sozbizde.com
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
  • ANA SAYFA
  • POLİTİKA
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • SPOR
  • MEDYA
  • YAZARLAR
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
sozbizde.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle
Ana sayfa GEZİ

GEZİ NOTLARI. -5

Duran Çoban Ekleyen Duran Çoban
Ekim 12, 2025
in GEZİ, YAZARLAR
0
GEZİ NOTLARI. -5
0
Paylaş
36
Gösterim
Share on FacebookShare on Twitter

29 Eylül 2025- Hive – ÖZBEKİSTAN.

Buhara’dan çıktığımızda yolun uzun süreceğini biliyorduk. Yol çalışmaları tuzu biberi oldu. Akşam saat onda Hive’ye gelebildik.

Yolda geniş düzlüklerden, çöllerden geçtik. Önceki gibi karpuz sergileri de yoktu. İnsan da yoktu ortada. Küçük çalılık, boş araziler. Bulduğumuz bir iki tesiste ihtiyaç molası verdik. Bir seferinde otobüs gaz doldurdu.

Araçlar, benzin yada mazot kullanmıyor. İstasyonlarda Metan gazı satılıyor. Bütün araçlar Metan  veya propan gazı kullanıyor.

Otobüs iki katlı formatında. Şöför aşağıda, önden ve arkadan yüksek merdivenler ile oturma yerlerine çıkılıyor. Uzun bir araç, her birimize bir kaç koltuk düşüyor. Otobüsün altında bagaj yeri var. Geri kalanı gaz tankları dolu. Gaz almaya başlayınca bir saat sürüyor.

Ceyhun Nehri’ni uzun bir demir köprü ile geçtik. Aynı köprüde tren geçişi de var. Burası Kara kum ile kızıl kum çöllerinin biirleştiği bölge.

Hive, son durağımız, iki gece buradayız. Şehir ikibinbeşyüz yıllık bir tarihe sahip. Karakum çölü’nün merkezinde, Amuderyanın sol kıyısında. Hive şehrine, “gökyüzü altında ki açık müze ” derler.

Sabah, İç kale’yi gezmeye başlıyoruz. Muhammet Emin Han medresesi, yanında yaptırmaya başladığı minare yarım kalıyor. Savaşa gidiyor, dönmüyor. Kardeşi Abdullah minareyi devam ettirmiyor. “Tamamlarsam, benim adım ile anılır, ağabeyimin ismi tarihe geçsin” diyor.

Muhammed Emin Han’ın cenazesi yerin altına konmuyor, toprak kirlenmesin diye. Doğa’ya saygı büyük. Sanduka ile toprağın üstünde.

Evler tek katlı, kapılar ahşaptan ve süslü.

Hive hanlığının  yazlık cami, seramikler ile süslenmiş. Bu güzel işçiliği cinler yapıyor söylentisi oluşmuş. Abdullah ustanın adı Cin’e çıkmış. İç kalede, 64 medrese, 92 adet cami vardı. Günümüzde beş cami kalmıştır. Medrese kalmamıştır.

Saray içinde camiden sonra darphaneyi geziyoruz. Bu topraktan geçen medeniyetlerin seyrini izliyoruz.

Bu şehir beş kere yıkılmış, altı kere yeniden yapılmıştır.

Pehlivan Mahmut çölde giderken su arıyor, bir kuyudan su çıkıyor,  içince, tatlı su anlamında, “hiva” diyor. Hive ismi buradan geliyor.

Pehlivan Mahmut sokağından İslam hoca sokağına geçiş yapıyoruz. İslam hoca babasının yerine vezir oluyor. Beş dil biliyor. Veziri ekber adını alıyor. Kızını Han ile evlendiriyor.

Medrese yaptırıyor, burada, en yüksek minareyi yaptırıyor. Minarenin boyu 57 metre.

Harzemşah hükümdarı Celaleddin, Cengiz Han istilasına karşı direniyor. Dayanamıyor Anadolu’ya kaçıyor. Diyarbakır’da çadırında dinlenirken bir köylü tarafından öldürülüyor. Mezarı Diyarbakır’da.

Binaların sütunları kara ağaçtan yapılıyor. Ağaç kesildikten sonra kınaya yatırılıyor, daha sonra toprağa gömülüyor. Böylece çürüme testi yapılıyor. Sonra pamuk yağına yatırılıyor. Ağaç yumuşatılıyor,  desen vermek kolaylaşıyor. Sütunların altına deve tüyünden keçe konuyor. Sütünları nemden korusun diye.

Memun akademisinde zamanın bilim insanlarını tanıdık, en dikkat çekici olan, sıfırı bulan El Harezmi oldu.

Taş hareme geldik. Hive hükümdarının, dört eşi, kırk cariyesi var. Dört hanımının odasından Han, odasına gizli geçit yaptırıyor. Kadınlar boyunlarında beş kilo altınla dolaşıyor. Her an, Han, boş ol derse, altınları kendinde kalsın diye.

Muhammed Rahim Sami kırk yedi yıl savaşsız ülkeyi yönetmiştir. İlk fotoğraf makinesi onun zamanında ülkeye gelmiş. İlk Hanın boy fotoğrafı çekilmiş. Müzede orjinal fotoğraf duruyor. İki metre iki santim, heybetli bir adam.

Eski şehrin çıkışında, Yerel müzik, folklorik gösteri, müzikal sunumu ile gezimizi tamamladık..

Hive şehri, Özbekistan’ın batısında, doksan üç bin nüfusu var. Tarihi şehir, İçan Kalesi olarak adlandırılır. Altıncı y.y. dan beri yerleşim yeridir. 1512 yılında Hive hanlığının başkenti olmuştur. İçan kalesi 2.2 km  surlarla kaplı, UNESCO’nun dünya miras listesindedir.

Kunyak kale, eski kale kompleksidir. Taş Hovli sarayı, 19 yüzyıl mimarisi örneğidir. Cuma camisi, 218 ahşap sütunlu tarihi binadır. Pehlivan Mahmut türbesi şehrin koruyucu azizinin, mezarıdır. Allakuli Han i güzel çini işçiliği ile ünlüdür.

Günümüzde tarihi kentin sokaklarında hediyelik eşya dükkanları vardır. Tarihi dokuya dokunmadan, kale içindeki evlerde insanlar yaşamaktadır. İçinde otel, çay bahçeleri, cafe-lokantalar, olan, yaşayan bir şehir.

Bir günde gezmek mümkün olsa da, gelip geçen kültür, medeniyetleri, kahramanlarını akılda tutmak mümkün değil.

Orta Asya’da ve Anadolu’da, Arap ve Fars  etkileşimini ya da asimilasyonunu çıkardığında, geriye ortak Türk kültürü kalır. Tengri inanç, kültür değerlerini her şeye rağmen koruduklarını, yaşadıklarını görebiliriz.

İki gecedir, akşam yemeklerini, eski şehrin batı kapısının karşısındaki Qala restaurant ( Kale restoran )’da yedik. Çok memnun kaldık.

Aslında bu gece gezimizin son gecesiydi. Talihsiz bazı gelişmeler yaşadık. Yarın gruptan dokuz kişi dönecek. Sabah birlikte  çıkacağız. Kahvaltılık, kumanya olarak otobüste veya uçakta yiyeceğiz, arkadaşları Ülgeç havaalanından yolcu edeceğiz.

Kalan on yedi kişi aynı otobüs ile Buhara’ya döneceğiz.

Yarın gece Buhara’da konaklayacağız. Öbür gün İstanbul’a uçuyoruz. Bir günlük gecikme ile dönmüş olacağız. Her şeyin başı sağlık, sadece ölüme çare yok. 

O kadar geziyorum. Dünyanın her coğrafyasında, masallar aynı, Nasreddin Hoca hikayeleri bile benzer. Ama ölümsüzlük ilacı masallarda var. İnsanoğlu böyle bir hayalin peşinde koşmuş. Rockefeller bile kaç kere kalbini değiştirmiş. Ama çare yok, sonunda hiç istemese de veda etmiş.Sağlıklı yaşamak güzel şey, değerini bilene.

30 Eylül 2025 – Buhara – ÖZBEKİSTAN.

Sabah saat altıda otelden ayrıldık. Yedi arkadaşımızı Ülgeç havaalanından yolcu ettikten sonra Buhara’ya doğru yola çıktık.

Seyhun ve Ceyhun ırmakları arasında yer alan Kızıl kum çölünde ilerliyoruz. Orta Asya’da aşılması zor çöllerdendir. Yine de Irmakların arasında olması avantajdır. Kazınca su çıkabilir. Çölde sıcaklık 56 dereceyi bulduğu olmuştur.

Hive ye giderken gece geçtiğimizden farketmedik. Ceyhun Nehrini geçmek için demirden uzun bir köprü var. Köprü kara yolu, aynı zamanda tren yolu. Gelirken tren geçişine rastladık, uzun bir katar geçti, karayolunda karşılıklı kuyruk oluştu. Tren geçişi sonrası sıra ile yol açıldı.

Bu geçiş sonrası Kızılkum çölü, Karakum çölüne birleşiyor, Türkmenistan sınırlarına doğru devam ediyor.

Otuz beş milyon nüfuslu Özbekistan’ın yüzölçümü ülkemizin yarısı kadar.

Bir kez acil ihtiyaç molası verdik. Tuvaletlerde su yok. Lavabonun önüne şişelere su koymuşlar. Çölde rastladığımız ilk gecekondu mekan olduğu için bütün otobüsler durmak zorunda. Bu ilkellik içinde kuyruk oluyor. Her yerde iki, üç som olan tuvalet ücreti, turistik tarife, beş som.

Emir Timur döneminde sadrazamlığa kadar yükselen Ali Şir Nevai, devlet adamlığının yanında Türk edebiyatında önemli bir kişidir.

Farsçanın resmi dil olduğu bir dönemde, Türkçenin, Farsçaya üstünlüğünü anlatan, iki dili karşılaştıran kitaplar yazmıştır. Ülkemizde herkesin bildiği, Ferhat ile Şirin, Leyla ve Mecnun bilinen eserleridir.

Bu coğrafyada Türk beylikleri ya da devletleri birbiri ile savaşarak birbirlerini yok etmişlerdir.

Timur ve Yıldırım Beyazıt arasında 1402’de yapılan Ankara savaşı, yerel rehberimiz tarafından, öğrendiğimiz tarih bilgisinden farklılık gösteriyor.

İki Türk padişahı arasında mektup savaşı yaşanıyor. Timur’un hedefinde Çin seferi var. Yıldırım Beyazıt’a yazıyor, “ikimiz de Türküz, savaş yapmayalım. Sen batıya git, ben doğuya gideyim. Dünyayı fethedelim.”

Beyazıt mektuplarla hakaretlere devam ediyor. İkna olmuyor. Mektuplar küfüre dönüşünce, Timur, Çin seferini erteliyor, Ankara’ya gidiyor. Beyazıtı kuşatıyor, eşini esir alıyor. Beyazıt’ı öldürmüyor. Beyazıt yüzüğündeki zehiri içiyor ve ölüyor. Timur, Osmanlı’yı Beyazıt’ın dört oğlu arasında paylaştırıp geri dönüyor. Yarım kalan Çin seferine yöneliyor. Ardından Beyazıt’ın  oğulları arasında savaş çıkıyor. Bilinen fetret devri başlıyor.

Türk Devletleri’nin her zaman hedefinde olan Çin İmparatorluğu Türkleri birbirine düşürmekte başarılı olmuştur.

Bu bölge ipek Yolu ile baharat yolunun buluştuğu kavşak olması sebebiyle her dönem büyük devletlerin hedefidir.

Yazımı Rehberimiz E. Baki Özkan’ın tur kitabı için yazdığı önsöz ile bitiriyorum. Sağlıkla güzel günlerde görüşmek dileği ile.

5 Ekim 2025

Duran Çoban

 Dikili

Post Views: 372
Önceki yazı

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR’LIK)

Sonraki Gönderi

GELENEKSEL HAFTA SONU MANİLERİ

Duran Çoban

Duran Çoban

Sonraki Gönderi
GELENEKSEL HAFTA SONU MANİLERİ

GELENEKSEL HAFTA SONU MANİLERİ

  • Çok okunanlar
  • Yorumlar
  • Son Haberler
Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Taşın Vicdanı, Suyun Dili

Ekim 12, 2025
BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

BİRAZ DA BİZ ÇOCUKLARI DİNLEYİN !

Mart 9, 2025
Ceviz Ağacının Hafızası

Ceviz Ağacının Hafızası

Ağustos 27, 2025
Bir çakma kilise iki yoldaş…

Bir çakma kilise iki yoldaş…

Ağustos 25, 2022
Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

Savaş Mağduru Öğrencilerden Mektup Var

0
Nebati Margarinler Çağı

Nebati Margarinler Çağı

0
Pirus Generali

Pirus Generali

0
Bizden Karikatürler

Bizden Karikatürler

0
Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Güncel Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026
ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

ULVİ PUĞ’DAN (PAZAR”LIK”)

Mayıs 31, 2026
Mustafa Yıldız’dan

Mustafa Yıldız’dan

Mayıs 31, 2026

Kategorilere Gözat

  • BASINDAN
  • BİLİM TEKNOLOJİ
  • BİZDEN KARİKATÜRLER
  • ÇEVRE
  • ÇİZER
  • DÜNYA
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • GENEL
  • GEZİ
  • GÜNCEL
  • GÜNÜN SÖZÜ
  • Hafta Ortası Karikatürü
  • İMECE DER
  • KADIN
  • KİTAP TANITIM
  • KONUK YAZAR
  • KÖŞE YAZISI
  • KÜLTÜR VE SANAT
  • MEDYA
  • MİZAH
  • MÜZİK
  • ÖYKÜ
  • ÖZEL HABER
  • ÖZEL RÖPORTAJ
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • ŞİİR
  • SOSYAL MEDYADAN
  • SÖZ BİZDE
  • SÖZ SİZDE
  • SPOR
  • STK
  • TURİZM
  • Uncategorized
  • YAZARLAR
  • YEREL YÖNETİMLER
  • YORUM

Son Haberler

Murat Asın çizdi…

Murat Asın çizdi…

Haziran 3, 2026
ELLERİNDE PATLADI!

ELLERİNDE PATLADI!

Haziran 1, 2026


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Görüntüle


Künye: İmtiyaz sahibi: Engin Şirin

Genel Yayın Yönetmeni: Engin Şirin

Yayın Kurulu: Abit Dursun, İlhan Çifçi

Mazlum Vesek, Mustafa Yıldız

İletişim Bilgileri: 0533 656 43 73



Köşe yazıları yazarların görüşlerini ifade etmektedir. İçeriklerine ilişkin her türlü sorumluluk yazarına aittir.


© 2025 Sözbizde Tüm Hakları Saklıdır.