Kapı açıldı. Çantayı fırlatışından Şirin olduğunu anladım.
-Dede yine kitap mı okuyorsun? Kemal Selçuk öğretmenim yine ödev verdi.
– Ne güzel işte yeni şeyler öğreneceksin.
– Ama dede, avizenin de hikayesi olur mu?
– Olur, olur. Okuduğum kitaptan başlar, dolaşırız dünyayı. Al defterini, otur karşıma.
– “Şakir Paşa Ailesi”? Bu kitaptan mı yapacağız?
– Kızım, ayraç düşmesin. Kitabı bir kenara koy. Aç kulağını, dinle, not al.
-“Zenginin parası, züğürdün çenesini yorar.” demiş atalarımız.
Şakir Paşa Bursa’da doğmuş. Bunun dışında bir yakınlığımız yok. Halikarnas Balıkçısı olarak tanıdığımız Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın babası.
-Dede, konumuz avize.
-Bekle, ona da geleceğiz.
Avrupa görmüş, modernleşmenin ve şaşanın yaşandığı, Büyükada’da yaşayan ilk müslüman Osmanlı ailesi.
Evine su tesisatı döşediğini biliyoruz. Büyük yemek masasının üzerindeki avizenin mumlarını uşak yakarken, Şakir Paşa müjdeyi veriyor. “Avrupa’da gördüm. Yakında bu avizeleri elektrikle aydınlatacağım”
Paşaların zenginlik gösterileri konaklarında yaşanır. Devleti yönetenlerin sarayları vardır. Ülkemizde hangi saraylar var?
-Evet dede. Okulumuzun İstanbul gezisinde hepsini gördüm.
Dolmabahçe Sarayı unutulmazlar arasında. Bayramlaşma salonundaki kristal avize gördüklerimi unutturur. Dünyadaki saraylar içerisindeki en büyük balo salonuymuş. Öğretmenim, avizenin, otuz altı metre yüksekliğinde, dört buçuk ton olduğunu söylediğinde çığlık atanlar oldu.
– Şakir Paşa’nın avizesini romandan okuduk. Kristal avizeyi gözünle gördün. Don Kişot’u biliyor musun?
-Yazarı Cervantes olmalı.
– Onun ülkesine yolculuk yapalım. Miguel de Cervantes’in doğduğu Toledo’ya gidelim.
Toledo Katedralinde “anıtsal canavar” olarak adlandırılan devasa bir avize vardır.
Kristof Kolomb’un Amerika’dan getirdiği mücevherlerle yapılmıştır. On Sekiz kilo saf altın, Yüz seksen üç kilo gümüş, iki yüz altmış heykelcik vardır. Beş bin altı yüz parça ve on iki bin beş yüz vidadan oluşuyor.
-Bu kadar yeter dedeciğim. Kitabını okumaya devam et. Çıkıp arkadaşlarımla oynayacağım.
Şirin ve dedesinin konuşmaları bitmişti. Oğlum yanıma geldi.
-Ne yapıyorsun baba?
-Ödev yapıyorum oğlum.
– Konusu nedir?
-”Avize mi, vazo mu ikilemde kaldım.” Deftere baktım Vazo. Yazının girişine baktım Avize.
-Yanlış hikaye yazmışsın baba, zayıf alacaksın.
-Dede yanlış kitap almış. Çehov okusa olacaktı.
Duran Çoban
20 Ocak 2025














