sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

DATÇA’DAN SELAM VAR

Sedat Kaya Ekleyen Sedat Kaya
Haziran 18, 2023
in YAZARLAR
0
DATÇA’DAN SELAM VAR
0
Paylaş
0
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

DOKUZ KIZKARDEŞ BU TOPRAKLARDAN GİDELİ ÇOK OLDU

Biliyorsunuz.

Baştanrı Zeus’un çapkınlıkları dillere destan antik çağdan bu yana.

Havada karada, dağda ovada, çevresinde kim varsa, ne yapıyor, ediyor gönlünü çelip, ilişkiye giriyor.

Bunlardan biri de güzeller güzeli bellek Tanrıçası Mnemosyne’ydi.

Zeus, Mnemosyne’nin günlerce peşinden koştu, sonunda gönlünü çelip, muradına erdi.

Birlikteliklerinden tam dokuz kızları doğdu.

Dokuz ilham perisi.

Bu dokuz kızkardeşin her birini bir sanat ya da bilim dalının sorumlusu, koruyucusu yaptılar.

KLİO : Tarih

KALLIOPE : Destan ya da lyrik şiir,

POL YMNIA : Pantomim, dinsel şiir,

EUTERPE : Flüt,

THALIA : Çoban şiiri, komedya,

MELPOMENE : Tragedya,

TERPSIKORE : Korolu şiir, dans,

ERATO : Erotik şiir,

URANIA : Astronomi

Mitolojiye göre bilim, kültür ve sanat bu dokuz kızkardeşle birlikte başladı.

Bunlara “Mousai” dediler.

Latince Musa, Fransızca Müse.

Bizim dilimizdeki ”müze” ve ”müzik” sözcükleri de buradan gelmekte.

Tarih boyu kültür ve sanat uygarlığın ölçüsü olmuştur.

Kültür ve sanatta ileri toplumlar diğerlerinin hep birkaç adım önüne geçtiler.

Çünkü kültür ve sanat özgürlüktür, yaratıcılıktır. Bunlarda sınır tanımaz.

Çünkü kültür ve sanat birleştiricidir, düşünce ve duyguların sonsuz aktarılmasıdır.

Ben bu satırları yazarken, ajanlara bir haber düştü.

Almanya hükümeti, bu yıl 18 yaşını dolduran tüm gençlere 200 euro değerinde Kültür Kartı vermeye başlamış. Gençler bu kartla müze, tiyatro, konser ya da sinemaya gidebilecek, kitap ve enstrüman satın alabileceklermiş.

Kıskanmamak, imrenmemek elde değil.

Kadere inanmam ben.

O nedenle “Coğrafya kaderdir” sözüne de katılmam.

Eğer coğrafya kader olsaydı, binlerce yıl önce yine bu coğrafyada yüzlerce kültür ve sanat insanı yaşamazdı.

Öyle ya.

Dünya ozanlarının babası Homer İzmirli’ydi.

Dünya tarihinin atası Heredot Bodrum’lu.

Bilimin, felsefenin babası Thales Söke’liydi.

Antik çağın en büyük bilgesi Bias da Söke’li.

Coğrafyanın babası Strabon Amasya’lıydı.

Dünyanın ilk şehir planlamacısı Hippodamos Aydın’lı.

Cepte taşınabilen güneş saatlerini icat eden Eudoxus Datça’lıydı.

Dünyanın Yedi Harikasından biri olan İskenderiye Feneri’ni yapan mimar Sostratus da Datça’lı.

Jule Verne’den asırlar önce uzay romanları yazan Lukianos Adıyaman’lı.

Ressamlar prensi Perhasios Efes’li.

Geometrinin öncülerinden matematikçi Apollonius Antalya’lı.

Aşkın, şarabın ve erotizm şairi Anakreon İzmir Teoslu.

Daha hangisini sayayım.

Tiyatro bu topraklarda, bağbozumu şenliklerinde doğdu.

O nedenle Ege ve Akdeniz kıyılarımızdaki antik kentlerin hepsinde tiyatrolar var.

O kentlerdeki muhteşem heykelleri, büstleri, mozaikleri, vazo ve duvar resimlerini bu coğrafyada yaşayan sanatçılar yaptılar.

Hepsi Mnemosyne’nin kızları “Mousai”lerden ilham aldılar.

Onlar için coğrafya kader değildi.

O ilham perileri bu topraklardan gideli çok oldu.

Bugün bu coğrafyada kültür ve sanat yasaklar zinciriyle sarılmış durumda.

Son bir haftada yaşadıklarımıza baksanıza.

Mabel Matiz ve Melike Şahin’in Denizli ve Bursa konserleri iptal edildi.

Mezopotamya Kültür Merkezi’nin bugün İstanbul’da yapmayı planladığı Kürtçe masal etkinliği gerekçe gösterilmeksizin yasaklandı.

Onur haftası nedeniyle tüm yurtta düzenlenecek kültür ve sanat etkinliklerine izin verilmedi.

Hergün yeni bir yasak, yeni bir engel.

Kültür ve sanata düşman bir yönetim ile karşı karşıyayız.

Yeni kültür bakanımız geçmişte de bu görevi yapmıştı.

Bursa’da vatandaşların kapatılan müzenin açılması için yaptıkları ricalara, “Ne o, turist patlaması mı olacak” diye cevap vermişti.

Bugün bir haber daha dikkatimi çekti.

Diyanet İşleri, 2023’ün ilk beş ayında 16 milyar 448 milyon 600 bin lira harcamış.

Aynı dönemde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın harcaması sadece 6 milyar 456 milyon lira.

Diyanet’in neredeyse 3’te biri.

Bu bile herşeyi anlatıyor değil mi?

Ama tarihin ilerleyen çarkına kim karşı durabilmiş ki.

Tıbbın babası Hipokratın şöyle bir sözü var.

“Vita brevis, ars longa.”

Türkçesi; Hayat kısa, sanat ölümsüz.

O yüzden umutsuzluğa yer yok.

Evet, ilham perileri bu topraklardan gideli çok oldu.

Ama Bedri Rahmi’nin şu mısralarına kulak vermek gerek.

“Bu Anadolu var ya bu Anadolu

Bir misli menendi görülmemiş cömert ana

Bu her yanı meme bu her yanı dudak bu her yanı gül

Bu zırnık almadan veren habire veren yediveren gül

Bu Anadolu var ya bu Anadolu

Bu üç yosma denizde üç defa ıslanan

Gürbüz ırmaklar ortasında susuzluktan çatlayan

Bu Anadolu var ya bu Anadolu

Bu sapsarı sıtma bu masmavi gurur

Ne tosunlar doğurmuş ne tosunlar

Bak daha neler doğurur.”

Doğuracaktır.

İyi pazarlar…

…

İDRİS ERDOĞDU OKUR YAZAR BULUŞMASI

Datça’da yaşayan Eğitimci Yazar İdris Erdoğdu ile M. Özgür Mutlu bugün Hızırşah Kültür Evi’nde söyleşti. Datça Kültür Sanat Dayanışması’nın düzenlediği buluşmada İdris Erdoğdu’nun son çıkan öykü kitabı YaraSızlar ve bir önceki öykü kitabı İn(i)san Öyküleri üzerine gerçekleşen söyleşide İdris Erdoğdu aynı zamanda edebiyat anlayışından, coğrafyamızda yaşanagelen trajedileri, iç ve dış göçleri, ötekileştirilen kimlikleri, kayıpları, savaşları işleyen öykü temalarından bahsetti, katılımcıların sorularını yanıtladı. Söyleşinin ardından kitaplarını imzaladı. Bu keyifli söyleşiyi gerçekleştiren yazarlarımıza ve Hızırşah Kültür Evi’ni dolduran tüm Datçalılar’a  teşekkürler ederiz. İdris Erdoğdu’nun kitaplarını liman bölgesinde bulunan Le Flaneur kitabevinden edinebilirsiniz.

Datça Kültür Sanat Dayanışması Datça’da yaşayan yazarlarla okurları buluşturmaya devam edecek.

…

BUNU BARİ SEN YAPMA TİP(!)

Sosyalist bir parti kendi üyesini polise ihbar eder mi?

Bununla da kalmayıp, olaya itiraz eden 19 üyesiyle ilgili disiplin soruşturması başlatır mı?

İnanılacak gibi değil ama iddialar böyle.

İddiaların hedefinde Türkiye İşçi Partisi var.

İddia sahipleri de bu partinin üyeleri.

Olay şöyle.

Seçim çalışmalarında İstanbul Büyükçekmece TİP ilçe örgütü, genel merkezden gelen bildirileri dağıtıyor.

O bildirilerden biri için emniyet “cumhurbaşkanına hakaret” gerekçesiyle soruşturma başlatıyor.

TİP İlçe yönetiminden bildirinin sorumlusunun kim olduğunu soruyorlar.

İlçe yönetimi polise 19 yaşında üniversitede okuyan bir yoldaşının ismini veriyor.

Üniversite öğrencisi hakkında soruşturma açılıyor ve eğitim hayatı tehlikeye giriyor.

Bunun üzerine ilçe örgütünden 19 kişi olaya büyük tepki gösteriyor.

Bildiriyi hepsinin dağıttığını, ortada bir suç varsa herkesin sorumlu olduğunu söylüyorlar.

İlçe yönetimi bu kez bu 19 kişi hakkında disiplin soruşturması başlatıyor.

19 Tip üyesinin kaleme aldığı ortak metin şöyle.

“Bizler seçim öncesi yoluna baş koyduğumuz TİP’ten, seçim sonrası disiplin cezası alan 19 kişiyiz.

Büyükçekmece’deyiz.

Her iki seçimde de gecesini gündüzüne katan, sandıkların başından ayrılmayan yine biziz.

Ancak daha sonra başımıza gelenler hepimizi hem çok şaşırttı, hem de üzdü.

En çok oy çıkaran bölge olmanın karşılığını bu şekilde almak, “Doğru bildiğimizi söylediğimiz için” hor görülmek, bir kaç kişinin kaprisleri ve yanlışları uğruna dışlanmak hayal kırıklığına uğramamıza neden oldu.

“Lale devri nasıl bittiyse sülale devri de bitecek” diyen sayın başkanın izinden giderken, asıl buna benzer bir yapının TİP’in kendi içinde olduğunu görmek bizleri çok derinden yaraladı.

Şöyle ki;

Üniversiteli genç bir arkadaşımız dağıttığı TİP’ten gelen bildiri nedeniyle Cumhurbaşkanına hakaretten polisce soruşturma açıldığını avukattan gelen telefonla öğrendi. Üstelik avukat kendisine “Seni ifadeye çağıracaklar. Sakın kimsenin adını verme” diyerek olayı üstlenmesini üstü kapalı bir şekilde söylemiş.

Bu bildirileri sadece o dağıtmadı aslında. Zaten bu bildirileri o da yazmadı. İlçeden verilen bildirilerdi.

Daha sonra polisin önce ilçe başkanı Bilgehan Tuğba Tiryaki’yi çağırdığını öğrendik. Meğer üniversiteli genç arkadaşımızın ismini veren Tiryaki’ymiş!

Arkadaşımız savcılıktan okuluna da yazı gideceği için eğitim hayatının tehlikede olduğunu da belirtti.

Bunları dile getirdiğinde de gerek Tiryaki, gerekse de arattırdığı avukat tarafından sert bir dille “Sen ne yapmaya çalışıyorsun” diyerek mağdur değil de suçluymuş gibi karşılık gördü. Olup bitenleri bizimle de paylaştı.

Daha sonra Büyükçekmece İlçe Başkanı Bilgehan Tuğba Tiryaki, bu bölgedeki üyeleri yani bizleri toplantıya çağırdı. Toplantıda il başkanıyla 3. bölge sorumlusu Günçağ Aydın da vardı.

Günçağ Aydın toplantıda “Bu bildiri kontrolden geçmemişti. Bu bizim yanlışımız. Berke yoldaşımızın (Üniversiteli soruşturma açılan arkadaşımız) maddi ve manevi kaybını karşılayacağız” dedi.

Biz de “Bu olay ne zaman gerçekleşti. Neden Berke yoldaşımız evine soruşturma yazısı gelene kadar haberdar edilmedi” diye defalarca kez sorduk. Cevap alamadık.

Bunun üzerine tartışma çıktı.

Öyle ya! İlçe başkanı nasıl oluyor da genç bir yoldaşını daha ilk çarpışmada satabiliyor?

Nasıl oluyor da yaptığı bu rezilliği saklayabiliyor, kimselere haber vermiyor?

Bir ilçe başkanı. Veya il başkanı. Veya parti başkanı. O olayı üzerine alır da yine de satmaz genç bir yoldaşını, geleceğini tehlikeye atmaz; öyle değil mi?

Biz itiraz ettik diye Cengiz bey (İl başkanı) bazı arkadaşlarımızı provakatörlükle suçladı. O arkadaşlarımızın da buna cevabı sert oldu elbette. Ardından il başkanı bir de “Ben buralara kadar sizin için geldim” diye bağırmaz mı?

Vay canına. Biz bu tip olayların düzen partilerinde olduğunu sanırdık. Meğer bizde de oluyormuş!

Sonra bizi yani 19 kişiyi kapı dışarı ettiler toplantıdan.

İçeride kendileri konuşmuşlar.

Kendi kendilerine kararlar almışlar.

Bize rapor yazın demişlerdi. Biz de ortak rapor yazdık. 19 kişi olarak aramızda vatzap grubu kurduk, birbirimizle haberleşerek raporu oluşturduk.

Raporu verince bu kez de bize “Bu raporu nasıl olup da ortak yazdınız” dediler, biz de grup oluşturup öyle yazdık” dedik.

Meğer suçmuş bu!

Ertesi gün tek tek arandık.

Yıldırım gibi toplanan disiplin kurulu bizleri ihraç etmiş!

Savunmamız alınmadan hakkımızda hüküm verilmiş, kalemimiz kırılmış!

Oysa sayın başkan Erkan Baş, “Arkadaşlar biz tartışırız. Benim kararlarımı da tartışabiliriz” demişti.

Demek ki öyle değilmiş!

TİP’de de kurulmuş il ve ilçe örgütlerinde “Sülale devri!”

Kapı dışarı ediyorlar aldıkları kararları, uygulamaları eleştirenleri!

Çok üzgünüz.

Yoldaşını satanın koltuğunda oturduğu, itiraz edeni dışlayanların olduğu yerde nasıl olabiliriz ki?”

Ben bu olayı önce telefonla Erkan Baş’a, Ahmet Şık’a ve Sera Kadıgil’e sordum.

Onlardan bir açıklama bekledim ama gelmedi.

Gelmediyse duyurmak gazetecilik görevim.

Sanıyorum söyleyebilecek bir sözleri yok.

Ne kendilerine ne TİP’e hiç ama hiç yakışmadı.

…

1000 GÖZLÜ AVCI

Su birikintisinin yanındaki bir çalıya baş aşağı konmuş yeri gözlüyor.

Su içmeye gelen bir böcek, sinek, arı ya da kelebek görürse ok gibi fırlayacak.

Birbirlerine birleşmiş olan petekgözleri yaklaşık 1000 ayrı ‘göz’den oluşuyor. Görme algıları harekete çok duyarlı ve gördükleri her şeyi ağır çekimde algılıyorlar. Bu nedenle avlanma konusunda çok atik ve sertler.

İngilizler Ejderha böceği diyor.

Bizler Tayyare Böceği ya da Yusufçuk.

Post Views: 214
Önceki yazı

Face Yazıları.

Sonraki Gönderi

BAKIŞ

Sedat Kaya

Sedat Kaya

Sonraki Gönderi
BAKIŞ

BAKIŞ

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.