7
Sevgili Engin Şirin Hocam, Mevlüt Kaplan Hocamızın İzmir’e aşık olduğunu anlatmıştınız. Bu konuda hocama soracağınız bir şey var mı?
“Benim oturduğum semtte Mevlüt Hocam’ın adının verildiği bir sokak var.
Tabii her kentte caddelere, kurumlara adı verilse az ama yine de bu da bir şey.
Fakat ben izlediğim kadarıyla belediyelerle, yerel yönetimler böyle efsane sanatçılar arasında yeterli bir ilişki göremiyorum. Yeterince destek gördüklerini zannetmiyorum. Bu konuda Mevlüt Hocam bir şeyler söyleyebilir mi?”
Mevlüt Kaplan öğretmenimiz gülümsedikten sonra yanıtladı:
“Efendim, bu soru için de teşekkür ederim. Bizimle ilgili bir konu ama ben yurt dışında gerek İngiltere’de gerek Almanya’da gerek Avrupa’nın bütün ülkelerinde halk sanatçılarına değer verdiğini gördüm. Heykellerini yaptırdıklarını parklara koyduklarını gördüm. Sokaklara adlarının verildiğini gördüm.
Kültür yerlerine adlarının verildiğini gördüm. Türkiye’mizde bu biraz geriden gidiyor. İnsana öldükten sonra değer veriyorlar. Sadece Türkiye’de mi? Ya da böyle İslam ülkelerinde diyeyim artık biraz.
Geri kalmış ülkelerde, insanlar sanatçısına gereken değeri ve önemi vermiyorlar. Ama duyarlı insanlar vardı İzmir’de. Belediye başkanı olarak çalışma yapan insanlar sanatçıları daha öne çıkarmak, sanatları daha güçlü kılmak için ortam hazırlayabiliyorlardı.
Onun için bana da herhalde kıvanayım, özeneyim düşüncesiyle, belki sanatıma daha katkısı olur düşüncesiyle oturduğum sokağa benim adımı verdiler. Tabii bundan mutluluk duydum. Gerçekten biraz da üstümde ağırlık bile hissettim.
Mademki sokak adı verilmiş bana, öyleyse benim daha çok çalışmam gerekir dediğim anlar oldu. Bunu yükümlülük hissettim. Çünkü üstümde bir görev ağırlığı hissettim.
Bana değer verildiğine göre, ben niye değerimi korumayayım, neden daha iyi çalışmayayım, neden daha çok çalışmayayım, neden daha iyisini yazmayayım diye düşündüm. O açıdan faydalı da oldu diyebilirim. Gururlandığımı da söyleyebilirim.
Onun için yapanlara da beni düşünenlere de böyle değer veren belediye başkanlarına da halk yöneticilerine de gerek milletvekili olsun, gerek bürokratlardan bizi yöneten insanlar olsun olsun, yönetimler devletler olsun devleti yöneten hükümetler olsun; bu türlü insanların sanata özen göstermesi, sanatçıya değer vermesi o sanatçının daha iyi çalışmasına yol açacaktır. Bana da bu yolu açtıkları için sokağa adımı verenlere teşekkür ediyorum. Çok sağ olun.
Sevgili Hocam, fazla zamanımız kalmadığı için bir iki soru atlayarak ama çok özel bir durum yine ama örnek de alınması gerekli olan bir durum. Hani halk arasında hep denir ya, bir söz var; söz uçar yazı kalır. Yani asıl kalan eserdir.
Siz oğlunuz Özgür ile birlikte İzmir’de toprağı bol olsun, ışıklar içinde uyusun, kızınız Özlem adına bir kütüphane kurdunuz. Dışında da sevgili eşiniz Ayten Hanım adına bir kültür sanat evi kurdunuz. Bunlar kalıcı ve geleceklere örnek, tüm insanların örnek alması gereken bir çalışma.
Siz bu düşünceye nereden vardınız? Bu kurumla neyi amaçladınız? Ne iyi ki oğlunuz Özgür sizinle omuz omuza vererek hem kız kardeşi için, hem annesi için birlikte böyle bir geleceğe bırakılacak kurum yarattınız. Kısaca amacınızı anlatır mısınız?
Şimdi benim düşüncemden daha öte çevremizde birçok arkadaşımız var. Dolayısıyla benim yanımda Özgür var, oğlum var. Ben daha çok onların düşüncelerine, onların önerilerine önem veriyorum. Ki benim öne sürmem biraz acayip olur diye düşünüyorum. Özellikle kendimizle ilgili öne çıkarma gibi bir çalışma olduğunu düşündüğüm için çevredeki insanların önerisi bana daha uygun geliyor.
Daha olgun geliyor. Bu nedenle tabii yıllar var arkamıza dönüp baktığımız zaman birçok yılları tüketmişiz.
Birikimlerimiz olmuş, yurt dışında olsun, yurt içerisinde olsun birçok insanları görmüşüz, ülkeleri görmüşüz. Oradaki sanatçılara verilen değeri görmüşüz.
O nedenle elbette ki kızım Özlem Kaplan da bizim bir bireyimiz olarak, bize destek olan bir öğretmen çocuğu olarak ve bir öğretmen olarak, Özgür de dahil biz öğretmen ailesiyiz. Çevremizde bizi sayan, seven insanlar çoktu. Hala öyle devam ediyor.
O bakımdan bir örnek aile olarak, örnek insan olarak çevremize yararlı olalım düşüncesiyle çalışıyoruz. Nitekim kitaplarımız, kültür evimiz olsun, kendi kendimize çalıştığımız yayın evimiz olsun. İsterse Mevlüt Kaplan adına açılmış olan yazma yarışmaları, ödüllü yazma yarışmaları olsun.
Bunları biz özveri içerisinde ve kendimizi de geliştirelim düşüncesiyle yaptık. Öte yandan da bir örnek olmuş bir aile, örnek olmuş eserler bırakmak suretiyle ve belediyelerden gelen bu teklifi de ya bana atamazdık. Karabağlar Belediyesi bu ortamı hazırladı.
Bu belediye başkanı yer hazırladı. Elbette ki bizim, belediye başkanına yardımcı olmak, kitap vermek, kitap almak, orayı donatmak en büyük emelimizdi. En büyük idealimiz olarak, bir öncü olarak onlar öne çıkmışlardı.
Biz onların destekçisi olmak zorundaydık. Bu amaçla Özlem Kaplan adına bir kütüphane kurduk ve örnek olsun diye düşündük. İnsanlar elinden geliyorsa, gücü yetiyorsa öne çıkan insanlar, adı olan insanların daha kalıcı olabilmesi için ve çevredeki buna benzer insanların daha değerli hale getirilebilmesi için toplumda böyle bir alışkanlığı yaratabilmenin amacıyla Özlem Kütüphane’ni kurduk.
Bu kütüphane hemen hepsinde aşağı yukarı bu düşünce hâkim oldu. Burada özen göstermeye gayret ediyoruz ve yararlı olabiliyorsak, topluma hizmet edebiliyorsak bu bizim için en büyük değerdir, en büyük alkıştır. Hepsine, herkese sizi de bu soruları sorduğunuz için çok teşekkür ediyorum.
Sağ olun. Siz de çok sağ olun. Sevgili Mevlüt Kaplan Hocam, sevgili Engin Şirin kardeşim.
Ne yazık ki şeyimizin sonuna geldiğimiz için bütün sorularımızı birlikte soramıyoruz. Ama ikinizle birlikte bir program yapmak benim için onur oldu. İnanıyorum ki Kürecik TV izleyicileri de bu programı hem TV’de hem Facebook’ta hem diğer programlarda halen anlattıklarınızı, sorduklarınızı dinleyeceklerdir.
Ve beğeneceklerine inanıyorum. Umarım ileride tekrar birlikte soramadığımız, konuşamadığımız konuları birlikte konuşabiliriz. Şu an halen ekranı başında bulunup bizim şu ana kadar sabırla dinleyen tüm Kürecik TV izleyicilerine teşekkür ediyorum.
Emek veren şu an rejide bulunan Kürecik TV yöneticilerine, çalışanlarına hepsine teşekkür ediyorum. Hepinize birlikte iyi bir akşam diliyorum. Sevgiyle hoşça kalın diyorum.
Tekrar görüşmek dileğiyle. Çok teşekkür ediyorum.
11 Şubat 2025
Molla Demirel














