
Derler ki Antikçağ’da,
badem ağacı sabrın sınandığı bir aşktır.
Beklemekle ödüllendirilir,
gecikerek ama en saf haliyle açar.
Datça’da badem çiçeği,
bu yüzden sadece bir çiçek değil,
umutla inat arasındaki ince çizgidir.
Pembe ve beyazın arasına sıkışmış o an,
Afrodit’in denizden çıkmadan önceki sessizliği gibidir.
Ne tam kıştır ne tam bahar.
Bir geçiştir bu.
İnsan ruhunun en çok şiire yaklaştığı eşik.
Datça Belediyesi ‘nin 12-15 Şubat tarihleri arasında gerçekleştireceği festival, aslında bir şenlikten fazlasıdır.
Bir kasabanın doğayla kurduğu kadim anlaşmanın hatırlanmasıdır.
Müzik, sokaklara dökülürken
taş evlerin duvarları ritmi tutar.
Şiir, dallara asılır.
Resim, badem çiçeğinin gölgesinde nefes alır.
İnsan, biraz yavaşlar.
Ve belki ilk kez gerçekten bakmayı öğrenir.
Datça’da Şubat,
takvimlerin öğrettiği soğuk bir ay değildir.
Burada Şubat,
baharın mitolojik provasıdır.
Henüz kimseye söz verilmemiştir ama
doğa çoktan kararını vermiştir.
Badem Çiçeği Festivali,
bu kasabanın kendine yazdığı en zarif mektuptur.
“Umudu erken açanlara ithafen.”















