sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa YAZARLAR

SİYASET GÜNLERİ-7

Engin Önen Ekleyen Engin Önen
Temmuz 9, 2023
in YAZARLAR
0
SİYASET GÜNLERİ-7
0
Paylaş
3
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

Anılar insanın hayatını gözden geçirmesine yardımcı olabilir. Benim açımdan böyle ama yazdığım zaman gözlemlerimi başkaları ile de paylaşmış oluyorum. Siyaset söz konusu olduğunda dışarıdan bakan kişilerin haberdar olmadığı bazı olaylar ve sistemin işleme mekanizmasının anlaşılmasına da yardımcı olabilir bütün bu yaşananlar.

Kongreler başlamadan önce partililerin bir kısmı, Altan Öymen’in emanetçi olduğunu düşünüyorlardı. Diğerleri ise, iyi niyetli ve dürüst bir siyasetçi olduğunu, mutlaka bir seçime onun başkanlığında girilmesi gerektiği görüşündeydiler.

Parti Meclisinde ve dışında çok sayıda potansiyel genel başkan adayı vardı. Murat Karayalçın, Fikri sağlar, Hasan Fehmi Güneş, Ertuğrul Günay vb. Bir de yerelde bunlara bağlı partililer, delegeler bulunuyordu. Söz konusu isimler zaman zaman il ve ilçeleri ziyaret ederek varlıklarını hissettirmeye çalışırlar ve taraftar toplamaya çalışırlardı.

Bir gün İl başkanlığı ve Konak İlçeyi ziyarete Ertuğrul Günay gelmişti. Biz de Türkan Miçoğulları, Ayla Umar ve eşi Bilge Umar hocamız birlikte oradaydık. Akşama da Karşıyaka’da geniş katılımlı bir parti yemeği vardı. Birlikte oraya da gittik. Yolda Türkan abla (öyle de hitap ederdik), Engin biz Baykalcıyız ama siyaset bu Ertuğrul aday olursa onunla birlikte devam ederiz türünden bir niyet açıkladı. Baykalcıların önemli bir bölümü böyle düşünüyordu.

O akşam beni Ertuğrul Günay’ın olduğu masaya oturttular. Bu önemliydi ve pek çok kişi bu olanağa sahip olmak isterdi. Tanışma ve sohbet etme fırsatımız oldu o yemekte. Ve sonra devam etti çeşitli vesilelerle. Onlardan birkaçını anlatacağım ileride.

PM üyesi ve Baykal’a en yakın kişilerden biri olan Bülent Baratalı’nın oğlunun düğünü vardı. Urla İçmeler ’deki bu düğüne ben de davetliydim. Baykal hem nikah şahidi hem de en popüler davetliydi.   

Gecenin belli bir saatinde Türkan abla, gel seni Baykal ile tanıştırayım dedi. Masasına gittik ve tanıştık. Daha doğrusu Türkan abla beni pozitif bazı ifadelerle taktim etti. Baykal’da “neler yapıyorsun?” türünden bir soru sorunca, partide yaptıklarımdan söz ediyordum ki, “siktir et onları, üniversiteyi soruyorum” dedi. Ben de üniversite ayağından kısaca söz ettim. Yan masada da o zaman ikinci adam olarak görülen Adnan Keskin vardı.

Baykal ile tanıştım ama ben de bazı arkadaşlar gibi Altan Bey ile bir seçim denenmesinden yanaydım. Gönlümden öyle geçiyordu. Bunun birçok nedeni vardı.

Baykal, PM’deki arkadaşları aracılığıyla ve bazı illerdeki yöneticiler ile Altan Öymen’i zorlamaya başladı. Bir PM toplantısında istediği kararı çıkaramayan Öymen, olağanüstü Kurultay kararı aldı. İşi ehline bırakın diye propagandaya başlayan Baykal için fırsat önüne çıkmış oldu.

Baykal Kurultay’ı kazanarak Öymen’den genel başkanlığı geri aldı. Böylece CHP’de ikinci Baykal dönemi başlamış oldu. Bülent baratalı, PM üyeliğinden MYK üyeliğine geçmişti.

Selçuk Ayhan görevden alınmış ve yerine il başkanı olarak Kemal Karataş atanmıştı. (Selçuk’un hatırlatması ile sırayı düzeltmiş olayım)

Kongreler devam ederken, artık dengeler değişmişti. Baykalcılar güçlenmiş ve kongrelerin seyri ve ekipleşmeler farklılaşmıştı.

İl kongresine üç adayla gidildi. Selçuk Ayhan, Alaattin Yüksel ve Kemal Karataş. Selçuk, Altan beye yakındı. Diğer iki aday ise Baykal’a. Kemal Karataş başkanlığında kongreye gidildi.

Kongreyi izlemek için Güzelbahçe’deki spor salonuna gittim. Delegelerin çoğunu tanıyordum. Hummalı bir çalışma ve kulis faaliyetleri sürüyordu. Vaktimi daha çok Çeşme ve Bergama grubu ile geçirmiştim. Sefa Taşkın ve Faik Tütüncüoğlu, bu iki ilçe delegelerinin başındaydı o zaman. İkisi de Baykalcıydı ve desteklerini Karataş’tan yana kullanacaklardı. Orada nasıl bir iletişim çalıştı bilmiyorum, çünkü diğer Baykalcılar ağırlıklı olarak Yüksel’i desteklediler ve seçimi o kazandı.

Bu bölümleri kısa geçip, tanıklıklarıma devam edeyim.

Profesyonel bir siyasetçi olmadığım için, bu değişimi fırsata çevirmeyi düşünmedim. Oysaki bu mümkündü. Daha önce anlattıklarımdan bu net olarak anlaşılabilir.

Arkadaşlarımızla tekrar toplantılar yapmaya başladık. Bundan sonra ne yapalım diye tartışıyorduk. Ülke genelinde de CHP çalkalanıyordu. Baykal’ın tekrar dönüşünden memnun olmayan çok fazla siyasetçi vardı. Moraller bozuktu. Aslında Baykalcı veya değil, İzmir siyasetinde ve genel merkezde yönetici olan pek çok siyasetçi dostumdu. Ya da kötü niyet beslediğim kişiler değildi.

Sefa Taşkın ile birlikte Alaattin Yüksel’i kutlamaya gittik. Hatice ablamızın çayını içtik, yıllardır olduğu gibi. Üçümüz birlikte sohbet ettik. İkisiyle de hukukum vardı. Üçümüz de ayrı tercihlere sahiptik. Bunun hiçbir sakıncası yoktu tabi.

Bu geçiş döneminde ülke düzeyinde yeni bazı arayışlar başlamıştı. Biz de pek mutlu değildik, tekrar aynı siyasete dönüleceği için. Bir yandan aramızda görüşüyor ve bir yandan da ülke genelindeki gelişmeleri izlemeye çalışıyorduk. Daha doğrusu Ankara ve İstanbul’daki CHP’lilerin Kurultay mağluplarını. Baykal’dan umutlu olmayanların yeni arayışları başlamış, eski SHP’liler ve kendini sol kanat olarak tanımlayan bazı gruplar da çalışmalara başlamıştı.

Erdal İnönü’nün SHP’yi tekrar kurabileceği beklentileri de vardı, yeni bir parti oluşacağı beklentisi de giderek yükseliyordu. Bazı arkadaşlar ile bu sürece katkı verme kararı aldık. Bunun üzerine ben istifa etmeye karar verdim. Bazıları bu konuda aceleye gerek yok dedi ama madem ki başka bir parti çalışmasına dahil olacağım, üye olduğum partiden ayrılmam zorunlu benim için dedim.

Bu kararımı açıklamak için yine öğretmenevindeki bir toplantıyı bekledim. Yeni oluşum çalışmaları konusunu tartıştık ve çoğumuz olumlu yönde görüş bildirdi, bir kısmı ise pek taraftar olmadı. Ben istifa kararımı duyurdum. Burada çok ilginç bir gözlemim oldu. Bazı arkadaşlarla grup olmuştuk adeta. Parti içinde öyle oluyor. Özellikle kadın arkadaşlar da bu daha belirgin hissedildi. Çünkü hemen hemen her gün partiye veya partililerin olduğu yerlere geliyorlardı. Parti üyeliği hem bir kimlikti hem de sosyalleşme aracıydı. İstifa ettiğinde boşluğa düşecek gibi hissettiler kendilerini.

Bunun üzerine kimsenin istifa etmek zorunda olmadığını, pekala memnun olmadıkları halde parti üyeliğinin devam ettirilmesinin de normal olduğunu söyledim. Benim istifam yeni oluşum çalışmalarına katılma niyetimle ilgiliydi. Yeni oluşuma sıcak bakan bazı arkadaşlar ise istifa konusunu biraz daha ertelemekten yanaydı. Onun için yalnız başıma istifa ettim.

Aradan zaman geçince istifa edenler ve bu çalışmalar destek verenler çoğaldı. Hatta belli bir aşamada Kemeraltında bir ofisimiz bile olmuştu.

Hepsini isim isim saymam mümkün değil tabi ama ilk aklıma gelenler arasında yine bizim Konak grubundan Yekta Varnalı, Fikret Doğan, Mustafa Moroğlu, Sinan An, Erkan Büyükkaya, Osman Özgüven, Mehmet Eriş ve daha birçok arkadaş vardı.

Ankara ve İstanbul’da da paralel çalışmalar başlamıştı. Altan Öymen, Ercan Karakaş, Aydın Güven Gürkan, İlhan tekeli, Yiğit Gülöksüz, Seyfi Oktay, Burhan Şenatalar ve daha çok sayıda tanıdık siyasetçi. Fikri sağlar ve Murat Karayalçın da benzer düşüncedeydi ama sanırım ayrı bir pozisyonda çalışmalara devam ediyorlardı.

İzmir grubu olarak bir bildiri ile kamuoyuna derdimizi anlatmaya karar verdik. Komisyon beni ve başka bir arkadaşı görevlendirdi bunun için. Ama ben yazıp, diğer arkadaşa da onaylattım. “Solda Yeni Oluşuma Çağrı” başlığını taşıyan bu bildiride neden böyle bir şeye ihtiyaç duyulduğunu ve hedefimizin ne olduğunu açıklıyorduk. Arkadaşlar metnin bir kelimesine bile dokunmaya gerek yok deyip bunu basına vermeye başladılar. Bazı gazete ziyaretleri yaptık ve bu sayede haberler yayınlandı. Cumhuriyet Gazetesi ise tam metin olarak yayınladı bu çağrıyı.

İzmir’deki bu çıkış, başta Ankara ve İstanbul olmak üzere pek çok yerde heyecan yarattı. O akşam Aydın Güven Gürkan hoca beni arayıp, metni çok beğendiğini söyleyip olan bitenler hakkında sohbet yaptı.

Ankara ve İstanbul ile yapılan görüşmeler sonucunda Yeni Oluşumun ilke bölge toplantısını İzmir Efes Otelinde gerçekleştirdik. Çevre il ve ilçelerden de katılımlar olmuştu. Bilhassa Mehmet Tüm, Balıkesir/Edremit’ten epey bir insan taşımıştı. Aydın ve Manisa’dan da katılımlar vardı.

Bu hareketlenmeler basına yansıyınca, Baykal, Erdal İnönü’ye çağrı yaparak CHP’ye zarar vermemek için böyle bir girişime girmemesini söyledi. Hemen ardından da, Hürriyet Gazetesi, Erdal Beyin İnönü vakfına bağışladığı evden kira aldığı haberini yaptı. Belli ki uğraşacaklardı. Erdal Bey bir iki gün içinde, “yetmiş yaşındaki adamdan sosyal demokrat partiye lider mi olur” açıklamasıyla ben yokum mesajı verdi. Bu mesaj yeni oluşumcular arasında soğuk duş etkisi yaptı. Ayrıca bu harekete yeni lider bulma sorunu ortaya çıktı. Hevesli çoktu ama aynen Konak kongresinde yaşadığımız gibi herkesi birleştirecek bir isim bulunamıyordu.

Bunun üzerine ikini toplantımızı Ankara’da yapmaya karar verdik ama salon toplantısı değil, ofis toplantısı. Daha dar grup ile bu sorunu konuşacaktık.

Balçova SHP eski ilçe başkanlarından Hüseyin Çorlu’nun beni ve Fikret hocayı aldığı arabasıyla Ankara yolunu tuttuk. İlk durak eski Adalet Bakanlarından Seyfi Oktay’ın evi oldu. Girişte Polis kulübesi ve korumalar vardı. Kahvaltımızı Seyfi beyin evinde yaptıktan sonra merkezde bir yerde buluşmak üzere yola koyulduk.

Arabadan inerken korumaların kapıyı açıp, başlarımızı koruma hareketlerini unutmuyorum. Elimizde çanta ve pardösüler alınıyordu hemen.

Çankaya Belediye eski başkanlarından Doğan Taşdelen’in ofisiydi hafızam beni yanıltmıyorsa, toplantı yerimiz. Toplantı başlamadan Aydın hoca yanıma geldi, annemin hastalığı konusunda biraz konuşup, geçmiş olsun dileklerini iletti. Sanırım Hüseyin’den öğrenmişti.

Biz İzmir’den üç kişi katılmıştık. Ben, Fikret Hoca ve Hüseyin. Ankara ve İstanbul katılımı daha ağırlıklıydı. Aydın hoca, Ercan Karakaş, Seyfi Oktay, Doğan Taşdelen, Altan Öymen, İlhan Tekeli, Yiğit Gülöksüz ve adını şu anda anımsayamadığım İstanbul ve Ankara’dan eski vekil veya il yöneticileri vb.

Burada bazı değerlendirmeler yapıldı ama bir sonuca varılamadı maalesef. Nasıl bir yol haritası oluşturulacaktı ve genel başkan kim olacaktı meselesinin yanı sıra bu oluşuma kimler dahil olmalı ve kimlerden uzak durulmalı gibi konular gündeme gelmişti.

Üçüncü ve son toplantımız İstanbul’da gerçekleşti. Bu defa salon toplantısı yapılacaktı. Halkçı Partinin eski genel başkanı ve SHP ile birleşmesinde fedakârlıkta bulunan Aydın Hoca üstünde az çok bir mutabakat oluşmuş gibiydi. Biz yine aynı kadro İstanbul yollarına düştük. Bu defa Aydın hocanın evine gittik toplantı öncesi. Çaylarımızı içtik, sohbet ettik. Saat yaklaşıyordu. Ama Aydın hocada ne bir heyecan ne de bir coşku vardı. Hüseyin ile Fikret hoca önceden mi gittiler salona hatırlamıyorum. Ama özel bazı sohbetler de yaptık. Daha doğrusu bazı kişiler hakkında olumsuz görüşlerini bana anlatıyordu. Bak sen iyi niyetlisin ama.. Hocam geç kalıyoruz dedikçe, boş ver, acele etme diyordu.

Ben de konuşmacılardan biriydim. İzmir Yeni oluşum adına. Salona gittik. Sıram gelince bir konuşma yaptım. Ama ben de beğenmedim hiç konuşmayı. Fikret hocaya, bugün istediğim konuşmayı yapamadım deyince, evet ne oldu öyle diye o da onayladı.

Son olarak Aydın Hoca söz aldı. Sakin sakin özetle şunları söyledi, kendisinden beklentileri bildiği için: “CHP’nin içine girdiği durumdan rahatsızım. Yeni bir oluşum fikri, bana da cazip geliyor. Ama ben sokakta, pazarda, sanat çevrelerinde, siyaset çevrelerinde bulunuyorum böyle güçlü bir beklenti görmüyorum. Ne güçlü bir şekilde yeni bir parti beklentisi gördüm ne de şahsıma yönelik büyük bir ilgiye rastladım. Dolayısıyla seçime girip, yüzde üç dört alacak bir parti için ben yola çıkmam.”

Salon resmen çöktü. Büyük bir hayal kırıklığı ve hüzün kapladı ortamı.

Sakin sakin düşündüm, haklı buldum Aydın hocayı. İzmir’e döndük. Ayrıca ben artık bu işlere bir ara vermeye karar kılıp evime döndüm. Diğer arkadaşların büyük bölümü farklı şekillerde çalışmalar devam ettiler.

Onlar gelecek bölümde.

Post Views: 185
Önceki yazı

30YILDIR YANAN MADIMAK!

Sonraki Gönderi

Face Yazıları

Engin Önen

Engin Önen

Sonraki Gönderi
Face Yazıları

Face Yazıları

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.