Önce bu soruyu sorarak konumuza başlayalım: Güven tanımı nedir?
Güven, bir insanın verdiği söze uygun olarak davranacağına, üstlendiği işi mükemmel yapacağına inanmaktır. Dolayısıyla güven, kişinin kendi hedeflerini gerçekleştirmesini başka bir kişinin özerkliğine bağlı kılması ve bu bağlamda kendi savunmasızlığını kabul etmesi anlamına gelir.
Güvenin değeri nedir? Ve “güven” kelimesini duyduğunuzda aklınıza ne geliyor?
Aklıma dürüstlük, verdiği söze bağlı kalmak, açık yürekli, açık sözlü olmak ve saygı gibi erdemler geliyor.
– Bunların hepsi benim için kişisel olarak çok önemli olan karakter özellikleridir.
Felsefeciler güveni, insanların, eylemlerin, öngörülerin ve ifadelerin doğruluğuna, gerçekliğine veya dürüstlüğüne ilişkin öznel bir inanç, duygu veya kanaat olarak tanımlıyor (kendine güven).
Bir insanın vaat ettiklerini yerine getirmesi gerektiği anlamına geliyor güven. Eğer vaat ettiklerini yerine getiremediyse kıvırmadan dolandırmadan neden yapamadığını açıkça ikna edici bir dille anlatması gerekir. Daha doğrusu karşısındakine zarar vermek için değil şartların olanak vermediği konusunda ikna etmesi gerekir. Bu durum elbette ticaret insanları için de geçerlidir.
Somut bir ifadeyle, benim için güven, insanların ve aynı şekilde şirketlerin beni kendilerine güvenebilmem konusunda ikna etmek zorundalar. Ancak o zaman bir bağ ya da ilişki gelişir ve bu ilişki olumlu deneyimlerle derinleştikçe değeri de artar.
Güven için ne gerekir?
O halde bu ipuçları ilişkimizde birbirimize daha fazla güvenmemize yardımcı olabilir:
– Güven için özellikle eğitim alanlarında eğiticilerle eğitim alanlar arasında karşılıklı güven, saygı, sevgi ve sempatisi olmalıdır.
– Üstlendiğimiz veya yapılması gereken bir işi mutlaka birbirimizle konuşmalıyız. Birbirimizle açık ve dürüst bir şekilde konuşmak, mutlu bir ilişkide her şeyin başı ve sonudur.
Nasıl sevmediğin bir insanla aynı çatı altında yaşamak istenmiyorsa, ticaret alanında ortaklık yapılmıyorsa, bir çocuk ve bir genç de kendisini sevdirmeyen, saydırmayı becermeyen bir eğitimciden ders almak istemez.
– Dinlemek, benim için konuşanın sözünü kesmeden sonuna kadar dinlemek, sevmekten bin kat değerlidir …
– Güvenilir olmalıyız …
– Birlikte zaman geçirmeliyiz …
– Manevra alanı bırakmalıyız …
– Özgüvenin güçlendirilmesini için olanaklar yaratmayı amaçlamalıyız. …
– Karşımızdaki insanın üstlendiği işi başarması için bir şans vermeliyiz.
– Birlikte yaşadığımız ve birlikte çalıştığımız insanlara karşı sabırlı olmalıyız …
O zaman şu soruyu soralım: İnsanlar arasında güven nasıl gelişir?
.
Güvenin temeli evde atılır. Aile içinde güven çok önemlidir. Çocuklar ebeveynlerinin kendilerine göz kulak olacağına güvenirler. Böyle olmadığında özgüven gelişmez ve hatta bu durum başkalarına karşı köklü bir güvensizliğe yol açabilir. Mutlu bir ortaklık, aile veya arkadaşlıkta güven vermek ve güven almak el ele gider. Çünkü güven olmadan ne özel hayatta ne de iş dünyasında ilişkiler mümkün değildir. Güvenin karşıtı ise güvensizliktir
Elbette her insanın yaşamında kendiliğinden güvendiği ya da güvenmediği insanlar vardır. İnsanın içgüdüleri, bilinçli ve bilinçsiz algılara dayalı olarak olumlu ya da olumsuz bir duyguya işaret eder. Kişisel deneyimleriniz bu konuda önemli bir rol oynar. Birini ne kadar uzun süredir tanıyorsanız, onunla o kadar çok deneyiminiz olmuştur ve güveniniz ya doğrulanır ya da hayal kırıklığına uğrar, istismar edilir ve böylece yok olur. Ne yazık ki günümüzde her şey metalaştığı için güven sevgi dostluk ve arkadaşlık ilişkileri de metala özdeşleştirilmiştir. En yakınınız sizi zayıf gördüğü bir anda ini niyetinizi güveniniz istismar eder. Hayal kırıklığına uğratır sizi.
Hatta büyük acılar çekmenize neden olabilir.
O zaman şu soruyu bana sorabilirsiniz: Güveni ne yaratır?
Güven; açık iletişim, özgün ve dürüst davranışlar, birbirlerine karşı gerçek ilgi ve son olarak da birlikte zaman geçirmeyi gerektirir. “Güvenden daha güçlü bir şey yoktur, uyuma daha fazla katkıda bulunan bir şey yoktur. Eğer eksikse, her aile ve arkadaşlık, her şirket ve her devlet dağılır. Bu olmasa, bize şu ata sözü hatırlatır:
“Yalancının mumu erken söner.” Ancak o yalancının mumu sizi uçurumun ucuna çekmişse ve orada sönerse bu uçurumdan düşmenize neden olabilir.
Gerçek dışı ve hatta yalanlar üzerine inşa edilen güven daha sonra “onarılamaz”. Çünkü ortada hiçbir zaman ortak bir güven temeli olmamıştır. Bu nedenle, başkalarının güvenini kazanmak istiyorsak en başından itibaren doğrulara bağlı kalmalıyız. Duygularımızla değil konu üzerinde kırk defa düşünüp akılla karar vermeliyiz.
Güvenin temellere ihtiyacı vardır ve bu nedenle akıl, rutinler ve deneyimi “iyi nedenlerin” kaynakları olarak tanımlamak doğru ve önemlidir. Ancak bu, güvenin temel karakteristiğini henüz yakalayamamıştır: Güven her zaman iyi nedenlerin ötesine geçmeli ve belirsizliği ortadan kaldırmalıdır.
Güvenin temeli nedir?
Güven her zaman bir belirsizlik, risk ve hayal kırıklığı olasılığı içerir ve öte yandan güvenen kişi ile güvenilen kişi için çok değerli olumlu bir anlam taşır. Güven geleceğe yöneliktir ve aynı zamanda geçmiş deneyimlere dayanır.
Güven sadece inanç ya da umuttan ibaret değildir; her zaman ’güvenin temeli‘ olarak adlandırılan bir temele ihtiyaç duyar. Bu, deneyim olabileceği gibi, kendinize güvendiğiniz bir kişinin veya kurumsal mekanizmaların güveni de olabilir.
Unutmamak gerekir ki güven geleceğe yöneliktir ve aynı zamanda geçmiş deneyimlere dayanır. Güven, başkalarının uygulama ve davranışlarına ilişkin belirsizlik ve sınırlı öngörü ile ilgilidir.
İnsanlara güven vermek için şu kuralları yaşamın olmazsa olmazı olarak kabul edecek ve uygulayacaksınız:
– Bir randevu veya toplantı için kararlaştırılan zamanda gelir (dakiklik).
– Dürüstçe fikir verecek ve yalan söylemeyeceksiniz (dürüstlük).
– İhtiyaç duyduğunuzda veya sorun yaşadığınızda size yardımcı olurlar (yardımseverlik).
– Verdiğiniz sözleri tutacaksınız (güvenilirlik).
– Kendinize ve çevrenize karşı saygılı davranmalısınız (takdir).
İnsanlar arasında var olan gelişen güven ticari alanlarda da önemlidir.
Ürün ve hizmetlere duyulan güven, özellikle ilgili ürün vaadinin veya tüketici faydalarının yerine getirilmesine dayanır. Bunları kullanarak ya da yararlanarak bunu kontrol eder ve deneyimi olumlu ya da olumsuz olarak değerlendiririz. Eğer yargı olumsuzsa, söz konusu ürüne olan güvenimiz kötü görünür.
Şirketler için de durum çok benzerdir. Ancak burada, öncelikle halkla ilişkiler çalışmaları yoluyla aktarılan, değerleri ve ilkeleri de dahil olmak üzere kurum kültürü de teste tabi tutulur.
İşte burada bir psikolojik güven veya güvensizlik baş gösterebilir.
Güven, varsayılan ve beklenen tutum ve davranışlar üzerinde gönüllü bir ilerlemedir. Güvenimiz deneyim ve değerlerimizden etkilenir. Güven öğrenilen bir davranıştır ve güven bir karardır!
Nelerin hepsi güven olarak sayılır?
Bilim insanları güveni, öznel bir kanaat, insanların, eylemlerin, anlayışların ve başka bir kişinin veya kendisinin ifadelerinin doğruluğuna, gerçeğine veya dürüstlüğüne dair duygu veya inanç (kendine güven) olarak tanımlar. Bunun için zamana ihtiyaç vardır.
Ne yazık ki günümüzde insanlar sosyal medya üzerinden güveniyor, ortaklık kuruyor hatta aşık olup evleniyor; ancak bir müddet sonra büyük bir hata yaptıklarını kavrasa da önemli darbelerle karşı karşıya kalıyor ve acı çekiyorlar.
Nasıl güven inşa edebiliriz?
Güven inşa etmek, genellikle tek tük aksiliklere karşı bağışıklığı olmayan uzun bir süreçtir. Eğer iyi bir ilk izlenim bıraktıysak, genellikle başlangıçta belli bir güven duygusuna sahip oluruz. Ancak, şüphe durumunda bu güven hızla tekrar tükenir. Bu bakımdan, güven inşa etmek nihayetinde her zaman yoğun ve samimi bir ilişki çalışmasına dayanır. Bunun dışındaki her şey keyfi ve yüzeysel olacaktır.
Güven için bir temel oluşturmak istiyorsak, şunları yapmalıyız
– Kendimizi olduğumuz gibi sunmalıyız, yani gerçek ve dürüst olmak gerekir.
– Verdiğimiz sözleri tutmalıyız veya öngörülebilir gelecekte yerine getiremeyeceğimiz bir şeyi kesinlikle söz vermemeliyiz.
– Birbirimizi daha iyi tanıyabilmek için iletişime çok zaman ayırmalıyız. Günümüzde sosyal medya, hızlı yaşam ve gelişim, ne çocukların anne ve babaları için ne de anne ve babaların çocukları ve arkadaşları için yeterince zamanı bırakmıyor. Her şey sosyal medya üzerinde kararlaştırılıyor. Bu nedenle büyük acılar yaşanıyor.
– Açık ve dürüst olmak gerekir ve her türlü eleştiriye yapıcı bir şekilde yanıt verilmelidir.
Bunları anlattıktan sonra şu soruyu da sormamız gerekir: Güvenin değeri nedir?
Geçen yüzyıllarda insanlar, birbirlerini aynı köy, mahalle, okul ve iş yerinde bir birini tanır ilişkiler içinde güvenlerini geliştirirdi. Bu süreç içinde insanlar arasında güven, sevgi ve saygı gelişirdi. „Her genç kız veya erkek kendi dengine uygun birini seçerdi “Birlikte bir çadırda yaşar, bir çulda yatar ve bir kuru ekmeği bölüşür, birlikte mutlu oluruz,“ der sevgi ve saygı ile evliliğe karar verirdi. Başka bir deyimle, “iyi günde de kötü günde de birlikte olmak“ için verilen sözlerin tutarlılığı ne yazık ki günümüzde hemen hemen ortadan kalkmış seviyesine inmiştir. Artık ekonomik dengeler, tüm insani ilişkileri değiştirebilecek başlı başına bir değer olmuştur. “İyi günde ve kötü günde birlikte olmayı“ kabullenmek ve sürdürmek değeri öyle kolayca kimsenin kucağına düşmüyor, nasip olmuyor her insana. Bu nedenle güven önce kademeli olarak inşa edilmeli ve ardından ortaya çıkan haklı beklentiler karşılanmalıdır. Hem birlikte yaşadığınız insanlara karşı sorumluluk üstlenerek etik açıdan hem de ailenizi birlikteliğinizi koruma öz- sorumluluğu gerekir. Bu her zaman kolay değildir.
Elbette güven, çalıştığınız, yönettiğiniz iş yeri ve şirketler için başlı başına önemli bir değerdir.
Ancak karşılıklı takdire dayalı güven, nihayetinde hafife alınamayacak kadar değerlidir. Şahsen, güvenin ölçülmesi zor olduğu için sıkça kullanılan “bir varlık olarak güven” ifadesini sevmiyorum. Her durumda, günümüzde gerek tanıştığım gerekse birlikte çalıştığım insanların güvenini ölçme konusunda yaşadıklarımdan dolayı biraz şüphe ile yaklaşırım. Hele her şeyin çıkara dayandığı, tenekenin boyanarak altın diye piyasaya sürüldüğü bu çağda ticari ilişkilere de çok şüpheciyim, kolay kolay birine güvenmem.
Nihayetinde tartışılmaz olan bir şey var: Güven kaybı genellikle bir ailenin dağılmasına, arkadaşlık ilişkilerinin sona ermesine ve bir şirket ortaklığına olumsuz yansır ve birlikte olmanın sona ermesinin ortamını yaratır.
Bana sorsanız güvenin bir ölçümü var mı?
Bence ölçümü, önce kendinizi sürekli sorgulamanız, sonra birlikte olduğunuz insanın yaşamına ve hareketlerine karşı hassas olmanız, onlardaki değişikliği bir güven ölçümü olmadan da hissetmenizi sağlar.
Özellikle ebeveynler, eğiticiler ile çocuklar ve gençler arasında sıkça konuşulan hatta tartışmalara neden olan konuların başında son yıllarda
Bir web sitesine güven
Sosyal ağlarda güven
Şirketlere güven
İnternette güven
Bunların hepsinin bu KI çağında elbette çok yararlı yönleri olduğu gibi bilinçli kullanılmadığında büyük zararlar verdiği için tartışılmaya yol açıyor.
18.03.2025
Molla Demirel














