Kaynaklı Deneme / Felsefi Makale
Molla Demirel 20.01.2026
GİRİŞ
İyilik ve kötülük üzerine düşünmek, insanlık tarihinin en eski entelektüel faaliyetlerinden biridir. Bu iki kavram hakkında evrensel, değişmez bir uzlaşma bulunmamaktadır. İyi ve kötü; zamana, kültüre, inanç sistemlerine, niyete ve sonuçlara bağlı olarak anlam değiştirir. Bu nedenle insanlık tarihi, aynı zamanda iyilikle kötülük arasındaki sınırın sürekli yeniden çizildiği uzun bir düşünce serüvenidir.
Toplumsal şiddet, çocuklar ve gençler arasındaki zorbalık, yabancılaşma ve suç olguları tartışılırken, aslında kadim bir soru yeniden gündeme gelir: İyilik nedir, kötülük nedir ve bu ayrımı kim yapar?
ÂDEM VE HAVVA: İLK AHLAKİ DÜĞÜM
Âdem ile Havva anlatısı, iyilik ve kötülük probleminin insanlık hafızasındaki ilk simgesel ifadesidir. Yasak elmanın koparılması, paylaşılması ve ardından gelen cennetten kovuluş, yalnızca bir dinsel anlatı değil, aynı zamanda bir ahlak felsefesi problemidir.
Havva’nın elmayı koparması, yasağın ihlali olarak kötülük şeklinde yorumlanabilir. Ancak aynı eylem, özgür iradenin ilk görünümü ve bilinç kazanımının başlangıcı olarak da okunabilir. Tanrı’nın cezalandırıcı gibi görünen tavrı ise insanı sorumluluk sahibi, ahlaki özne haline getiren bir kopuş olarak değerlendirilebilir.
Bu anlatı, iyilik ve kötülüğün insanla birlikte doğduğunu ve birbirinden kesin çizgilerle ayrılmadığını gösterir.
FAUST: MODERN İNSANIN AHLAKİ TRAJEDİSİ
Goethe’nin Faust eseri, bu kadim soruyu modern insan bağlamında yeniden üretir (Goethe, 1808). Faust, hakikati arayan bilge bir figürdür; ancak Mephisto aracılığıyla geçici hazlara, küçük mutluluklara ve bencil arzulara yönlendirilir.
Mephisto’nun kendini tanımlayışı, kötülüğün doğasına dair çarpıcı bir bakış sunar: “Ben her zaman kötülüğü isteyen ama her zaman iyiliği yaratan gücün bir parçasıyım.” Bu ifade, kötülüğün çoğu zaman iyiliğin görünür olmasına aracılık ettiğini ima eder.
Faust’un hikâyesinde trajedinin kaynağı şeytandan çok insanın kendi seçimleridir. Gretchen’in yıkımı, bir annenin ölümü ve bir çocuğun kaybı, özgür iradenin sorumlulukla birleşmediğinde yıkıma dönüştüğünü gösterir.
SORUMLULUK VE ÖZGÜR İRADE
Bu bağlamda kötülüğü yalnızca dışsal güçlere atfetmek, insanın ahlaki sorumluluğunu ortadan kaldırır. Goethe’nin Faust’u, kötülüğün kaynağını metafizik varlıklardan çok insan iradesinde temellendirir. Bu yaklaşım, modern etik düşüncenin de temel varsayımıdır: İnsan özgürdür ve özgürlüğü, sorumluluğu zorunlu kılar.
FELSEFİ YAKLAŞIMLAR
Felsefe tarihinde iyilik ve kötülük farklı ölçütlerle tanımlanmıştır: Felsefe tarihi boyunca çeşitli düşünürlerce iyiliğin kaynağı konusunda insanlık var olduğundan beri konuşuluyor ve tartışılıyor Gerçekten neyin vicdan, akıl, bilgi ve ahlaki açıdan iyi, neyin kötü olduğu her zaman açık değildir ve epey uzun bir zamandır felsefi düşünceyi kışkırtan bir konu olmuştur.
“İnsanlar neden iyilik yapar?” ya da “İnsan doğuştan iyi midir?” gibi soruların yanında “Dünyada neden kötülük vardır?” ve “Kötülüğün varlığı Tanrı’nın var olduğu düşüncesiyle çelişir mi?” gibi çetrefilli konular üzerindeki tartışmalara ilişkin görüşler dile getirilmiştir. Zaten felsefe insanı tartıştırmayı sürekli soru sormaya teşvik eder temel işlevi budur.
Hacı Bektaşi Veli ceylan ile aslanı kucaklar bununla eğitilen ve aç kalmayan hiç bir canlının bir birine zarar vermeyeceğini insanlığa anlatıyor ve öğretir. Aç kalan canlı bir başka çanlıya saırarak, şldürerek kendisini duyurur ve varlığını sürdürür. Ancak insandan akıl bilgisi, birikimi var. Birlikte üretmek ve birlikte bölüşmek sadece bilgiyle kalmaz akla , vicdana ve ahlaka uygun olmasını iyi olarak görürç Onun için Yunus Emre şöyle der: “Varlığı da yokluğuda kendinden ara.“ Alevlikteki “Lokma“ eşit bölüşmeyi gösterir. Böylece bölüşmenin iyi ama eşitsizliğin kötü olduğunu kanıtlamayı amaçlamaktadır.
- Sokrates, kötülüğü cehaletle ilişkilendirir; bilen insanın kötülük yapmayacağını savunur (Platon, Savunma).
- Platon, iyiliği ezelî ve ebedî “iyi ideası”na uygunluk olarak tanımlar (Platon, Devlet).
- Aristoteles, iyiliği erdemli yaşam ve “orta yol” ilkesiyle açıklar (Aristoteles, Nikomakhos’a Etik).
- Epikür, iyiliği mutluluk, kötülüğü acı kavramlarıyla ilişkilendirir (Epikür, Mektuplar).
- Kant, iyiliği ödev ahlakı ve ahlak yasasına uygunlukla temellendirir (Kant, Pratik Aklın Eleştirisi).
- Bentham, faydacılık anlayışıyla iyiliği toplumsal fayda üzerinden tanımlar (Bentham, 1907).
Bu yaklaşımlar, iyiliğin tek bir ölçüte indirgenemeyeceğini, ancak insan merkezli bir etik anlayış etrafında birleştiğini göstermektedir.
KÖTÜLÜK: BİR YOKLUK OLARAK VARLIK
Nevzat Tarhan’ın yaklaşımı, kötülüğü ontolojik bir varlık olmaktan çok ahlaki bir boşluk olarak tanımlar. Tarhan’a göre kötülük, tıpkı karanlığın ışığın yokluğu olması gibi, iyiliğin yokluğudur (Tarhan, 2015).
Bu yaklaşım, kötülüğü mistik bir güçten ziyade, insan davranışlarında ortaya çıkan bir eksiklik olarak konumlandırır. Hannah Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” kavramı da benzer biçimde kötülüğün şeytani değil, çoğu zaman düşüncesizlikten ve itaatten doğduğunu ortaya koyar (Arendt, 1963).
SONUÇ
Masum bir insanı öldürmenin kötü, ihtiyaç sahibine yardım etmenin iyi olduğu konusunda evrensel bir sezgisel uzlaşı vardır. Ancak idam, kürtaj ve ötenazi gibi meseleler, iyilik ve kötülüğün kültürel, tarihsel ve inançsal boyutlara bağlı olarak değiştiğini gösterir.
Bu nedenle mesele, yalnızca iyilik ve kötülüğün tanımı değil; insanın hangi koşullarda, hangi bedellerle ve hangi sorumluluk bilinciyle seçim yaptığıdır. İyilik ve kötülük, insanın özgür iradesiyle şekillenen bilgi birikimi, akıl, vicdan ve ahlaki bir tercihler alanı olarak varlığını sürdürmektedir.
KAYNAKÇA
Arendt, H. (1963). Eichmann in Jerusalem: A Report on the Banality of Evil. New York: Viking Press.
Aristoteles. Nikomakhos’a Etik. Çev. Saffet Babür. Ankara: BilgeSu Yayıncılık.
Bentham, J. (1907). An Introduction to the Principles of Morals and Legislation. Oxford: Clarendon Press.
Epikür. Mektuplar ve Özdeyişler. Çev. Sabahattin Eyüboğlu – Azra Erhat. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları.
Goethe, J. W. von. (1808). Faust. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları.
Kant, I. Pratik Aklın Eleştirisi. Çev. İoanna Kuçuradi. Ankara: Türkiye Felsefe Kurumu.
Platon. Devlet. Çev. Sabahattin Eyüboğlu – M. Ali Cimcoz. İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları.
Platon. Savunma. Çev. Furkan Akderin. İstanbul: Say Yayınları.
Russell, B. Batı Felsefesi Tarihi. Çev. Muammer Sencer. İstanbul: Say Yayınları.
Tarhan, N. (2015). İnsan Psikolojisi ve Ahlak. İstanbul: Timaş Yayınları.
Bauman, Z. Modernlik ve Holocaust. Çev. Süha Sertabiboğlu. İstanbul: Sarmal Yayınevi.














