EDEBİYATTA SINIFSALLIK
Edebiyatta güncelin yanı sıra geleceği yakalamak, konusunu işçiden, ezilenden yana seçmek önemlidir. O konuya uygun estetik özelliğiyle güzelliğiyle kalıcı olabilmeli, okunabilir, akılda kalan, gerçeği gösterebilen olmalıdır. Sanatın diğer dallarında da konusu, biçimi, izlemekten zevk aldırmalıdır.
Gerek ülkemizin, gerek ülkelerimizin gerileyen koşullarında sanatın önemi öne çıkmaktadır. Tamamen A politik romanlar, suya sabuna dokunmayan şiirler, tualleri dolduran boyalı yemekler, çiçekler, çiçekler…
Faşizmin azgınlığının göründüğü şartlarda Brecht şöyle seslenmektedir sanatçısına:
“Sizler, şu an batmakta olan geminin duvarlarına çiçek resimleri yapıyorsunuz ve bunun da adına sanat diyorsunuz!”
Burada yayıncılığın ilkeleri, genelde aynı isimlerle kendini gösteren popülizmin kışkırtıcılığını da görmek gerekir. Yayımladığı kitap reklamla çok satılabilir hale getirilmekte, yayınevinin ismini büyütmektedir. Küçük, büyük tüm yayıncılığı etkilemektedir. Eserden çok yazanın ismi yazdığı eften püften de olsa hemen kabul görmektedir.
Tam da burada kültür sanata, dolayısıyla edebiyata önem verdiğini bildiğimiz işçi sınıfı partilerinin, tüzüklerine uzun uzun koyduğu doğru anlayışları, tespitleri hayata geçirilmelidir. Bilinendir ki özellikle 78 kuşağının aktif devrimcileri entelektüel birikimiyle, pratik yoğunluğunun deneyimleriyle yazmakta, çoğalmaktadır bu denemeler. Sınıf ağırlıklı yayınevleri popülizme kapılmadan kendi yazanına özen göstermeli, politik edebiyatın yanı sıra sosyal yazında da edebiyata, edebiyatçıya önem vermelidir. İnisiyatif tanınan, bilinen bir komisyonla değerlendirmeler yapabilmelidir. Konusunda şeffaf olabilmeli, yazarın, şairin önünü görebileceği, kendini eğitebileceği uyarılarda bulunabilmelidir. Gönderilen bir çalışma, alındı denilmesinden, yayımlıyoruz/yayınlayamıyoruz denilmesine dek ciddiye alınmalı, yanıtlanmalıdır. Bilinen üç beş yazarının yanında sosyal/sosyalist eserlere kapısını açabilmelidir.
Bir kez daha edebiyat, sanat dergilerine gelince; güç oranında tüm dergilere ulaşmaya, okumaya çalışılabilmelidir. Çoğu değerli, eğitici, geliştiricidir.
Ancak işçi sınıfı partilerinin, anlayışlarının dergisi öbürleriyle rekabet içinde olmadan konularıyla yazım diliyle okunabilir olmalı, çok “üst” seviyede gözüken ancak okunurluğu sıkıcıysa, zorlayansa, üç beş entelektüele hitap ediyorsa değişmeli, değiştirilmelidir. İşçi sınıfının sosyalist düzeninin uzağındaki sınıfsal ruh yansımasından vazgeçilmelidir.
A. Sefa














