Yusuf Aslan Kimdir?
Yusuf Aslan Çerkez bir aileye mensup olan Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu kurucularından biridir. Yusuf Aslan, 1947 yılında Yozgat’a bağlı Kuşsaray köyünde dünyaya geldi. Çerkes bir ailede doğan babası Beşir, annesi Mediha Aslan’dır. Yusuf bir Marksist-Leninist öğrenci liderlerinden biridir. Deniz Gezmiş ve Hüseyin İnan‘la birlikte idam edilmiştir. 1966’da ODTÜ‘ye girdi ve ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü’nün üyesi oldu, Dev-Genç içinde çalışmaya başladı. Bu dönemden itibaren önce hazırlık okulunda, sonra da mühendislik fakültesinde patlak veren boykotların ve hemen ardından ODTÜ işgalinin önde gelen örgütçülerinden biri oldu 1969 yılında arkadaşlarıyla birlikte Filistin‘e gitti. Burada silah eğitimi aldı, helikopter ve uçak pilotluğunu öğrendi. Yusuf Aslan 16 Mart 1971 günü, Deniz Gezmiş‘le birlikte Nurhak‘taki gerilla grubuna katılmaya giderken Sivas Şarkışla‘da kolluk kuvvetleriyle girdiği çatışmada mesanesinden vuruldu ve Sivas Numune Hastanesi’ne kaldırıldı. Orada bir hafta tedavi gördü. Tedavisi sonrasında Sıkıyönetim Mahkemeleri‘nde yargılandı ve idam cezasına mahkûm edildi. İdamların önlenmesi için gerek Meclis’te gerek kamuoyunda ve gerekse örgüt arkadaşları tarafından çeşitli girişimlerde bulunulmasına rağmen 6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş ve Hüseyin İnan‘la birlikte asılarak idam edildi. Son sözleri:
“Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için bir defa ölüyorum. Sizler, bizi asanlar, şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz. Biz halkımızın hizmetindeyiz. Sizler Amerika’nın hizmetindesiniz. Yaşasın devrimciler! Kahrolsun faşizm!” olmuştur.
Yusuf Aslan’ın idam edildiğinde babasına verilmesi için avukatlarına verdiği son mektupta kısa bir bölüm şöyle:
“Sevgili babacığım,
Bu mektubu aldığın zaman ben ebediyen bu dünyadan göç etmiş olacağım. Ne kadar sarsılacağını tahmin ediyorum. Bir buçuk seneden beri benim yüzümden nasıl üzüntü içinde olduğunuz malûm. Bu son olayı da metanetle karşılamanızı sadece dileyebiliyorum.
Babacığım bu olaydan da annemin ve Yücel’in senin tesellilerine ve desteklerine ihtiyaçları çok. Bunun için ne kadar metin olursan hem senin sağlığın için hem de onlar için o kadar iyi olur. Elbette ki, yıllarca emek verip yetiştirdiğin bir oğlun, bir günde öldürülmesi kolay göğüslenecek bir olay değildir. Fakat siz benim ne için, kimlere karşı mücadele verdiğimi biliyorsunuz. Ben bu açıdan rahat ve vicdan huzuru içinde gidiyorum. Sizlerin de bu bakımdan rahat ve huzur içinde olduğunuzu ve olacağınızı biliyorum.…
Babacığım, cezaevinde kalan arkadaşları ara sıra yoklarsan, hallerini hatırlarını sorarsan çok memnun olurum. Her birisi oğlun sayılır. Dışarıda bizler için uğraşan dostlarımı ve dostlarını unutmayacağını biliyorum.
Mektubum burada biterken sizi, annemi, Yücel’i, ablamı, Aziz abiyi, Mehtap’ı hasretle kucaklarım babacığım… sağlıcakla kalın.”.
Hüseyin İnan Kimdir?
Hüseyin İnan 1948’de Bozhüyük, Gürün, Sivas’ta doğdu. Babası Hıdır, annesi Selver inandır. 6 Mayıs 1972’de Ulucanlar, Altındağ, Ankara)’da Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu kurucularından ve teorisyenidir. Çok okuyan İnan, Marksizm ve Leninizm’i derinlemesine incelemiş ve kavramıştır.
Hüseyin İnan, ilk ve ortaokulu Sarız‘da liseyi Kayseri‘de okudu. 1966’da ODTÜ İdari Bilimler Bölümü’ne kayıt oldu. Sosyalist Fikir Kulübü (SFK) ve bu derneğin bağlı olduğu Dev-Genç‘e üye oldu. Aynı dönemde TİP‘e üye oldu. Hüseyin İnan, 1968’de, TİP ve daha sonra MDD içindeki ayrılıklarda giderek belirginleşen gizli ve dar örgüt fikri doğrultusunda çekirdek bir grup oluşturup kır gerillası yoluyla savaşma düşüncesini geliştirmeye çalıştı. MDD fikrinden hiçbir zaman vazgeçmemiş olsa da fikrî mücadeleden silahlı mücadele yoluna karar verdi.
1966’da ODTÜ İdari Bilimler Bölümü’ne kayıt oldu. Sosyalist Fikir Kulübü (SFK) ve bu derneğin bağlı olduğu Dev-Genç‘e üye oldu. Aynı dönemde TİP‘e üye oldu. ABD 6. Filo’suna yönelik eylemin düzenleyicilerinden biri oldu. İstanbul, Ankara, İzmir, Kayseri, Malatya ve diğer illerdeki eylemlerde aktif rol aldı. Kısaca toprak işgalleri gibi kırsal yörelerdeki eylemlerde yer aldı. 1966-1967 öğretim yılında gerçekleşen ODTÜ Hazırlık boykotunun örgütlenmesine önderlik etti.
Ankara‘da, özellikle ODTÜ öğrencisi olan ve önderliğini Sinan Cemgil ile birlikte Hüseyin İnan’ın yaptığı grup, Türkiye sosyalizm tarihinin ilk silahlı örgütü olan THKO‘nun çekirdek kadrosunu oluşturdu. 23 Mart 1971’de Kayseri‘nin Pınarbaşı ilçesinde dayısının evinde Mehmet Nakiboğlu’yla birlikte misafirken gece uyurken yakalandılar.
Son sözleri, “Ben şahsi hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım. Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım. Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum. Yaşasın işçiler, köylüler ve yaşasın devrimciler!”
Hüseyin İnan idam edileceği gece babasına bu mektubu yazıyor:
“Babama, anneme, kardeşlerime ve yakın akrabalarıma,
söyleyecek fazla söz bulamıyorum.
Bir insanın sonunda karşılaşacağı tabii sonuç, bildiğiniz sebeplerden dolayı erken karşıma çıktı. Üzüntü ve acınızı tahmin ediyorum. İleride durumumu çok daha iyi anlayacağınız inancındayım.
Metin olunuz.
Üzüntü ve acılarınızı unutmaya çalışınız.
Bütün varlığımla hepinize kucak dolusu selamlar sevgiler!
Yazılacak çok şey var, fakat hem mümkün değil hem de sırası değil.
Candan selamlar.”
Avukat Halit Çelenk gözlerine bulutlar yüklenirken yutkunarak şunları söyledi “Hüseyin İnan’a çok bilinçli olarak iki yoldaşının idamını izlettiler, son anda bile bu durum ona yapılan büyük bir işkenceydi. Biz Deniz’in odasında çıkarken Hüseyin’i de getirdiler. Ayağında ayakkabısı yoktu, terlik vardı. Benim ayaklarına baktığımı fark etti. ‘Halit abi benim güzel bir spor ayakkabım var. Ancak ayakkabıyı giyinme fırsatım olmadı. Annem ile babam üzülmesinler. Ayakkabımı küçük kardeşime versinler, ’dedi. Bu duyguyu kaç insan anlayabilir?.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın mezarı, Ankara Karşıyaka Mezarlığı‘ndadır. Halit Çelenk, ailelerine üçünü birbirinden ayırmamalarını önerir. Babaları bu öneriyi kabul ederler. Ancak, üçünün aynı mezarlıkta olmasını yetkililer uzun bir tartışmanın sonunda kabul ederler; ancak üç mezarın arasına başka mezarlar konulmasını şart koşarlar. Anlayacağımız, onların idamına karar verenler, onların mezarlarının bir arada bulunmasında bile korkuyorlardı…
Devam edecek…














