İŞÇİ SINIFIYLA OLMAK
İşçi olmayan, bir işçi semtinde, kahvehanesinde oturmayan, otursa bile işçi faaliyetine girmeyen, haliyle işçilerle merhabalaşamayan işçi sınıfı partilerinin üyeleri;
kır- kent yoksulunu bilmeyen, onların yaşam biçimlerini, nerede, nasıl vakit geçirdiklerini tanımaya, bilmeye yanaşmayan partilerin üyeleri…
Objektif koşullar hızlanmaktadır. Yalnızca senin çevrende, oturduğun köyde, kasabada, şehirde değil, yaşadığın ülkenin her yerinde seni bekleyen çaresizler doludur.
Elbette herkes, her şeyi biliyordur, belki de bildiğini sanıyordur! Mesele bilmek değil, her birimde planlayarak hayata geçirmektir.
Hep genel propagandayla iş kurtarılamıyor, bir adım ilerlenemiyor, hala kaloriferlerin sıcaklığının tembelleştirmesi anlaşılamıyor mu?
Çaresizler çırpınıyor, en azından bir merhabanı bekliyor. Yıllar çabuk geçiyor. Koşullar değişiyor. Diyalektik her şeyi birbirine bağladığı gibi, her şey ileriye doğru hızla durum değiştiriyor. İşçi sınıfı partileri; kendini aşmalı, hızlanmalı, nicel birikimleri artırmalı, niteliğe geçişin öncüsü olmalı. Kendiliğinden gelişimin gerisinde kalmaya razı olmamalı, şimdiki, gelecekteki yerini planlamalı, önder olmalı. Döngüde çırpınılmamalı, varken kaybolunmamalı.
Savaşlar… Sermaye… Halklar, uluslar; işgaller, katliamlar… Ezenler, ezilenler…
İşçi sınıfından, en ezilenden yana olarak onları kazanmalı, başa geçilmeli. Siyasetin merkezi militan seyirde de işçi sınıfı olmalı. İşçi sınıfı kadroları fabrikalara, atölyelere, sendikalara, işçi mahallelerine yoğunlaşmalı.
Gelecek o ellerdedir.
O eller senin gelmeni, özgür, eşit bir gelecek için seni okumayı, dinlemeyi, seninle olmayı istiyor çünkü.
A. Sefa














